• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 12 °C

Nasıl bir ilde yaşamışız?

İsmet ÇİĞİT

15 Temmuz sonrası ortaya çıkan Türkiye tablosu ibretliktir. 15 Temmuz 2016 kalkışmasının -bu tarih çok öncelerden belirlenmiş olmasa da- 35-40 yıl öncesinden başladığı, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu bu terör örgütünün varlığının belki PKK Terör Örgütü’nden bile önceye dayandığı açıkça görülebiliyor.

Silahlı Kuvvetler dahil.. Cumhurbaşkanlığı külliyesi dahil, her yere bırakın sızmayı, başarmışlar. Şimdi büyük bir temizlik başladı. Silahlı Kuvvetler, Yargı, Emniyet, İçişleri Bakanlığı’nın bütün birimleri (valiler, kaymakamlar, müfettişler), Milli Eğitim, Maliye, Vergi Dairesi, Defterdarlık diğer bakanlıklar içindeki terör örgütü ile bağlantılı unsurlar temizlenmeye çalışılıyor.

Türkiye’de bu işlerin en yoğun olduğu, söz konusu terör örgütünün kamu kurumlarına en fazla nüfuz ettiği ilin bizim ilimiz olduğu ortaya çıkıyor. Yargıda, eğitimde, ticaret hayatında, Valilik’te, emniyette, aklınıza gelecek bütün devlet kurumlarında en azından “şüpheli” konumdaki terör örgütü mensubu olmaktan sanık memurların en yoğun olduğu ilin, bizim ilimiz olduğu açıkça görülebiliyor.

Bu kentte  davalara bakan hakimler, savcılar çıkıyor işin içinden..

Bu kentte, vali vekilliği yapmış vali yardımcıları çıkıyor çetenin içinden.

Söz konusu terör örgütünün eğitimde, ticarette en etkili olduğu kentlerin başında bizim şehrimizin geldiğini artık çok açıkça görebiliyoruz. Bu örgütün en önemli dershaneleri, özel okulları bizim şehrimizdeydi. Göstere göstere faaliyetlerini sürdürüyorlardı. Haftanın belli günlerinde, belli bazı yerlerde kahvaltı organizasyonları, akşam yemekli bağış toplamalı toplantıları vardı. Herkesin gözü önündeydiler. Herkese ulaşabiliyorlardı. Her nabza göre şerbet verebiliyorlardı.

Bu şehirde çok fazla insan bunlara destek veriyor, bağış yapıyor, ister istemez onlara yakın gözükmeye çalışıyorlardı. İl içindeki bütün atamalarda, önemli ihalelerde hep bu örgütün etkisi, telkini vardı.

Kuşkusuz milat 17-25 Aralık 2013 tarihindeki kalkışmadır. Bu tarihten sonra, hala bu çete ile bağlantısı bulunanların, “Ben masumum” deme hakkı yoktur.

Ama biz dönüp, yıllardır nasıl bir kentte yaşadığımızı gözden geçirmeliyiz. Daha bu iş, belediyelere girmedi. İlimizdeki belediyelerde de bu örgütün yıllar içinde örgütlendiğini, önemli noktalara adamlarını yerleştirdiğini kim inkar edebilir.

İnsanlar çocuklarını bunların okullarına yazdırmak için, bunların dershanelerinde okutabilmek için yarışıyorlardı. İnsanlar, bunların örgütlü olduğu sivil toplum örgütlerine üye esnaflardan, tüccarlardan alışveriş yapmaya özen gösteriyordu. Bu örgütün en önemli etkinliklerinden “Türkçe Olimpiyatları’nın” en görkemli organizasyonları bu şehirde düzenleniyordu. O organizasyonlara katılım, akıl almaz boyutlara ulaşabiliyordu.

Yıllarca nasıl bir şehirde yaşamışız? Bu kent bunca tufaya rağmen, bütün kurumları, bütün sosyal ve ticari hayatı bu darbeci örgütün mensupları tarafından kuşatılmışken nasıl bu günlere gelebildi. Gerçekten kendi kendimizi de takdir etmemiz gerekiyor.

Elinizin altında bir  radyo bulundurun

15 Temmuz gecesi yaşadıklarımız; öyle kolay kolay unutulacak türden hadiseler değildi. İster istemez hepimiz korktuk. Ülkemiz, devletimiz, devlet büyüklerimiz, demokrasimiz adına kaygılandık. Yarın sabahın nasıl olacağını hiçbirimiz kestiremiyorduk.

