1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. “MÜSLÜMAN ZULME MEYLETMEZ, ZULME RIZA GÖSTERMEZ”
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

“MÜSLÜMAN ZULME MEYLETMEZ, ZULME RIZA GÖSTERMEZ”

A+A-

Şehit kanıyla yoğrulan vatanımızın üzerinde operasyon yapmak isteyen şer güçlerin fitnesine bilmeden alet olanlar, şu ayette ve hadise dikkat etsinler. “ Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur” (Hud 113)  “Zulme rıza zulümdür.”    
Dostlarımızı, yakın akraba ve kardeşlerimizi üzmemek ve yeni gerilimlere yol açmamak için gönlümden geçenleri yazmak sanıldığı kadar kolay değildir. Yüce Allah’a (CC),  son ilahi kitap olan Kur’an’ı Kerime,  Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) diğer iman esaslarına iman ettiklerini ifade edenler ve yaşamaya çalışanların en büyük problemi, siyaset mesleğini umumun menfaatlerine göre değil de, mensubu olduğu partilerinin menfaatlerine göre yorumladıklarından aynı kıbleye yönelen insanlar birbirilerini kırmaktadırlar.  
Ülkenin kalkınması için çalışan, Fırat kalkanı ve Zeytin dalı operasyonlarıyla, fitnenin başı Siyonizm’in Nil’den Fırat’a kadar uzanan topraklara sahip olma planlarına engel olmaya gayret eden bir insana hiçbir Müslüman, basit siyasi getiri hesaplarıyla muhalefet edemez, şer güçlerin ekmeğine yağ süremez. Milli ve manevi değerlerimize zarar verenlere karşı muhalefet etmek zulümlerine engel olmak, Müslümanların birinci görevi olduğu unutmamalıdır.   
 Kur’an’a ve sünnette sırtını dönerek, ehli iman olan insanlara tarih boyunca yapmadıklarını bırakmayanlarla birlikte saf tutan, alnı secdeli insanların davranışları, milletimizin yüreğine ok gibi saplanmaktadır.  Bu işin en acı verici tarafı da, aynı dinin mensupları olduğumuzu söylediğimiz halde,  yanlışlarımızı, Kur’an ve sünnet penceresinden bakarak hal edeceğimize,  meseleyi kendi zan ve kanaatlerimize göre hal etmeye çalışmaya kalkışmamız fitneye vesile olduğundan, şeytanı güçleri sevindirmekte, Müslümanları derinden üzmektedir.
Siyasi anlayışımızı vahye göre değil de, aklımıza göre şekillendirdiğimizden, dostlarımızı, yakın akrabalarımızla bir araya geldiğimizde, zoraki selamlaşmamıza, birbirimize tahammül etmeyişimize, nefretle bakışımıza vesile olmaktadır. Bu halimiz zalimleri, işbirlikçi hanileri sevindirirken, şuurlu Müslümanları çok acı bir şekilde yaralamaktadır.  
 Yüce Allah’ın takdir ve taksimatına inandıklarını söyledikleri halde, aynı safta bütünleşemeyenler, tefrikaya düşüp, yanlış saflarda göründü veren Müslümanlar, başlarını iki ellerinin arasına alarak, nerde nasıl yanlış yaptıklarını düşünerek ayağa kalkmalıdırlar ve geç kalmadan samimi bir şekilde birbirleriyle kucaklaşmalıdırlar.  
Fırat kalkanı ve zeytin dalı operasyonlarının, Siyonizm’in Arz-ı mevut inanışına engel olacak operasyonlar olduğunu bilenler,  basit siyasi getirileri için,  kendileriyle asgari bir ortaklıkları olmayan bazı siyasi partilerle birlikte hareket etme kararını, vicdanları onaylamadığı için milletimize de haklı bir gerekçeyle izah edemiyorlar ve demeyeceklerdir. Tarih boyunca savaş meydanlarında,  hiçbir sivili öldürmeyen,  havraya, kiliseye, çocuğa, yaşlıya, kadına dokunmayan, elini kaldırıp teslim olan düşman askerine kurşun sıkmayan, “Mehmetçiğe katil, işgalci” diyenlerle, paralel sözler sarf etmek Müslümana yakışmaz. 
 Sayın cumhurbaşkanımızın yaptığı kapsamlı istişareler neticesinde alınan kararla, güvenlik güçlerimizin teröristlere karşı yaptığı iç ve dış operasyonlara samimiyetle destek vermeyenler, geç kalmadan milli ve yerli duruşlarını sorgulamalıdırlar.  Milli ve manevi ilkelerinden taviz verenlerin, sandık yoluyla milletten yiyecekleri okkalı bir Osmanlı şamarıyla uyanmaları, geç kalınmış bir uyanış olacağından halkımızı sevindirmeyecektir. Milletimizi sevindirecek olan husus, tokat yemeden ve geç kalmadan,  milli ve yerli olan safta yerimizi almaktır.  
Şer güçlerin ve onların yerli işbirlikçileri aracılığıyla, tarih boyunca ve günümüzde yaşadığımız birçok acı verici siyasi ve ekonomik olayları bildiğimiz ve yaşadığımız halde, teşbihte hata olmaz “Kasabın bıçağını yalayan şuursuz inek”  gibi, olmamalıyız.  Zalimlerin ve onlarla işbirliği yapan hainlerin Müslüman milletimize, ülkemize ve İslam dünyasını yaptıkları hainlikleri unutarak şer güçlere yalakalık yapmamalıyız.
1960, 1980 darbesinde ve 28 Şubat surecinde yapılan zulümlere alkış tutanlarla birlikte aynı safta buluşan alnı secdeli insanlara sesleniyorum. Yarın eyvah dememek için siyasi duruşunuzu yeniden değerlendiriniz ve geçmişte yaptığınız hayırlı işlerinizi boşa çıkarmayınız.  Benim bu samimi uyarılarıma kızanlar olursa, öncelikle kendi siyasi tutarsızlıklarını görüp, seçimlerden çekilme kararı alarak hem kendilerine hem de ülkemize çok faydalı bir iş yapmış olacaklarından tarihe geçmiş olurlar. 
“ Ülkemizin siyasi ve ekonomik istikrarını bozmak isteyen, dış kaynaklı fitneci münafıkları sandığa gömeceğiz” ifadesinden hiçbir Müslüman rahatsız olmamalıdır. Şer güçler için söylenen bu ifadeyi hiçbir Müslüman üstüne almaz ve şer güçlerin savunuculuğunu da yapmaz.  Müslüman; Hakkı batılla örtemez.    
Çok nazik bir dönemden geçerken, bazı şarlatanların yaptıkları hakaretlere, anlayacakları dil ile cevap verme hakkımızı saklı tutmak kaydıyla,  zor da olsa dilimize zincir vurmaya,  kalemimi sulh ve selamet üzere kullanmaya karar verdim. Şer güçlere ve onlarla birlikte hareket edenlere inat, kişilere bakmadan Hak bildiğimiz yolda son nefesimize kadar devam diyeceğiz.  
 

Bu yazı toplam 969 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.