• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Kocaeli 21 °C

Ne olur, seneye biz alalım

İsmet ÇİĞİT
Yahya Kaptan’daki Şehit Polis Recep Topaloğlu Spor Salonu tamamlanıp, açıldığından buyana,  bu kentin yıllardır özlem duyduğu salon sporlarında ilimize büyük bir organizasyonun alınması için çırpınıp duruyorum. Eski Valilere, Büyükşehir Belediyesi, İzmit Belediyesi Başkanlarına yalvardım. Bu şehri temsil edecek bir basketbol ya da voleybol takımı kurduramıyoruz, bari yılın bir döneminde şöyle büyük bir organizasyona ev sahipliği yapalım istedim.
Eskiden spor salonumuz yoktu, otellerimiz yoktu. Artık hepsi var. Yahya Kaptan’daki Spor salonunda,  ulusal veya uluslararası bir büyük turnuva rahatlıkla yapılabilir. 
En uygunu Basketbol Türkiye Kupası..Tek yapılması gereken de istemek. İlimizin valisi, ya da Büyükşehir Başkanı, olmadı hatta İzmit Belediye Başkanı gitse, Basketbol Federasyonunun kapısını çalsa,  kendini tanıtsa, “Bakın İzmit’te böyle şık bir salon var. Her türlü imkan var. Üstelik yıllardır İzmit üst seviyede bir basketbol maçı izleyemedi” dese, hemen bizim şehrimize vereceklerdir.
2015-20156 sezonu Basketbol Türkiye Kupası maçları 17-21 Şubat tarihlerinde Bursa’da düzenlenecek. Geçen yıl sezonu ilk 8’de bitiren takımlar arasında kura çekildi. 17 Şubat günü Bursa’da  Karşıyaka- Anadolu Efes;  Fenerbahçe-Büyükçekmece; G.Saray-Banvit; Darüşşafaka- Trabzon maçları oynanacak.
Kazananlar tur atlayacak; 21 Şubat günü de final oynanacak, kupa sahibini bulacak. 
Bizim şehrimiz bu işe talip olsaydı, eminim Federasyon Bursa yerine İzmit’e verirdi. Hepsi müthiş kadrolara sahip 8 üst seviyede basketbol takımı. Tam bir şölen.. Bu yılı da kaçırdık. Şimdiden gerekli girişimlere başlarsak, gelecek yıl şubat ayında bu müthiş basketbol şölenini İzmit’e, Yahya Kaptan’a getirebiliriz. Gençler biraz şenlenir. İzmit basketbolun güzelliğini hatırlar. Eminim İzmit’te böyle bir turnuva olsa,  salon tıklım tıklım dolacaktır.
Ne olur, bu şehri bu kadar küçük düşürmeyin. Gidin, isteyin, asılın. Bu şehrin hakkını alın. Bize 2017 yılında Üniversite Olimpiyatları sözü vermiştiniz, tutmadınız. Hiç değilse gelecek yılın şubat ayında Basketbol Türkiye Kupası finallerini İzmit’e getirin. 

*Stajyer ne iş yapar?
Geçen gün Kocaeli Büyükşehir Belediyesi adına gerçekten büyük bir skandal yaşandı. Belki de Büyükşehir Belediyesi’nde bütün sistemi, bütün kuralları yeni baştan gözden geçirmeyi gerektirecek kadar büyük bir skandal. Olayda kimsenin ya da herhangi bir kurumun kazancı ya da kaybı yok. Ama vaka başlı başına bir skandal.
İzmit-Körfez hattında çalışan bir minibüse binen iki yolcunun seyahat kartlarının o yolcuların kimliği ile bağlantılı olmadığı ortaya çıktı. Minibüse binen erkek yolcu, Kent Kart cihazına 65 yaş üstü vatandaşlara verilen ücretsiz seyahat kartını okutuyor. Oysa bu kartı kullanan yolcu 47 yaşında. Üstelik elindeki “65 yaş üstü” kartta kimliği ve doğum tarihi de yazıyor.
Bir kadın yolcu da minibüsün makinasına kartını okutuyor. “60 yaş üstü indirimli seyahat” kartı. Oysa kadın yolcu 28 yaşında.
Kartlar sahte değil. Büyükşehir Belediyesi tarafından verilmiş. Kartlardaki insanlar gerçek. Skandal ortaya çıkınca, Büyükşehir araştırma yapıyor. 65 yaş üstü ücretsiz kartı kullanan 47 yaşındaki erkek vatandaşın gazi olduğu, ücretsiz seyahat kartı için Belediyeye başvurduğu, yanlışlıkla “Gazi” kartı yerine “Yaşlı “ kartı verildiği anlaşılıyor. 60 üzeri kartı bulunan 28 yaşındaki kadın yolcu ise öğretmen. Hakkı olan indirimli kart için başvuruyor. Yanlışlıkla bu kart veriliyor.
