• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli 16 °C

Ne yapmıştır benim Sefa Ağabeyim

İsmet ÇİĞİT

Cuma gecesi, sabaha kadar uyumadım. Sıcaktandır diye düşündüm. Camı açtım, vantilatörü çalıştırdım, yok olmuyor..

Kafamda hep aynı soru dönüp duruyor.  Ne yapmıştır, ne yapıyordur benim Sefa Abim, ‘Dam’ın altında.. Çok paylaşımlarımız oldu Sefa Sirmen’le. Çok muhabbetimiz, birlikte gezilerimiz. 

Asil adamdır Sefa Sirmen.. Her ortamda bulunabilir, her ortama çok çabuk adapte olabilir. Hiçbir şeyden tiksinmez, insan ayırmaz. Hiçbir insana kötü gözle bakmaz. Ama cezaevinde olacak, yatacak adam değildir.

T Tipi Cezaevi.. Muhtemelen, 20 kişi kapasiteli olup, 30-35 kişinin kaldığı bir koğuştadır. Belki tanıdık biri olduğu için, uzun yıllar belediye başkanlığı, milletvekilliği yaptığı için, cezaevinde özel bir yere de konulmuş olabilir.

Çarşaf kirliymiş, etrafta böcekler dolaşıyormuş, koğuş ayak kokuyormuş, Sefa Sirmen’e çok koymaz. Ama o ‘Dam’ altında şöyle başını yastığa koyduğu ilk gece neler gelip geçer gösterinin önünden, ne düşünceler dolaşır beyninin kıvrımlarında bunları bilmek isterdim.

Bazı insanlar ceza alır, “Hak etti” dersiniz. “Oh olsun” dersiniz.  Sefa Sirmen için de böyle düşünenler olabilir. Bir an için diyelim ki, Sefa Sirmen, üzerine atılan, hüküm giymesine neden olan suçların hepsini, hatta daha fazlasını işlemiş olsun. Böyle bir şeye kesinlikle inanmam. Diyelim ki, öyle olsun.

Bu durumda bile, Sefa Sirmen gibi birinin, bu şehre bu kadar hizmet etmiş, bu şehirde bunca seçimi açık ara farkla kazanmış biri, bu şekilde ve bu ortamda cezaevine girmemeliydi.

O döneminin Cumhurbaşkanlarına (Demirel’e, Özal’a), bir telefon kadar uzak adamdı.

15 yıl, bu kentin siyaseten en güçlü adamıydı. Herkesin ağzının içine baktığı, yardıma desteğe muhtaç olan insanları “Hangi partidendir” diye ayırmayan, herkes için elinden geleni yapmaya çalışan adamdı.

O telefonunu hiç kapatmayan,  günün her saatinde O’na ulaşmak isteyen, O’na ihtiyacı olan herkesin ulaşabildiği adamdı.

O Başbakanlarla arkadaştı. Kendi döneminde her siyasi partiye mensup milletvekillerinin en iyi arkadaşıydı. O bu şehirde çok insanı adam etti, adam içine soktu. O Türkiye’nin en önemli işadamlarının önünde ceket iliklediği, saygınlığı yüzüne çok yakışan tebessümünden kaynaklanan, çok özel bir adamdı. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, “İzmit” dediğinizde adı söylenen ilk adamdı.

Bugün, bu şehirde musluktan Türkiye’nin en temiz suyu akıyorsa, bugün bu şehirde her evde doğalgaz yanıyorsa,  çöpler yakılarak imha ediliyor, çocuklar buz üzerinde kayabiliyorsa-hoş son zamanlarda o buz sarayı da yok oldu ya- bu şehirde Büyükşehir Belediyesi büyük törenlerini Uluslararası Fuar Merkezi binasında düzenleyebiliyorsa, hepsinin altında O’nun imzası vardı.

Marina’yı, Rıhtımı o yaptı. Belsa’yı, Otogar’ı, Mezbahayı O yaptı.

