1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. Mutsuz olduğun işi yapma
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

Mutsuz olduğun işi yapma

A+A-
Hayat gerçekten böyle. İlk kararınızı alıyorsunuz ve gerisi o ilk karara bağlı olarak gerçekleşiyor. Gömleğinizi giyerken ilk düğmenizi yanlış iliklediyseniz aşağı doğru bütün düğmelerde yanlış ilikleniyor. 
            Yaşam hiçbir zaman hata kabul etmiyor. İlk kararınız doğruysa işleriniz yolunda gidiyor ama eğer yanlış bir karar aldıysanız her şey zincirleme yanlış gidiyor. Mesela hasbelkader iyi düşünmeden yeteneklerinizin farkında olmaksızın bir meslek seçtiğinizde ömür boyu o mesleği zorla yapmaya mahkum oluyorsunuz. İşinizin başındayken bile başka bir mesleği yapmayı özlüyorsunuz. 
             Ama biliyorsunuz ki özgürlüğünüzü kullanmış ilk kararınızı vermişsiniz ve yeniden başlama cesaretini kendinizde bulamıyorsunuz. Ama hayatta bazı insanlar vardır. Onlar ise her şeyi arkalarında bırakıp yeniden başlayacak kadar cesurdurlar. Ama sen onlardan biri olamıyorsun. Bunca emeği bunca çalışmayı bir çöp kutusuna atar gibi bir çırpıda atamıyorsun. Oysa göz ardı ettiğin bir şey var. Hayat çok kısa ve acımasız. 
              Mutsuz olduğunuz işlerle zaman öldürmek aynı zamanda ruhunuzu öldürmekle eş anlamlı. Onun için hayat kararlardan ibarettir ve kararlar birer kibrit gibidir. Doğru yerde ateşlediğinde çorbanı kaynatacak ateş olur, yanlış yerde ateşlendiğinde ise içinde bulunduğun evle birlikte senide yakar. Hayat öyle basite alınacak bir oyunda değildir. Oyunun kurallarını bilmen ve ona göre oynaman gerekir. Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmen de yetmez. Çok daha önemli olan başka bir şey daha vardır. Oda haddini ve kendini bilmektir. Profesör’ün biri şöyle demiş: “Mesleğimle ilgili çok şey biliyorum. Ama en çok bildiğim şey haddimi bilmektir.” 
              Hayattan ne istediğini ne beklediğini neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu neler yapabileceğini bilmek zorundasın. Ancak o zaman doğru kararlar verir ve mutlu bir yaşama sahip olursun. Ve unutma ki yukarıda dediğimiz gibi kararlar birer kibrit gibidir, ya kendini yakarsın yada ısıtırsın.  
             Biz zannediyoruz ki hayatın ağır şartları inişler, çıkışlar biz mutlu olmayalım diye var. Öyle zannediyoruz ve öyle zannettiğimiz içinde kendimizi her engelin karşısında, her eşiğin önünde, her duvarın dibinde mutsuz, çaresiz hissediyoruz. Yani yüzemeyeceğimizi su üzerinde kalamayacağımızı zannediyoruz.Aslında suyun kaldırma kuvveti senin için konmuştur.Onun için her olayın, her nesnenin, her zorluğun temelinde bize bir kabiliyet kazandırma hikmeti saklıdır.  
           Lisedeki bir öğretmen laboratuara bir şişe süt ile gelir. Şişeyi masasının tam köşesine herkesin görebileceği bir yere koyar. Öğrenciler süt şişesine bakarak, dersle ne tür bir ilgisi olabileceğini merak ederler. Birden bire öğretmen eliyle süt dolu şişeyi lavobaya düşürüp, şişeyi parçalar ve talebelerine şöyle seslenir. “dökülen sütün arkasından sakın ağlamayın.” Ve bütün öğrencilerini geriye kalanları görmek için lavobaya baktırır ve şunları söyler. “Çocuklar iyi bakın çünkü bu dersi hayatınızın sonuna kadar hatırlamanızı istiyorum. Dökülen sütün lavobadan aşağıya gittiğini görüyorsunuz. Dünyadaki hiçbir yaygara ve telaş bir damlasını bile geri getirmeyecektir. Biraz dikkat edilseydi, kurtarılabilirdi. Ama artık çok geç. Yapabileceğimiz tek şey o sütü unutup, bir sonraki deneye geçmektir.”
         Üzülmek yarının sıkıntısından bir şey eksiltmez, sadece bugünün gücünü tüketir.  Hayata tutsak olarak yaşamayın, hataları, pişmanlıkları, hayal kırıklıkları ve yanlış seçimleri sırtınızda taşımayın. Evet biliyorum içinizden şöyle diyebilisiniz.Öyle olacağını bilseydin o yatırımı yapmazdın. Biraz daha araştırmış olsaydın öyle bir işe girişmezdin. Ya da o fırsatı kaçırmazdın. Belki de bir yıl önce dolandırıldın ve paranı alamadın. Bakın geçmiş ders almak için vardır. Bugünümüzü zehir etmesi karamsarlığa itmesi için değil. Bırak geçmiş geçmişte kalsın. Geçmişe sıkı sıkıya sarılırsan mutluluğun hayatına girmesine izin veremezsin. 
          Birçoğumuz yanımızda kocaman bir bavul taşıyoruz. O bavul geçmişin kötü deneyimlerini sakladığımız bavuldur. Birkaç adım attıktan sonra durup bavulu açıp, içinde nelerin olduğunu tekrar gözden geçiriyoruz. Geçmişteki acıları ve hayal kırıklıklarını tekrar yaşıyoruz. Sonra bavulu tekrar kapatıp, ilerlemeye çalışıyor ve çok geçmeden tekrar durup bavulu açıp zaman kaybediyoruz. 
       Aslında her yeni gün yeni bir başlangıçtır. Belki o bavulu bir anda elinizden bırakamayabilirsiniz. O zaman en azından içindeki ağırlıkların bazılarıyla vedalaşabilirsiniz.. Yaşadığınız başarısızlıkların sizi engellemesine izin vermeyin. Çünkü karşılaştığınız başarısızlıklar sizi başarıya götüren en önemli kazanımlardır.  Herkese iyi pazarlar…
       
Bu yazı toplam 270 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.