1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Müslümanlar neden fakir? (2)
Müslümanlar neden fakir? (2)

Müslümanlar neden fakir? (2)

Kendini çağdaş dünyanın elitleri olarak görenler bile "Müslüman"ı, farklı bir şekilde kategorize ediyorlar. Gemi batınca, ıssız bir adaya sığınan iki kişiden "Robenson Crouse" efendi; Müslüman kökenli

A+A-

Kendini çağdaş dünyanın elitleri olarak görenler bile "Müslüman"ı, farklı bir şekilde kategorize ediyorlar.

Gemi batınca, ıssız bir adaya sığınan iki kişiden "Robenson Crouse" efendi; Müslüman kökenli olan "Cuma" uşak!

Mantık, bu!..

Müslümanlar, bu gerçekleri görmeli ve insan onuruyla bağdaşır bir hayat tarzını kendilerine layık görmeyen emperyalizme karşı, hem sosyal hem de ekonomik dayanışma kültürünü kendi eksenleri etrafında birleştirmelidirler.

Konuyla ilgili bazı ayetleri zikretmede yarar var:

"Geniş imkanları olan, nafakayı geniş imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla versin"

(Talak suresi,7)

Ayrıca Kur'an'da Rabbimiz, iman edenlerin birbirlerinin velileri olduğunu bildirmiştir. (Tevbe suresi, 71)

"Koruyucu" gibi bir anlam içeren "veli" sözcüğü, Müslümanların dayanışmasının önemine işaret etmektedir.

İslam dünyası imkanlarını kendi menfaatleri doğrultusunda birleştirmeli, içinde bulunduğu gerilik, ilkellik ve zavallılık çemberini mutlaka kırmalıdır.

Çağın empoze ettiği bilimsel ve

teknolojik donanımı sosyo-ekonomik hayatına taşıma gayreti içinde olmalıdır.

Böylece adeta "sömürge" statüsünde yaşayan Müslüman halklar, eşitsizlikleri önce kendi dünyalarından tasfiye edeceklerdir.

Refah düzeyleri ve hayat standartları yükselecektir.

Körfez, Pasifik, Kuzey Afrika ülkeleri arasında zaten mevcut bölgesel serbest ticaret anlaşmalarının kapsamı genişletilmeli, tüm Müslüman ülkelerin pazar payı artmalı, ticaret hacmi genişlemelidir.

Müslüman ülkeler ıskaladıkları Sanayi Devrimi'ni yakalamalıdırlar. Böylece, dış yatırım gruplarına karşı ortak bir güç olarak hareket edebilecek ve küresel ekonominin katalizör unsuru haline gelebileceklerdir.

Tüm bunlar ancak merkezi bir kurumun koordinatörlüğünde, aklın ve bilimin egemen olduğu bir iktisadi iklimde gerçekleşebilir. Öncülüğü örneğin İslam Konferansı Örgütü yapabilir.

İKÖ'nün Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmelettin İhsanoğlu (uzmanlık alanı "bilimtarihi"dir) bu sosyo-ekonomik ve sosyo-politik dayanışmanın organizasyonu için gerekli hukuki altyapıyı hazırlayabilecek birikim ve deneyime sahiptir. Akademisyen olarak uzun yıllar Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü'nde öğretim üyeliği yapmış olması, hayatının önemli bir bölümünü Mısır'da geçirmiş olması, Türk kültürüne hakim

olduğu kadar Arap kültürüne de hakim olması, İhsanoğlu'nun önemli avantajlarıdır.

Ayrıca, iktidar partisinin en aktif ve becerikli bakanı olarak tamayüz eden Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun, Müslüman coğrafyada kazandığı diplomatik prestij bu tür organizasyonların itici gücü olabilir.

Bu tür atılımlar, hem sosyo-kültürel hem de iktisadi entegrasyonu sağlayabilir.

İslam Alemi'nin (Nur Suresi'nin 22. Ayetinde buyurulduğu) ilahi telkinle hareket etmesi gerekir:

"Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar"

(Devamı yarın)

Bu haber toplam 942 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.