Bu tür olaylar,  toplumsal travma nedenidir. En sağlam iradeye, en büyük cesarete sahip insanlar bile, bir süre bu toplumsal travmanın etkisi altında kalacaktır. Bu bilimsel bir gerçektir.

Biz bu şehrin insanları böylesine büyük-hatta hala bazılarında etkisi sürecek şekilde bir travmayı, 17 Ağustos 1999 gecesi yaşadık. Türkiye’nin gördüğü en büyük deprem felaketi meydana gelmişti. Evlerinden sokaklarına fırlayan insanlar, sürekli devam eden sarsıntılar altında, “Acaba kıyamet mi kopuyor” diye düşünüyordu. Yakınlarımızdan haber alamıyor, nerelerin yıkıldığını kestiremiyorduk.

Kocaeli’nin dünya ile irtibatı da kopmuştu. Elektrikler kesilmişti. O zamanlar cep telefonu bu kadar yaygın değildi. Sosyal medya hiç bilinmiyordu. Zaten var olan cep telefonları da baz istasyonları yükü kaldıramadığı için çalışmıyordu. Ben deprem sonrası evden çıkarken küçük pilli radyomu yanıma almıştım. 17 Ağustos 1999’u 18 Ağustos 1999’a bağlayan gece Vali Konağı önündeki meydanda yüzlerce kişi bekleşirken elindeki radyosu ile Türkiye’den ve Ankara’dan haber alan tek kişi bendim.

O küçük pilli radyo sayesinde nelerin olup bittiğini takip edebiliyordum.

……….

Şimdi de büyük bir travma içindeyiz. Geçen pazartesi günü öğleden sonra bir ara elektrikler kesildi. Gazeteden sorduk, İzmit’in doğusunda, Kartepe dahil geniş bir alanda elektrikler kesikti. Nedeni araştırılıyordu. Allah biliyor ya, korktum. Bu ülke, aynı anda bütün illerinde elektriklerin kesildiği günü de yaşamıştı. Acaba darbeci terör örgütünün ayakta kalmış unsurları elektrik konusunda bir sabotaj mı yapmıştı.

Elektrikler kesilince, sürekli haber kanalları açık televizyon devre dışı kaldı. Cep telefonu görüşmeleri, internet erişimi yavaşladı. Ki, biraz uzun sürse, tamamen kesilebilirdi. Bu ülkede haberleşme hala Ankara’daki birkaç düğmeye bağlı.

Gazetede hemen pilli radyomu açtım. Ne olup bittiğini radyodan takip etmeye çalıştım. Ortam sakindi. Zaten bir süre sonra da elektrikler geldi.

……….

Demek istediğim şudur.. Elinizin altında bulunan 7-8 bin TL değerindeki bilgisayarlar, 3-4 bin TL değerindeki akıllı telefonlar bir kriz anında tamamen devre dışı kalabilir. Ama bir küçük pilli radyo ile dünyanın her yerine ulaşabilirsiniz. Radyolar kolay kolay devre dışı kalmaz. Radyolar, kolay kolay tamamen susmaz. Üstelik, küçük pilli radyolar çok da ucuz.

Ben hala, herkesin yanında bir deprem çantasını hazır tutmasından yanayımdır. Bu çantada bir pilli el feneri, birkaç paket sigara, birkaç şişe su, bir pilli radyo mutlaka bulunmalıdır. Ne zaman neyin olacağını pek kestiremediğimiz bir ülkede yaşıyoruz. Üstelik şu sıralar toplum olarak bir travma geçiriyoruz.

Yeri gelir, basit bir pilli radyo,  elinizden düşürmediğiniz çok değerli bir akıllı telefondan çok daha fazla işinize yarayabilir. 

Cezaevleri seyreltilmeli

15 Temmuz kalkışması, Türkiye için pek çok açıdan milat oldu. Yıllardır bu ülkede demokratik rejimi devirmek, ülke yönetimini ele geçirmek için belli grupların organize bir faaliyet içinde oldukları biliniyor, görülüyor, hissediliyordu. Ama ülkemizde özellikle memurları bir kalkan gibi koruyan yasalar vardı. Durumundan şüphelenilen kamu görevlileri, işten el çektirilse, yargı kararıyla geri dönüyordu. Şüpheli kamu görevlileri mevcut görevlerinden Türkiye’nin başka bir bölgesine gönderilseler devlet içinde kalıyor, çete ile bağlantılarını sürdürüyorlardı.

Şimdi bir fırsat çıktı. Devlet içine, devletin bütün kurumlarına sızmış terör örgütü militanları ayıklanıyor. Mutlaka gerekli yasal düzenlemeler de yapılacak, terör örgütü ile bağlantısı olan bütün kamu görevlileri hak ettikleri cezayı bulacaktır.

