1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. MUHAMMEDİ DEVRİM!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

MUHAMMEDİ DEVRİM!

A+A-

Gerek sosyal medyadan ve gerekse yazılı basından zaman zaman alıntılar yaparak, zaman zaman da önemsediğim bazı fikir, görüş ve düşünceleri insicamı bozmamak adına hiç kırpmadan verdiğime tanık olmuşsunuzdur. Dini konularda da, kendime göre, az da olsa, köklü bir altyapım olduğundan değindiğim oluyor. Bu manada, fikrine tamamen katıldığım bazı hoca efendilerin görüşlerinin olduğu gibi, bazen kısmen katıldığım ve bazen de hiç katılmadığım görüşler olabiliyor. Ama hiçbirine saygı ölçüsünü göz ardı ederek hakaretamiz eleştiriler getirmiyorum. Eleştirilerin tamamı edep çerçevesinde sevgi ve saygı ölçüsünde olmasına özen gösteririm.  
Bu çerçevede üzerinde bazı düzeltmeler yaparak geçen gün Ramazan Tevhid imzalı sosyal medyadaki bir düşünceyi köşeme taşıma ihtiyacını hissettim ve zat diyor ki: “Dini ritüellerden, kıldan, bezden, takkeden sarıktan, sakaldan ve cübbeden ibaret gören insanlar Muhammedi inkılapların değerini kavrayamaz ve anlayamaz.
Muhammedi devrimin vahiy ile ortaya koyduğu toplumsal değişim ve dönüşüm inkılapları ahlakidir.
Peygamberimiz Muhammed (as) takke, cübbe, fes, başörtüsü, şalvar ve sarık devrimi yapmadı, böyle bir sorunu da yoktu.
Onun devrimleri ruhlara, kalplere ve zihinlere idi!
Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara, katılaşmış vicdanlara idi... 
O, kimseyi bir diğerinin farklılıkları ile çatıştırmadı, ayrıştırmadı ve ötekileştirmedi.
O faiz ve tefe döngüsü ile insanları köleleştirmedi, kulu kula, kul etmedi.
O, malı belli bir sınıfın tekelinde tutmadı, paylaşmayı ve dayanışmayı getirdi.
O, ezenlerin, hâkim sınıfların, kervan sahiplerinin yanında değil; ezilenlerin safında yer aldı.
O ne bir servet biriktirdi, ne kâşanelerde, saraylarda yaşadı; ne de bu ve buna benzer şeyleri miras bıraktı. 
O, kadınların bedeninin bir ücret karşılığında satılıp vergilendirilmesine müsaade etmedi.
O, işleri danışma ile istişare ile ve çoğulculuk ile gördü. Emaneti ehline verdi, liyakatli ve ehliyetli olanları idareci seçti.
O, kimsenin inancına baskı kurup din dayatmadı. Dinde zorlama yoktur dedi! Tebaasındaki farklı inanç sahiplerinin vergisi ile kendi dindarını finanse etmedi.
O, kadının bir eşya, meta olduğu bir dönemde, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir coğrafyada kadına, miras hakkı, şahitlik, hukuki boşanma, salatla eğitim, zekât ile ticaret yapmasının önünü açtı.
O, azınlıklara asimilasyon ve Arap milliyetçiliği gütmedi, Araplığı ile övünmedi!
O, hukukta tarafsızlığı getirdi, hür ise hür, köle ise köle, dedi. Kimse, kimsenin suçunun cezasını çekemez dedi. Suçların bireyselliğini getirdi. Hukukta tarafsızlığı ve adaleti sağladı. Marufa uygun işlerini gördü.
O, erdemli davrananları, salih amel sahiplerini, sakınanları üstün tuttu. 
O, asla ne bir zorba, ne bir bekçi ne de bir vekil oldu. Din polisliği, zabıtalığı yapmadı.
O, ne bir darbe, ne bir polis ve ne de bir jandarma gücü ile insanlara hükmetti. 
O, sadece içerisinde yaşadığı toplumun sosyal, siyasal, iktisadi ve içtimai ahlakı ile inancı ve yaşam biçimi ile onları yüzleştirdi, onu sorguladı ve onu değiştirdi. Topluma hak, eşitlik, özgürlük ve adalet prensipleri ile yepyeni bir toplum modeli inşa etti. Farklılıklara bir arada barış içinde zulmetmeden nasıl yaşanacağını gösterdi.
Her yönü ile mükemmel, tam bir devrim. Kur'an'a göre toplum düzeni kurmak.
Bugün kendine Müslümanım diyenler, peygamberlerini tanımıyorlar bile”
Aslında bu son cümle her şeyi özetliyor.  Bizlerin ne kadar çok “kitaba uyduğumuzu” değil; ne kadar da çok “kitabına uydurduğumuzu” gösteriyor. Erdemli insan olmanın yol ve yöntemlerin hangisine bir Müslüman olarak karşı çıkabiliriz ki? İslam’ın bir değerler manzumesi olduğunu bunlardan herhangi birinin eksik olması halinde üçlü sacayağının birinin topal olacağı aşikârdır. Ritüellere, şekilciliğe ve görsele kafayı takarak mı iyi bir Müslüman olunur yoksa yukarıda zikredilen erdemlilik ihtiva eden değerlere sahip olunarak mı iyi bir Müslüman olunur? O sorunun cevabı, kamu vicdanında saklı.           
M. Zeki CANŞİ

Bu yazı toplam 1050 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.