1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Mütalaa: Dava konusu Ergenekon, silahlı terör örgütüdür
Mütalaa: Dava konusu Ergenekon, silahlı terör örgütüdür

Mütalaa: Dava konusu Ergenekon, silahlı terör örgütüdür

Ergenekon davasında verilen mütalaada, dava konusu örgütün silahlı terör örgütü olduğuna ilişkin uzun anlatımlara yer verildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasında verilen mütalaada

A+A-

Ergenekon davasında verilen mütalaada, dava konusu örgütün silahlı terör örgütü olduğuna ilişkin uzun anlatımlara yer verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasında verilen mütalaada dava konusu Ergenekon Terör Örgütüne ilişkin uzun anlatımlar yer buldu. Mütalaada, soruşturmalarda ele geçen belgelerin Ergenekon Terör Örgütü'ne ait olduğu konusunda kuşku bulunmadığı belirtildi. Bu belgeler başta olmak üzere dosya kapsamındaki diğer delillere göre Ergenekon'un, Avrupa'da adına kontrgerilla denilen gizli örgütün Türkiye'deki adı olduğu anlatıldı. Ayrıca Ergenekon soruşturmasından 11 yıl önceki Susurluk kazası sonrasında ortaya çıkan yapının da aslında Ergenekon örgütünün küçük bir hücresi olduğu tespitlerine yer verildi.

"ÖNCELİKLİ HEDEF, YÜRÜTME ORGANI"

Ergenekon Terör Örgütü'nun öncelikli hedefinin ve kastının terörle mücadele kanununun 3. maddesinde gösterilen ve doğrudan terör suçları arasında bulunan, Türk Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesine uyan Yürütme organına karşı suç olduğunun apaçık ortaya çıktığı kaydedildi. Ergenekon örgütünün, Terörle Mücadele Kanunu'nun 4. maddesinde gösterilen suçları da işlediği, ayrıca gelecekte de işlemeyi amaçladığının anlaşıldığı vurgulandı.

"SİLAHLI BİR ÖRGÜT OLDUĞUNA KUŞKU YOK"

Silahlı bir örgüt olduğunda kuşku bulunmadığı belirtilen Ergenekon oluşumunun çok sayıda vahim nitelikte ve illegal yollardan sağlanmış bulunan tabancadan uzun namlulu tüfeğe, C3, C4 tipi patlayıcılardan lav silahları ve el bombasına kadar her türlü silah ve mühimmatı gelecekteki eylemlerinde kullanılmak üzere saklamakta olduğunun anlaşıldığı anlatıldı.

Silahların çeşitliliği, miktarları ve arz ettiği vahametin, örgütün Yürütme organını çalışamaz duruma getirerek TEM Kanunu'nun 1. maddesinde belirtilen 'Devlet otoritesini zaafa uğratma' hedefini gerçekleştirmeye yeterli olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye'de faaliyet gösteren DHKP/C, PKK ve Hizbullah gibi terör örgütleri ile olan irtibatlarının da uzun uzun anlatıldığı mütalaada, dava konusu Ergenekon örgütünün, mevcut terör örgütlerinden farklı bir konumda bulunduğu bilgisi verildi. Bütün anlatımların ardından da "Ergenekon örgütü, Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre silahlı bir terör örgütüdür" tespitinde bulunuldu.

Savcı: Ergenekon, devletin bütün kurumlarına sızdı

Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında okunan 2 bin 271 sayfalık esas hakkındaki mütalaada Ergenekon terör örgütünün devletin birçok kurumuna sızdığı ifadesine yer verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davasında okunan mütalaada, "Soruşturmalar sırasında elde edilen belgeler, Ergenekon Terör Örgütünün, devletin bir çok kurumuna sızdığını göstermiştir." denildi. Örgüt mensuplarının sızdığı devlet kurumlarından birisinin de Türk Silahlı Kuvvetleri olduğu belirtilen mütalaada, "Yürütülen soruşturmalar neticesinde örgüt mensubu olup, TSK içerisine sızdığı anlaşılan bazı kişiler hakkında yasal işlem yapıldığı" anlatıldı.