Büyükşehir yetkilileri, “Hata bizde. Ama bunu Ulaşım Dairesindeki bir stajyer eleman yapmış” diye açıkladılar. Söz vardır; “Şüyuu, vukuundan beter” derler. Tam buna örnek. 
Bütün işletmeler stajyer gençler çalıştırıyor. Bu bir zorunluluk. Lise’de eğitime devam edip, haftanın üç günü okul yerine işyerine gelen stajyerler var. Üniversite eğitimi görüp,  tatil dönemlerinde kurumlarda staj yapanlar var. Bizim müessesede de yılın her bölümü stajyer genç arkadaşlar çalışıyor. Onları kolluyoruz. El üstünde tutuyoruz. Öğrenmek için sordukları soruları yanıtlıyoruz. Ama sorumluluk vermek, iş yüklemek; asla. Stajyer öğrenciye gazetenin manşetini attırabilir misiniz?. Ya da baş makaleyi yazdırabilir misiniz?.
Büyükşehir Ulaşım Dairesinde kimbilir kaç memur çalışıyor. Seyahat kartları konusu en ciddi, en önemli işlerden biri olsa gerek. Ama bu iş, stajyer gençlere yaptırılıyormuş. Merak ediyorum; Büyükşehir’de başka hangi işler stajyer gençlere, öğrencilere yaptırılıyor?.. Yoksa, yapılan bütün yanlışların altındaki sebep bu acemi stajyer öğrenciler mi?
*O maç seyircili oynanmalı
Ziraat Türkiye Kupası’nda bir mucize gerçekleşti.3 ncü Lig takımı olan, mücadele ettiği 3 ncü Lig’de bile  en mütevazi bütçeye sahip olan Amedspor takımı (eski adı  Diyarbakır Belediye),  çok güçlü rakipler arasından sıyrılıp, Çeyrek Final’e yükseldi. 
Çeyrek final kuraları sonunda da Amedspor ile Fenerbahçe eşleşti. Diyarbakır şu sıralar Türkiye’nin hassas bölgesi. Hepimiz terör örgütünün bütün unsurlarının temizlenmesini, bölgenin teröristlerden arınmasını çok istiyoruz. Ama bir yandan, bölge halkı ile devletin; bölge halkı ile bütün Türkiye halkları arasındaki kardeşliğin korunmasına da büyük önem veriyoruz.
Düşünsenize, yıllar sonra Diyarbakır’a Türkiye’nin en büyük, en popüler futbol kulübü gidecek, resmi maç oynayacak. Kimbilir Diyarbakır’daki futbol severler, gençler, çocuklar ne kadar sevinmişlerdir. Ama Futbol Federasyonu çok ilginç bir karar aldı. Amedspor’un İstanbul’da Başakşehir ile oynadığı maçta, taraftarlarının slogan atmasını gerekçe gösterip,  Amedspor’a bir maç seyircisiz oynama cezası verdi.
Amed-Fenerbahçe Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçı, önümüzdeki hafta Diyarbakır’da Seyrantepe DİSKİ Stadında oynanacak. Maça seyirci alınmayacak.
Bu çok yanlış ve Türkiye için amaca hizmet etmeyecek bir karar. Amedspor’un kupadaki maçlarını yakından takip ediyorum. Diyarbakır’da oynadığı maçlarda en küçük bir olay olmadı. İstanbul Başakşehir stadındaki maçta çok küçük bir grup, üstelik çok da rahatsız edici olmayan, siyasi mitinglerde de sık sık atılan sloganı kısa süre bağırdı. Bu nedenle, Diyarbakır halkına Fenerbahçe’yi izlemek konusunda ceza vermek haksızlık. Maç seyircili oynanmalı. Mümkünse o küçücük DİSKİ Stadında değil, Diyarbakır şehir stadında oynanmalı. Üstelik Amed-Fenerbahçe maçı, halklar arasındaki dostluk ve kardeşliği pekiştirmeye yönelik bir büyük şölen havasında oynanmalı. 
Amedspor buralara kadar gelmiş. F.Bahçe’yi Diyarbakır’a getiriyor. Ama maç seyircisiz oynanacak. Amedspor’un bütün maçlarını hakemler çok dürüst, tarafsız yönettiler. Bursa’daki maçta Bursa tribünlerinden rakip takıma sözlü büyük tacizler oldu. Amed’li futbolculardan en küçük bir olumsuz hareket gelmedi. Amed-F.Bahçe maçını keşke iki kulüp başkanı birlikte izlese. İki takımın taraftarları iç içe izlese. Başbakan Güneydoğu’ya gidiyor. Başbakan maçta olsa. İstiklal Marşı birlikte okunsa. Kardeşlik türküleri çalınsa.. Kötü mü olurdu?. Türkiye’nin her zamankinden daha fazla bugünlerde böyle bir gösteriye ihtiyacı yok muydu?
