1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Ne çayın, ne kahvenin tadı vardı 
Ne çayın, ne kahvenin tadı vardı 

Ne çayın, ne kahvenin tadı vardı 

Geçen hafta cumartesi günü (17 Aralık), sabah saatlerinde Kayseri’de meydana gelen hain terör saldırısının ardından gazetede yaşadıklarımızı geçen pazartesi günü “Ateşin düştüğü yeri nasıl yaktığını gördüm” başlıklı yazıda anlatmaya çalışmıştım. 

A+A-

Kayseri’deki hain saldırıda,  yaklaşık 25 yıldan beri gazetemizde çalışan, her gün bana ve misafirlerime hizmet eden Hüseyin Fehmi Özen’in oğlu, henüz 4 aylık asker Abdül Samet Özen de hayatını kaybetmişti. 
O gün yaşadıklarımızı, Kayseri’de askerlik yapan ve o sabah çarşı iznine çıkacağını bildiği oğlundan haber alamayan Baba Hüseyin Fehmi Özen’in içine düşen kor ateşi anlatmaya çalıştığım yazı,  geçen pazartesi günü çok büyük ilgi uyandırdı. Yaklaşık 40 yıldır her gün yazıyorum. Bazı yazılarım gerçekten çok büyük ilgi görmüş, çok ses getirmişti. Ama 19 Aralık Pazartesi günü yayınlanan “Ateşin düştüğü yeri nasıl yaktığını gördüm” başlıklı yazı kadar geniş kitlelerin ilgisini çeken bir yazım sanırım olmamıştı.

Çok fazla insan aradı, mesaj attı, “Yazıyı okurken ağladım” dediler. Ben de kendi yazdığım yazıyı, gazeteden bir kez daha okudum. İnanın ben de ağladım.
…………….

Zor bir hafta oldu geçen hafta. Gazetenin çay ocağı sorumlusu Hüseyin Fehmi Özen de benim gibi fazla tatil yapan çalışanlardan değildir. Yıllardır her gün sabahın köründe önce birbirimizi görürüz. Fehmi gün boyu bana çay, kahve taşırdı. O artık “Şehit babası”. Geçen hafta doğal olarak yoktu. 

Fehmi ile ben, aynı zamanda sırdaşızdır. Fehmi Özen, dedikodu yapmaz. Sormadan konuşmaz. Ama biz zaman zaman dertleşirdik. Kimi konularda yazı yazmadan önce Fehmi’nin fikrini bile alırım. Yani bizim Şehit Babası ile hukukumuz farklıdır. 

Sağ olsun müessese çay ocağı konusunda en küçük bir açık bırakmadı. Hemen geçici bir eleman istihdam edildi. Hem benim çayım kahvem, hem bana da başsağlığı için gelip giden insanlara servis hiç aksamadı. Üstelik, Fehmi’nin yerine birkaç günlüğüne geçici olarak istihdam edilen arkadaşımız da son derece iyi niyetli, çalışkan ve hizmette kusur etmeyen bir elemandı. 

Ama benim ağzımın tadı yoktu geçen hafta. Fehmi yoktu. Oğlu, şehit olmuştu. Çayın, kahvenin tadı mı olurdu?

HEM MİLLET, HEM DEVLET BÜYÜK 

Abdül Samet Özen’in şehadeti, bana bazı gerçekleri daha iyi görme fırsatı da verdi. Cenaze töreni için geçen hafta Pazar günü Kandıra’nın Süllü Köyü’ne gittim. Bir şehit cenazesine on binlerce insanın nasıl koşup geldiğine, bu milletin şehidine nasıl sahip çıktığına tanık oldum. Hiçbir gücün, hiçbir terör örgütünün bu milleti bölemeyeceğine, birbirine düşüremeyeceğine olan inancım pekişti. 

Bu çok acı olayın ardından birkaç defa arkadaşım, kardeşim Fehmi’nin Tütünçiftlik’teki evine de gittim. Özellikle geçen Perşembe günü Kocaeli Valisi Sayın Hasan Basri Güzeloğlu “Gel şehit babasını birlikte ziyaret edelim” dediğinde gittiğim zaman, devletin şehidine nasıl sahip çıktığına tanık oldum. 

Bizim Fehmi geride kalan 25 yıla yakın süreçte çok önemli insana çay-kahve taşıdı. Siyasetçiler, bürokratlar, sporcular, spor adamları,  sanatçılar... Gazeteye, bana gelen herkese Fehmi hizmet etmiştir. Ama kimse tanımaz, kimse bilmez, kimse fark etmezdi ufak tefek Fehmi Özen’i. Şimdi Fehmi  “Sayın Bakan geldi, bana başsağlığı diledi” diye anlatıyor. Gözümle gördüm. Devletin Valisi, Şehit Baba’sına öyle bir samimiyetle sarılıyor, O’nu öyle güzel sözlerle teselli ediyor ki,  görseniz devlete olan sempatiniz ve güveniniz artar. 