Aleyhlerine yaşanan bu gelişmeler üzerine örgütün, yürütülen soruşturmayı TSK'ya karşı yürütülüyormuş gibi göstererek kamuoyu oluşturmaya çalışıldığı belirtildi. Bu yolla bir yandan suçlananların ortaya çıkmasını engellemek isterken diğer yandan da yürütülen soruşturmaları kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmak istendiğinin tespit olunduğunu ifade edildi.

Savcı Pekgüzel: Küçük ve Tekin örgüt yöneticisi ama inkar yolunu seçmiştir

Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında verilen esas hakkındaki mütalaada, Veli Küçük ile Muzaffer Tekin'in, örgütün yöneticilerinden oldukları ancak inkar yolunu seçtikleri tespitlerine yer verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında verilen 2 bin 271 sayfalık mütalaada, Ergenekon terör örgütünün varlığı, tutuklu sanıklar Veli Küçük, Muzaffer Tekin ve Alparslan Arslan üzerinden anlatıldı.

Mütalaada Cumhuriyet gazetesine ve özellikle de Danıştay'a yapılan türban örtüsüyle alakalı saldırıların, toplumda infial uyandırdığı, halk üzerinde büyük bir korku ve paniğe yol açtığı belirtildi. Danıştay saldırısının, mevcut anayasal sisteme yönelik bir tehlike yarattığı ve Türkiye Cumhuriyeti anayasasında yazılı ve bu anayasanın öngördüğü düzeni cebir ve şiddet kullanarak kaldırmaya ve bu düzenin yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek şeklinde olduğu değerlendirmesine yer verildi.

Sanık Alparslan Arslan'ın Danıştay Saldırısı öncesinde ve sırasında Ergenekon Terör Örgütü ve mensupları ile ilgili olarak iz bırakma ihtimaline binaen, OYAK Güvenlik şirketi tarafından Danıştay'daki güvenlik kameraları olay günü öncesi söküldüğü tespitine yer verilen mütalaada, "Saldırı gerçekleştirildikten sonra yerine takılmış ve bu arada mevcut önemli tüm kayıtlar silinmiş. Danıştay binası ile ilgili bir kısım diğer kayıtların ise tarihi ve yer ismi değiştirilmiştir. Bu çalışma bile tek başına eylemin ne kadar planlı ve organizeli olarak gerçekleştirildiğini göstermektedir." denildi.

Ümraniye'de 12 Haziran 2007 tarihinde bulunan 27 el bombası ile 26 Haziran 2007 tarihinde Fikret Emek'in annesinin evinde de 12 adet el bombası bulunduğu belirtilen mütalaada "Benzer/aynı kafile numarasını taşıdığı tespit edilen Cumhuriyet gazetesine atılan el bombasının Oktay Yıldırım ve Fikret Emek ile bağlantısının bulunduğu somut deliller ile sabittir." tespitinde bulunuldu.

Alparslan Arslan'ın, 3. el bombasını atarken eylemin deşifresini önlemek amacıyla tekbir getirdiği belirtilen mütalaada, bomba atma eylemlerinden önce barda toplantı yaptıkları, sanıkların başörtüsü, dini değer veya sembollerle herhangi bir işlerinin olmadığının anlaşıldığı ifadesine yer verildi.

Alparslan Arslan'ın eylemden sonraki tavır ve davranışlarına dikkat çekilen mütalaada Arslan'ın ketum ve kendisine tam güvenilen bir Ergenekon Terör örgütü mensubu olduğu belirtildi.

Ayrıca sanıklarndan Veli Küçük ile Muzaffer Tekin'in, Ergenekon Terör Örgütünün yöneticilerinden olduğu, ancak aralarındaki örgütsel ilişkiyi inkar etme yolunu seçtikleri belirtildi.

Mütalaada, Alparslan Arslan Danıştay saldırısından hemen sonra yakalanması ve soruşturma makamlarının etkin çalışmalarıyla Arslan'ın irtibatlarını hızla ortaya çıkarılmasından dolayı bu eylem kendisinden beklenen, ülkede askeri darbe yapılması sonucunu doğuramadığı anlatıldı.

Danıştay saldırısının, örgütsel nitelikli eylemlerden olduğu belirtilen mütalaada, "Bu eylemler Ergenekon Terör Örgütü tarafından amaç suçlara ulaşmak üzere gerçekleştirilen ve çeşitli suçlar içerisinde yer alan eylemlerdir." denildi.