*İşte Başkanlık sistemi 
Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok istediği “Başkanlık Sistemi”ni tartışıyor. Cumhurbaşkanı istediğine, halkın önemli bir bölümü de Cumhurbaşkanına destek verdiğine göre, bu sisteme öyle veya böyle geçilecek.
Başkanlık Sistemi’nden sırf Recep Tayyip Erdoğan Devlet Başkanı olacak diye korkmanın, karşı çıkmanın anlamsız olduğunu düşünenlerdenim. Doğru düzenlenmiş bir Başkanlık Sistemi’nin Türkiye için çok daha uygun olabileceğine de inananlardan biriyim. Dünyada Başkanlık sisteminin pekçok örneği, pekçok başarılı uygulaması var. Örneğin, Cumhurbaşkanı’nın şu sıralar ziyaret ettiği Peru’daki sistemde, Başkan 5 yıl için 1 kez seçiliyor. 
ABD’deki sistemde ise sistem tamamen halka dayalı. ABD’de Kasım ayında seçim var. Şimdiden tek tek eyaletlerde Cumhuriyetçiler ile Demokratlar kendi içlerinde ön seçimi başladılar.
İlk ön seçimler Iowa eyaletinde yapıldı. Hem Cumhuriyetçi, hem demokrat adayların kendi aralarındaki yarıştı sürprizler ortaya çıktı. 
Ön seçim modelinin çok iyi biçimde uygulandığı bir Başkanlık sistemi.. Bir kişiye bir, en fazla iki dönem Başkan seçilme hakkı veren bir sistem. Başkan’ı denetleyecek  Meclis-ya da senato- oluşumunda tamamen  halkın tercihlerinin ön plana çıkacağı, ön seçimin zorunlu olacağı bir model..
Bütün bunları hiç tartışmadan, “Ben Başkanlık sistemine karşıyım” demeyi çok abes buluyorum.
Dünyada uygulanan bütün modeller masaya yatırılmalı, Başkanlık sistemi mutlaka tartışılmalıdır. Aksi halde, zaten bu sisteme geçilecek. Üstelik tamamen Erdoğan’ın ve AK Parti’nin istediği şekilde geçilecek ki, belki de tehlikelisi bu olacaktır. 

*Anayasa Komisyonu toplanıyor
Artık siyasetin mazereti yok. Kimsenin “Dansözlük” yapacak hali de yok. Türkiye’nin yeni sivil anayasasını yapması gerekiyor. Bütün siyasi partiler bu konuda halka söz verdiler. Bu ülkenin hala 12 Eylül 1980 Anayasası ile yönetilmesini kimse savunamaz, içine sindiremez.
Mevcut Meclis içinden yeni bir Anayasa Komisyonu oluşturuldu. İktidar partisi centilmenlik gösterdi. Meclis’te çoğunluğa sahip olmasına rağmen, yeni Anayasa’yı tartışacak komisyona her partiden eşit sayıda üyenin katılımını kabul ettiler. AK Parti, CHP, MHP, HDP’den üçer milletvekili Anayasa Komisyonu’na geliyor. TBMM Başkanı Kahraman başkanlığındaki komisyon ilk toplantısını bugün yapacak, ilke kararlarını alacak.
4 partiden 12 milletvekilinin tamamı seçkin, bilgili, deneyimli, önemli isimler. Anayasa Komisyonu’nda boş adam yok. Bu komisyon, dış müdahalelere de kulaklarını kapatıp,  Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yeni anayasasını yazmak zorundadır. Basit, herkesin anlayacağı şekilde,  özgürlükçü, hukuk sistemini, devletin ve vatanın bölünmez bütünlüğünü kollayan bir yeni Anayasa’ya ihtiyaç var. 
Hiçbir siyasi parti  ön şart ortaya koymamalıdır. Başkanlık sistemi dahil her şey konuşulmalıdır. AK Parti’nin hedefi, 6 aylık süre içinde bu komisyonun bir karar alamadığını göstermekse, bu plan boşa çıkartılmalıdır. Çünkü, bu komisyon dağıldıktan sonra, AK Parti’nin Meclis’ten 330 destekli bir metin çıkartıp,  bununla referanduma gitmek gibi bir şansı vardır ki, bu aşamadan sonra muhalefetin hiçbir şeye itiraz veya müdahale etme hakkı kalmayacaktır.
