1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Ne olur hemen darılmasak
Ne olur hemen darılmasak

Ne olur hemen darılmasak

Belki biraz sıkça ifade ediyoruz ama, her büyük ideal ve gayenin büyüklüğüne denk iradeyi, plan ve proje ile arızasız uygulayıcılarını gerektirdiği muhakkak. Ancak, güzel ve doğru işler

A+A-

Belki biraz sıkça ifade ediyoruz ama, her büyük ideal ve gayenin büyüklüğüne denk iradeyi, plan ve proje ile arızasız uygulayıcılarını gerektirdiği muhakkak. Ancak, güzel ve doğru işler yapmak her zaman böyle bir iradeyi gerektirmeyebilir. Bazen, hafta belki her zaman kul olarak aczini bilmek, mevziyi terk etmemek, sultanın kapısını ısrarla çalmak ve yolunda olmak yetebilir yol erkan bilenlerin. Yada “her neticede sebeplerin payı kadar, kader’in de bir payı vardır” sırrıyla, esbabına tevessül ve gereğini bitamamiha yerine getirdikten sonra kader’in sahibine teslim yeterlidir. Beşer olarak bizden istenen de bu olsa gerek.

Evet, her insan için elbette içtimai hayatta görmek ve görünmek gibi bir arzu, bir istek vardır. Vardır da, büyüklük taşınması zor bir hazinedir. Bir definedir içinde insanın bir gömüdür adeta dışa çıkarılmaması gereken. Onun içindir ki, “Kamillerde büyüklük mikyasıdır küçüklük. Nakıslarda, küçüklük mizanıdır büyüklük... demiş öyle yaşamış, öyle davranmış büyükler. Hatta bazıları “yalnız yaşadım kim beni nereden bilecek?” diyecek kadar bilinmemeyi tercih etmiş. Büyüklükleri de buradan gelmiyor mu? Günümüzün fikir cücesi büyükleri, Cenab-ı Hakk yollarında olmayı nasip etsin. Aynı büyüklük ve güzellikte olmasa da çabuk pes ediyor ve üzüyorlar sevenlerini, kendilerine saygı duyanları? Ne olur biraz dayansak darılmadan. Hem kime darılıyoruz ki!.. Rolü bize biçene mi?

Büyük dedik, büyüklerden, büyüklerin büyüklüklerinin küçük görünmelerinden (tevazu) kaynaklandığını yazdık. Konu büyüklere, büyüklerin örnek davranışlarına gelmişken hatırıma gelen bir hikayeyle noktalayalım izninizle.

Hak dostu mürşid-i kamil bir zat yıllarca ders verir öğrencilerine. Yetişmelerine vesile olduğu öğrenciler bölgenin dört bir tarafında büyük hizmetler yaparlar. Yeni bir öğrenci grubu ile derslere devam ederken bir süre sonra öğrencilerin bir bir eksildiğini görür. Merak eder ama bekler.  Nihayet tek bir öğrenci kalır yanında hak dostunun. Üstat yanında kalan o tek öğrencisine:

Nerede arkadaşların? der... Muhtemelen asistanı olan bu son öğrenci, üstadını üzmemek için konuyu başka yönlere çekmeye çabala da üstat ısrar eder. Ve nihayet:  Üstadım, der. Arkadaşlar, rüyalarında sizin kuyunun dibinde olduğunuzu görmüşler ve üstadın yüzünde buruk bir tebessüm:  - Evladım ben o rüyayı kırk yıldır görüyorum. Ama ne yapayım, hangi kapıyı çalayım. Hakkın kapısından ayrılıp? Ben bana biçilmiş rolün gereğini yapıyorum gerisi bana o rolü verene aittir. Bizler de kainat denen şu kocaman sahnede, bize biçilmiş rolü oynamalı, onun gereğini yerine getirmeli değil miyiz. Hani her neticede sebeplerin bir payı olduğu gibi kaderin de bir payı vardı!

Bu haber toplam 1155 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.