Eylemler öncesi ve işlenmesi sırasında yapılan hazırlıklar, organizasyon ve sonrasında meydana gelen olaylar, dezenformasyon faaliyetleri, iddianamelerde sanıklara isnat edilen suçlar, her iki eylem arasındaki ilişki, işlenen suçların sonuç ve etkileri dikkate alındığında "Eylemlerin Ergenekon Terör Örgütü tarafında gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı..." ifadesine yer verildi.

Ergenekon sanıklarına son savunmaları için 3 hafta süre verildi

Ergenekon davasında bugün açıklanan esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarını hazırlamaları için sanıklar ve avukatlara 3 hafta süre verildi. Duruşma 8 Nisan 2013 tarihine ertelendi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasında sanık ve avukatların taleplerinin değerlendirilmesi için duruşmayşa 4 saati aşkın ara verildi. Alınan ara karar saat 23:15'te Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese tarafından okundu.

Ara kararda sanıklar ile avukatların taleplerinin büyük bir bölümü, "Davaya bir yenilik katmayacağından", "Hükümle birlikte karara bağlanmasına", "Davayı uzatmaya yönelik olduğundan", "Savunma ile ilgili olmadığından", "Daha önceden bu konuda karar verilmiş olduğundan" gibi gerekçelerle reddine karar verildi. Ayrıca bazı taleplerin de savunma kapsamında olduğu belirtilerek dilekçelerin dava dosyasına konulması karara bağlandı.

Ayrıca sanıklar ile avukatların CMK 210/1 ve CMK 178 maddelerinde belirtildiği üzere 'duruşmada hazır edilen tanıkların dinlenmesi zorunludur' hükmü gereği tanık dinletme talepleri bulunduğu belirtildi. Bu talepler de daha önceden de verilen ara karar gereği ve CMK 206/1-c maddesinde belirtilen 'Davayı uzatmaya yönelik' hükmü gereği reddedildi.

Bugünkü duruşmada duruşma savcıları tarafından verilen mütalaada 19 sanık hakkında yakalama kararı verilmesi istendiği hatırlatılan ara kararda, bu sanıklardan hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunmayan sanıklar için yurt dışı yasağı konulmasına hükmedildi.

Tutuklu sanıkların tahliye talepleri ise, daha önceki duruşmalarda ayrıntısı belirtilen kuvvetli suç şüphelerinin devam ediyor olması ve sanıklara uygulanacak en hafif adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı belirtilerek reddi yönünde hüküm verildi.

Ayrıca 11-12 Mart 2013 tarihli oturumlarda mahkeme heyetine karşı sarfettiği sözler nedeniyle sanık avukatlarından Serkan Günel hakkında Silivri Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.

Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarını hazırlamaları için sanıklar ile avukatlara süre verilmesi kararlaştırılan duruşma 8 Nisan 2013 tarihine ertelendi.

Müebbet istenen sanıklar: Savcılığın mütalaasını tanımıyoruz

Ergenekon Davası'nda, hakkında ağırlaştırılmış müebbet istenen sanıklar, avukatları aracılığıyla basına ortak metin okudu. Metinde, "Savcılığın mütalaasını tanımıyoruz." denildi.

Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istenen sanıkların ortak metinini, avukat Serkan Günel okudu. Okunan metin şu şekilde: "Bugün Silivri'de adalet, hukuk ve insan hakları bir kez daha ayaklar altına alınmıştır. Savcılar, Meclis'in çıkarttığı yasaları hiçe saymıştır. Hukukun bütün temel ilkeleri çiğnenmiştir. Sanıkların savunmaları, gösterdikleri lehe deliller tamamen yok sayılmıştır. Güvenirliği tartışmalı gizli tanıkların sanıklarla arasında açıkça husumet bulunan sözde tanıkların akıl ve mantıktan uzak iddiaları kesin delil sayılmıştır. Mahkeme heyeti; savcıların iddialarına karşılık sanıkların ve avukatların savunma taleplerini red etmiştir. Maddi gerçeğe ulaşmak için ayağına kadar gelen tanıkları dinlemeyi red etmiştir. İddianame; delili değeri olmayan sonradan üretilmiş çoğu sahte delillere dayandırılmış, yargılama aşamasında hukuka aykırı deliller hiç bir şekilde ayıklanmamıştır. Bugün okunan belgeler savunma tarafına ve iddia makamına henüz sunulmadan 2 bin 200 sayfadan ibaret esas hakkındaki mütalaanın savcılar tarafından duruşmada yazılı olarak okunması, mütalaanın da karar gibi önceden hazırlanmış olduğunu ortaya koymuştur. Bu davanın hedefi Cumhuriyet'in değerleri, kurumları Atatürk ilke ve devrimleridir, bu nedenlerle savcılığın sözde esas hakkındaki mütalaasını tanımıyor, red ediyoruz."