Şimdiden binlerce gözaltı var. Hukuk devleti kuralları işliyor. Sorgu, yargı zaman alacaktır. Ama görülen o ki, binlerce kişi tutuklanacak. Türkiye’deki mevcut cezaevlerindeki kapasitenin çoktan dolduğu, cezaevlerinin tıklım tıklım dolu olduğu biliniyor.

Yeni gelecek FETÖ örgütü suçlular için, cezaevlerinin seyreltilmesi, yer açılması lazım. Elbette terör sanıklarına, uyuşturucu sanıklarına, can almış,  can yakmış canilere bir af çıksın denemez. Ama cezaevlerinde çok fazla “kader mahkumu” var. Çok basit suçlar nedeniyle içeride yatanlar var. Bir genel af olmasa bile, cezaevindeki insanları topluma biran önce kazandıracak yasal düzenlemeler yapılabilir. Bu konuda iktidar ile muhalefet partilerinin de birlikte hareket etmeleri gerekiyor. 

Kocaeli, bu kadar mı küçüldü?

15 Temmuz Darbe Kalkışması sonrası, bu ülkeyi seven, demokrasiye sahip çıkan herkes kenetlendi. Şimdi herkes FETÖ Terör Örgütü’nü lanetlemek, devlete, demokrasiye bağlılığını açıkça ortaya koymak adına adeta birbiri ile yarışıyor.

Salı günü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) de ülke çapında bir basın toplantısı düzenledi. Siyasete de çok meraklı olduğu bilinen TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Ankara’dan televizyonların canlı yayınına çıktı. Hisarcıklıoğlu ile birlikte aynı anda, 81 ildeki Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret ve Sanayi Odaları başkanları da basın toplantısı düzenlemişti.

Hisarcıklıoğlu, canlı yayında Trabzon, Diyarbakır, Antalya, Denizli Odaları’nın başkanlarına bağlandı. Ulusal televizyonlarda bu illerin oda başkanları açıklamalar yaptılar.

Türkiye’de sanayi denildiğinde ilk akla gelen il burasıdır. Ticaret Odası’nın en büyük en güçlü olduğu illerden biri de burasıdır. Ama Hisarcıklıoğlu gidiyor Trabzon, Denizli odalarına bağlanıyor. Kocaeli ortada yok. Ayhan Zeytinoğlu yok, Murat Özdağ yok. Bizimkiler aynı anda basın toplantılarını kendi kendilerine, yerel basın karşısında yapıyorlar.

Doğrusu bu şehrin bir evladı olarak benim gücüme gitti. Bilmem, ilimizin oda başkanları ve yöneticileri bu konuda nasıl düşünüyorlar? 

ABD daha fazla kıvırtamaz

Türkiye çok haklı olarak Terör Örgütü Lideri olarak kabul ettiği Fethullah Gülen’i, yıllardır barındığı ABD’den geri istiyor. İki ülke, NATO ‘da birlikte çalışan, yıllardır stratejik müttefik olan, aralarında suçluların iadesi anlaşması bulunan ülkeler..

Başbakan Yıldırım, çok güzel bir örnek verdi:

“-ABD 11 Eylül saldırılarının ardından bu eylemin planlayıcılarını yok etmek için somut delil mi beklemişti?”

ABD, kendisine yönelik terör tehdidi söz konusu olunca, dünyanın her yerini bombalayabiliyor. 11 Eylül sonrası, gidip El Kaide lideri Usame Bin Ladin’i Pakistan’daki evinde vurdular. Irak Devlet Başkanı Saddam’ı, sonradan yanlış olduğu ortaya çıkan “nükleer silah” palavrasına sarılıp, linç ettirdiler.

Şimdi Türkiye, ülkedeki demokratik rejimi devirmek için kalkışmayı organize etmek ve yönetmekle suçladığı bir insanı barındığı ABD’den istiyor. Elbette Türkiye suçlu kim olursa olsun, hukuk kuralları kapsamında yargılayacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olamaz. Ama ABD’nin de artık gereksiz kıvırtmaları bırakması ve Türkiye’nin talebini vakit geçirmeden yerine getirmesi gerekiyor.

Bu iş çok uzamaz. Bu yıl bitmeden bir şekilde terör örgütü lideri olmakla suçlanan Pensilvanya’daki şahsın Türkiye’ye gönderileceğine inanıyorum. 

Bu yazı toplam 6026 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37