ŞEHİT ANNESİ VALİ’DEN NE İSTEDİ?
Perşembe günü öğle saatlerinde şehit veren Özen Ailesi’nin evindeydik. Vali, Kaymakam, Belediye Başkanı, Müftü. Vali, şehidin babası, annesi, kardeşleri ile çok yakından ilgilendi. Abdül Samet’in şehit düştüğü cumartesi günü devlet Özen Ailesi’nin evine bir kamyon kömür yığmış. Fehmi havalar soğuduğundan beri evine cebindeki parasının yettiği kadar torbayla kömür alıp götürüyordu. Şimdi evde kömür bol. Şehit Samet’in fotoğrafları, Türk bayrakları ile donattıkları odada bizi müthiş sıcak bir ortamda ağırladılar. Soba kömür doluydu ve haldır haldır yanıyordu. 
Vali, Özen Ailesine çok gerçekçe, çok güzel konuştu. Eşinin selamını iletti, “Bir süredir eşimin dizinde bir rahatsızlık var. Bu nedenle gelemedi. Ama cumartesi gününden beri, sürekli Samet için dua ediyor. O’nun da selamlarını getirdim” dedi. 

Vali Güzeloğlu Şehit’in ailesine “Ben sizin emrinizdeyim. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. En küçük sıkıntınızda beni arayacaksınız. Devlet her konuda sizin yanınızdadır” dedi. Sonra Özen Ailesi’nin bütün fertlerine tek tek sordu: ”Benden ne istersiniz?” 

Benim garip kardeşim Fehmi. hep mütavazı olmuştur. Hep  kendi derdi ile yoğrulmuş, kimseden bir şey istememiştir. Vali’ye, “Sağ olun efendim. Sağlığınız” dedi. Şehit’in erkek kardeşi ve kız kardeşi de teşekkür ettiler. Şehit’in annesi,

“Benim bir isteğim var Sayın Valim” dedi. Vali, “Emret” dedi. 
Şehit annesi şunları söyledi:

“Efendim. Şu sıralar çok misafirimiz geliyor. Evden ister istemez çöp çıkıyor. Bizim sokakta çöp konteyneri yok. Çöpümüzü dökmek için bu soğukta arka sokağa gitmek zorunda kalıyoruz. Belediyeden daha önce de talep etmiştik ama olmadı. Bu sokağa bir çöp konteyneri istiyorum” dedi. 

Vali Güzeloğlu, hemen yanında oturan Körfez Belediye Başkanı Baran’a döndü; “Duydun sevgili Başkan” dedi. O gün, akşam olmadan Yeniyalı Mahallesi Şahin Sokak’a, Özen Ailesi’nin bin bir güçlükle yapıp, başını soktuğu evin önüne bir çöp konteyneri gelmişti. 

Elbette giden fidan gibi evladın yeri doldurulamaz. Ama ben bu ülkede, bu toplumda şehadetin ne demek olduğunu,  şehitlere ne kadar önem verildiğini ben bu olayda anladım. Kimse tanımazdı Fehmi’yi. Kimse bilmezdi Abdül Samet’i.  On binler cenazesini uğurladı. Devlet şimdi Özen Ailesi’nin evinden çıkmıyor. Her yerden yardım, destek geliyor. Fehmi aslında bugün yeniden işbaşı yapmak istedi. Sarıldım boynuna, “Gelen giden devam ediyor. Senin evinde olman lazım” dedim. En sonunda, askeriye şehit oğlunun Kayseri’deki eşyalarını toplayıp, eve getirip teslim edene kadar kalmayı kabul etti.

Benim bu hafta da çayımın, kahvemin tadı olmayacak. Bu hafta da en büyük sırdaşım, dert ortağım,  yazılarımı yazarken fikrini aldığım danışmanım yanımda olmayacak. Ama şöyle teselli buluyorum: Fehmi sağlam duruyor. Birdenbire gelen aşırı ilgiden biraz sersemlemiş sanki. Ama içindeki, yüreğindeki kor ateşle bu büyük acıya dayanmaya, ayakta durmaya çaba gösteriyor. 

Bir kez daha Allah’tan Özen Ailesi’ne sabır diliyorum. Artık şehit haberi duymayalım. Artık bu ülkede güzellikler içinde, neşe içinde, kardeşçe yaşayalım.

b4-006.jpg

ŞEHİDİN EVİNDE- Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Körfez Belediye Başkanı İsmail Baran, İsmet Çiğit, şehit Abdül Samet’in evinde baba Hüseyin Fehmi Özen ve ailesiyle dua ettiler. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.