Ergenekon davasının mütalaa özeti 5 saatte okundu

Ergenekon davasında duruşmaya birlikte çıkan üç cumhuriyet savcısı, mahkemeye sundukları 2 bin 271 sayfalık mütalaalarının özetini, dönüşümlü olarak 5 saatte okudu.

Ergenekon davasında, 20 Ekim 2008 tarihinden bu yana yapılan yargılama sonunda, bugün duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, esas hakkındaki mütalaanın hazır olduğunu açıkladı. Cumhuriyet savcıları Mehmet Ali Pekgüzel, Nihat Taşkın ve Murat Dalkuş, 2 bin 271 sayfadan oluşan esas hakkındaki mütalaalarını mahkemeye sundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasının 281'inci duruşması, gecikmeli olarak öğle saatlerinde başladı. Duruşmaya, 3 savcı birlikte çıktı. Saat 09.30’da başlaması beklenen, ancak 11.47’de başlayan duruşma, 20 dakika sonra öğle arasına girdi. Öğleden sonraki oturumda ise savcı Murat Dalkuş, sanıklar ile avukatların 11 Mart 2013 tarihinden bu yana sözlü ya da yazılı olarak yaptıkları taleplere ilişkin mütalaalarını sundu. Taleplerin, davaya yenilik katmayacağı, daha önceden karar verildiği gibi gerekçelerle reddi yönünde karar verilmesini isteyen Dalkuş, ayrıca, cevabı beklenen bazı yazıların beklenmesinden ise vazgeçilmesini talep etti. Ardından da diğer cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, 22 iddianameden oluşan, 67’si tutuklu 275 sanıklı dava hakkında mütalaalarının hazır olduğunu söyledi. Pekgüzel, 2 bin 271 sayfadan oluşan mütalaayı mahkemeye sunduktan sonra özet halinde okumaya başladı.

"Ergenekon terör örgütünün varlığının sabit olduğu anlaşılmıştır." denilen mütalaada, ilk Ergenekon iddianamesinin sanıkları arasında yer alan ve soruşturmanın ihbarcısı olarak görülen Ali Yiğit hakkında, yasadaki son değişiklik nedeniyle beraat kararı verilmesi istendi. Ayrıca; sanıklar Adem Uzun, Erdal İrten, Salih Kunter ve Süleyman Esen hakkında da beraat kararı verilmesi istendi.

"FİRARİ SANIK DALAN'IN DOSYASI AYRILSIN"

Davanın firari sanıklarından eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan, Turhan Çömez, Emrah Gönenci, Mustafa Bakıcı ve Saipir Debzlelvidze’nin de firari sanık olması nedeniyle haklarındaki dosyanın ayrılması istendi. Eski MİT görevlisi olan Özel Yılmaz’ın dosyasının ise MİT görevlilerinin yargılanmasına dair kanunda yapılan değişiklik nedeniyle ayrıldığı hatırlatıldı.

"ÖLEN 3 SANIK HAKKINDAKİ DAVA DÜŞÜRÜLSÜN"

Yargılama sırasında ölen sanıklar İlhan Selçuk, Murat Özkan ve Engin Aydın’ın ise dosyalarının düşürülmesi istendi.

Eski MİT görevlisi olan Özel Yılmaz’ın dosyasının ise MİT görevlilerinin yargılanmasına dair kanunda yapılan değişiklik nedeniyle ayrıldığı hatırlatıldı.