13 değerli, saygın milletvekilinden oluşan Anayasa Komisyonu’nun bugün başlayacak zor, ama çok büyük sorumluluk gerektiren maratonunun makul bir sürede tamamlanmasını, bu ülkede yaşayan herkesin içine sinecek bir metinin  hazırlanmasını ve referanduma da gerek kalmadan Meclis’te yeterli oyla  onaylanmasını diliyorum. Bu gerçekleşirse, emin olan Türkiye’nin önü açılır. Türkiye gerçekten bir demokrasiye geçiş sağlar ve siyasetin itibarı yükselir.
*Öğrenci ücreti  % 50 olmalı
Kocaeli’de toplu taşıma sistemi,  sil baştan yenileniyor. Bu arada, Minibüsçüler Odası’nın talep ettiği yeni zam ortada duruyor. Toplu taşıma tamamen Büyükşehir Belediyesi’ne geçse de, şimdiki sistem devam etse de görülen o ki, ilimizdeki toplu taşıma  ücretlerine yeni bir zam yapılacak. 
Dünyanın her yerinde, toplu taşımada, sinemada, tiyatroda, spor etkinliklerinde ve daha pekçok alanda tam bilet ücreti ile, öğrenci ücreti farklıdır. Öğrenciler, sadece ailenin değil, ülkedeki herkesin geleceğidir. Onlar herkesin evladıdır. Korunması, kollanması gerekir. Ama bizim ilimizde yıllardır toplu taşımada öğrenci bileti indirimi son derece sembolik kalıyor. Yanlış bilmiyorsam, halen tam bilet creti 2.10 TL, öğrenci ücreti 1.35 TL. yani ilimizdeki toplu taşımada öğrenci indirimi tamamen göstermelik. Zaten öğrenciler bu indirimden yararlanmak için kart alırken aradaki fark kadar para ödüyorlar. 
İstanbul’da toplu taşıma ücretlerine zam geldi. Tam bilet 2.30 TL oldu. İstanbul’da öğrenci ücreti 1.15 TL. Yani, tam biletin tam olarak yarısı. Doğrusu budur. Kocaeli’de de böyle olmalıdır. Şimdi bizde zam yapılacak. Tam bilet 2.50, öğrenci ücreti 2.00 TL olursa, bu haksızlıktır. Mutlaka öğrenci ücreti,  tam bilet ücretinin yarısı kadar olmalıdır. Bu kent öğrencilerine toplu taşımada bile hakkını vermezse, hepsine bisiklet, hepsine bilgisayar dağıtmanın da çok fazla anlamı yoktur. Öğrenci öncelikle, toplumun, kentin kendisini koruyup, kolladığını bilmelidir.

*Su konusunda iyi haber 
İki yıl önce  bu aylarda yaşadığımız kuraklığı hatırlarsınız.. Bırakın kış aylarında kar yağmasını, bahar aylarında yağmur bile görmemiştik. 
Dereler kurumuştu. Baraj kurumuştu. Sapanca Gölü neredeyse yok olmak üzereydi. O dönemde, Büyükşehir Belediyesi İSU idaresi, gerçekten çok önemli işler yaptı. Kenti bu coğrafyanın gördüğü en ağır kuraklık döneminde susuz bırakmadı.
Şükürler olsun o günler atlatıldı. Doğa yeniden dengesini buldu. Geçen kış iyi kar yağmış, su konusunda sıkıntı yaşanmamıştı. Bu kış da bir dönem hepimize çile çektirse de, kar yağışlarının bölgemize çok hayırlı geldiğini görüyoruz.
Kimilerinin hala densiz şekilde eleştirdiği Yuvacık Barajı’nın toplam su tutma kapasitesi 51 milyon metreküp. Baraj gölüne su gelişi çok artar da bu sınıra yaklaşılırsa,  kontrollü olarak barajdan derelere su bırakılıyor. Şu sıralar son karlar eriyip, Baraj Gölüne çok miktarda su gelince, göldeki su miktarı 46 milyon metreküpü aşmış ve barajdan su bırakılmaya başlanmış. Aynı şekilde Sapanca Gölü de kar suları ile dolmuş durumda.
Bunlar iyi haberler.. Önümüzdeki yaz mevsimi, hatta bu yılın sonuna kadar olan dönem için kentimizin su sorunu ortadan kalkmış görünüyor. Bahar aylarında da umalım ki gerekli yağışlar alınsın,  meyve-sebze üretimi iyi olsun.
Ancak, Baraj’dan su bırakmanın da bazı riskleri var. Geçtiğimiz yıllarda bu nedenle Kartepe ilçesindeki bazı alanları sular basmıştır. Umuyorum ki İSU, ağzına kadar dolan barajdaki suyu tahliye ederken, bu konuda gereken hassasiyeti gösteriyordur.
Bu yazı toplam 717 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37