• BIST 98.653
  • Altın 143,637
  • Dolar 3,5674
  • Euro 3,9918
  • Kocaeli 21 °C

Nasıl hatırlanmak istiyorsunuz?

İbrahim ELGİN
Geçirdiği ameliyatlardan sonra kendini pek toparlayamayan, yaşlı bayan hastayı ilkokula yeni başlamış torunu ve kızı ziyarete gelmişti. Küçük çocukları hasta ziyaretine pek almazlardı ama doktoru belki kadına moral olur diye torununun da ziyaretine izin vermişti. Hasta yatağının başına kızı oturup, dertleşirken torunu araya girip, “sende dedem gibi ölecek misin anneanne” sözleri hasta odasında birden bir sessizlik yaşanmasına neden olmuştu.  
         Anneanne torununu yatağının kenarına oturtup, ellerini tutarak “yavrum şimdi değil, merak etme önce iyileşip eve döneceğim hemen ölmeyeceğim. Ama bir gün er veya geç hepimiz öleceğiz” dedi. Torun bu yanıttan pek tatmin olmuş gibi değildi. “Ama anneanne bu haksızlık değil mi? Ölenleri bir daha göremiyoruz. Mesela ben dedemi çok özledim.” Deyince. Anneanne yavrum insanlar ölünce görünmez olurlar ama hepten yok olmazlar.” torun bir süre anneannesinin boynundaki kolyeyle oynayarak düşündükten sonra “peki insanlar ne oluyor ölünce ” diye sordu. 
        Anneanne önce kızına doğru baktı ve torununun başını okşayarak, ölenler bir şekilde aramızda oluyorlar. Kimi bir renk, kimi tat veya koku, kimi de dokunuş olup geri geliyorlar. Mesela rahmetli annemin yaptığı puf böreğini hiç unutmadım. Nerede o kokuyu veya tadı bulsam annemin yanımda olduğunu bilirim. Dedeni ise saçlarımdaki dokunuş ile hatırlarım. Nerede bir rüzgar saçlarımı okşasa dedenin yanımda olduğunu düşünür, sevinirim. “Peki anneanne sen ölünce ne olup geleceksin” Onu sen bileceksin beni nasıl hatırlamak istersen yanına o şekilde geleceğim. 
         Ziyaret kısa sürüp, odadan ayrıldıktan sonra yanındaki hastalara “bu torunumu çok özlüyor ve çok seviyorum” dedi. “Bu küçük torunum bunu büyüğünden daha çok seviyorum” dedi yanındaki hastaya. Hasta “torunlarınız arasında ayrım yapmamanız gerekmez mi?” Dedi. Haklısınız ama böyle olmasında biraz kızımın da kabahati ilk çocuğunu diğer zamane anneleri gibi çabuk büyütmeye çabaladı. Çocuğunu en iyi şartlarda en iyi okullarda, en iyi eğitmenlerle yetiştireceğim diye tutturdu. Çocuğun neredeyse almadığı ders kalmadı. Bale ,piyano, tenis, yüzme dersleri yetmedi şimdi ise çok meşhur kolejlerden birinde okuyor. Ama hepimizden uzaklaştı derslerinden başka oyun bilmeyen soğuk, ağır biri oldu. Bir süre sustu, soluklandı. 
        Ve tekrar konuşmaya başlayarak zamane anneleri böyle oluyor işte. Çocuk yetiştirmeyi yemek yapmak sanıyorlar. Parayı bastırıp, en donanımlı mutfakta en iyi malzemeleri kullanırsa yemeğin mükemmel olacağını hayal ediyor. Ondan sonra ortaya çıkan yemeğe bakıp, neden lezzetli olmadığını soruyor. Kabahati mutfakta veya malzeme de arıyorlar. Kendilerine hiç kabahat bulmuyorlar. Halbuki elinin emeği, sabrı ve özeni olmadıkça lezzeti yakalayamazsın. Bir yaprak sarma sarsınlar da göreyim ben onları. Bu kez de o kadar emek verdim kimseye yedirtmem diye tutturur bunlar.
     . Hayat kolaylaşıp, hızlandıkça her şeyin aynı kolaylıkla yapılacağını sanıyor bu zamane anneleri. Çocuklarını da çabuk büyütmeye uğraşıyorlar. Onları hızlı yaşlandırdıklarının farkında bile değiller. Yani çocuk bu önce anne babaya sonra da yetiştiği ortamdaki insanlara benzeyecek elbet. Çocuk onlara benzemeye başladıkça anneler ve babalar kendi beğenmediği yönlerini çocuklarında görüp kızıyor. Nerede hata yaptıklarını bulmaya çalışıyorlar.
       Birkaç gün sonra torun anneanneyi sulu boya bir resimle tekrar ziyarete gelir. Resimde mavi bir gökyüzünde sapsarı bir güneş ve bir de uçurtma uçuran kız çocuğu vardır. Yaşlı kadın yanındaki hastaya torunum benim için yapmış bu resmi. Resimdeki kız kendisiymiş. Karar vermiş, ben ölünce onun için gökyüzünün mavisi olacakmışım. Gökyüzüne her baktığımda benim yanında olduğunu hatırlayacakmış, sapsarı güneş ise dedesiymiş.
        Bunları söylerken gözlerinden birkaç damla yaş süzülürken demek ki ben ölünce torunumun gözünde gökyüzün mavisi, dedesi de hepimizi ısıtan güneş olacakmış. Daha ne olsun dedi. Evet ya siz nasıl hatırlanmak istiyorsunuz?  Hatırlanma şeklinizi karşınızdakiler değil, sizin yaşamınızda bıraktığınız izlerin belirleyeceğini hiç unutmayın. Herkese iyi pazarlar… 
Bu yazı toplam 326 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37