AVUKATLAR TEPKİ GÖSTERDİ

Bu sırada, avukatlar taleplerine ilişin ara karar verilmesini isteyerek, usul hatası yapıldığını öne sürdüler. Ancak Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ise avukat ve sanıklara söz vermedi. Bu gerginlik üzerine bazı avukatların salonu terk ettiği görüldü. Bazı sanıkların da duruşma salonundan çıkmak istemesi üzerine, Başkan Özese, jandarmaya talimat verdi. Jandarma, sanıkların duruşmadan çıkışlarını engelledi.

96 SANIK İÇİN SADECE ÖRGÜT ÜYELİĞİ SUÇLAMASI YAPILDI

Sanıklar Sedat Peker, Semih Tufan Gülaltay, Mehmet Bora Perinçek, Ferda Paksüt ve Recai Alkan'ın da aralarında bulunduğu 96 sanık hakkında, "Ergenekon terör örgütüne üye olmak” suçundan 7.5 yıldan 15’er yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları istendi.

BAŞBUĞ'A AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hasan Iğsız, Orgeneral Nusret Taşdeler ve Dursun Çiçek'in de aralarında bulunduğu 10 sanığın, TCK’nın 312/1’inci maddesi uyarınca "Hükümeti, cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen ya da tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. Ayrıca, savcı Pekgüzel, bu sanıklar hakkında Yargıtay içtihatları gereğince, örgüt yöneticisi olmak suçundan ceza verilmesine yer olmadığını belirtti.

ALPARSLAN ARSLAN'IN CEZASI OKUNURKEN ANNE VE BABASI SALONDAYDI

Savcılık makamı, Ergenekon davasında en çok cezayı Danıştay saldırısının faili, tutuklu sanık Alparslan Aslan için istedi. Arslan hakkında, 4 Danıştay üyesine yönelik adam öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 4 kez 13 yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası, Danıştay üyesi Yücel Özbilgin'i kasten öldürmek suçundan 1 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan da ayrıca bir kez daha ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi istendi. Ayrıca, Arslan hakkında, suçlandığı konulara ilişkin çeşitli hapis cezaları istendi.

KÜÇÜK VE TEKİN'E DE 2'ŞER KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTENDİ

Tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin hakkında da hükümeti yıkmaya teşebbüs etmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi istendi. Ayrıca, Danıştay saldırısı sırasında hayatını kaybeden Mustafa Yücel Özbilgin'i öldürmeye azmettirmek suçundan da ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılması istenen Küçük ile Tekin'in, Danıştay üyesi 4 hakimi öldürmeye azmettirmek suçundan ise 4'er kez 13,5 yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istendi.

CHP MİLLETVEKİLLERİ HABERAL VE BALBAY'A DA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay ile eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon, eski Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Muhittin Erdal Şenel, eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Mustafa Abbas Yurtkuran, eski ATO Başkanı Sinan Aygün, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu, Erol Manisalı, Habip Ümit Sayın, eski Kuvayı Milliye 1919 Derneği Başkanı emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ ve gazeteci Tuncay Özkan’ın, TCK’nın 312/1 maddesi gereğince, "Hükümeti, cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen ya da tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi istendi.

Tutuklu sanık Tuncay Özkan'ın, hakkında istenen cezayı duyduğunda, yerinden, “Bunlar uydurma” şeklinde bağırdığı duyuldu. Ergenekon davasının iddianamesinde bazı sanıklar hakkında örgüt üyeliği ya da örgüt yöneticiliği suçundan ceza verilmesinin istendiği hatırlatıldı. Ancak mütalaada daha fazla hapis cezası gerektiren, "Hükümeti yıkmaya teşebbüs etmek" suçundan cezalandırılmaları istendiği için Yargıtay içtihatları gereğince örgüt yöneticiliği ve üyeliğinden ceza verilmesine yer olmadığı belirtildi.

Savcılık makamı; Fatma Cengiz, Bülent Sarıkahya ve İbrahim Özcan'ın da aralarında bulunduğu 6 tutuklu sanık hakkında tahliye kararı verilmesi yönünde görüş bildirdi.

Ayrıca, mütalaada, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu ile sendika yöneticisi Mustafa Özbek, Muhittin Erdal Şenel, Kemal Yavuz, Mustafa Abbas Yurtkuran, Ferit Rıza Bernay ile Ferit İlsever'in de aralarında bulunduğu 19 sanık hakkında yakalama kararı verilmesi istendi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.