Bir İzmitli çıkar da “Sefa Sirmen’i sevmiyorum. Sefa Sirmen kötü, zararlı adamdır” derse, inanın en hafif değerlendirmeyle günah işlemiş olur. Şahsen herhangi bir kişiye bilerek kötülük yapmamıştır. Kendisine en fazla düşmanlık gösterenlere bile, dara düşseler elinden gelen desteği vermek isterdi.

Çok günlerimiz geçti Sefa Ağabey’le. O’na yakın olmaktan, O’nun yanında olmaktan hep gurur duymuşumdur. Bir dönem benim adımı “Sefa Sirmen’in adamı” diye anar olmuşlardı. Hayatım boyunca kimsenin adamı olmadım da, “Sefa Sirmen’in adamı” yakıştırmasından da hiçbir zaman rahatsızlık duymadım.

Aldılar O’nu,  T Tipi’ne koydular. Bu Türkiye tuhaf bir Türkiye, bu İzmit, tuhaf bir İzmit oldu.

Benim Sefa Ağabeyim, geçen gece o damın altında  nasıl uyudu?. Neler düşündü. Eminim, “İzmit için yaptıklarım haram olsun” dememiştir. O, bütün yaptıklarını, günün birinde başına bunların geleceğini bilse de yapardı. 

Bu sıcaklarda tavuk yemeğine dikkat edin

Dünya coğrafyasının çok nadide bir bölgesi olan bu bölgede, bu enlem ve boylamlar arasında yaşayan bizlerin genetik olarak ılıman iklimlere alışkanlığı vardır. Bu coğrafyada, bazen bir gün içinde 4 mevsimi yaşarsınız. Aşırılıklar yoktur.  En soğuk günlerde  (-5)’in altını, en sıcak günlerde (30) derecenin üzerini pek görmemişizdir.

Bu coğrafyadaki bütün canlıların organizmaları, bu iklim koşullarına alışıktır. Sadece canlı organizmaları değil. Bu coğrafyadaki bütün sistem, düzen bu iklim koşullarına uygundur. Mühendislik hesapları buna göredir. Örneğin, bu bölgedeki elektrik iletkenlerinin kalınlığı, kar ve buz yükü çok daha fazla olan bölgelerdeki iletkenlere göre çok daha incedir. Bu bölgedeki kanalizasyon, su borularının çapı, uzun yıllar yağış ortalamaları dikkate alınarak hesaplanmıştır.

Bu bölgedeki soğutucuların, ısıtıcıların maksimum-minimum aralıkları da ılıman iklim koşullarına göre ayarlıdır. Ama dünyamızın iklimi değişiyor. Soğuk daha soğuk, sıcak daha soğuk hale geldi. Aşırılıklara canlıların organizmaları da, aletlerin kapasiteleri alışık ve uygun değildir.

Dünya ısınmaya başladı. Şu sıralar, alışık olduğumuzun çok üzerindeki sıcaklıkları, üstelik günlerdir yaşıyoruz. Bu sıcaklarda, pekçok şeyin bozulma riski vardır. Özellikle bilmediğiniz yerde tavuk yemeği yememeye çok dikkat etmelisiniz. Sıcak ortamda birkaç saat kalan tavuk eti bozulur. Maazallah, bozulmuş tavuk etini yiyenler çok ciddi hatta ölümcül zehirlenmeler ile karşılaşabilirler.

 ​TOPLU İFTAR YEMEKLERİNDE SIKINTI

Son zamanlarda ilimizin çeşitli bölgelerinde toplu iftar yemeklerinin ardından pekçok şikayetler geliyor. Yüzlerce, binlerce kişilik iftar organizasyonları yapılıyor. Bu bunaltıcı sıcaklarda yemekler saatler öncesinden hazırlanıyor. Ortamda iftar saati bekletiliyor. Sonra insanlar bu yemeklerle oruç açıyorlar. Çok zehirlenme olayları oluyor. Kamuoyuna yansımıyor.

Belli ki, bu yaz bu havalar böyle alışık olmadığımız kadar sıcak gidecek. Her gün mevlit cemiyetleri, hatim cemiyetleri düzenleniyor. Sünnet, düğün yemekleri oluyor. Bu bölgenin ve coğrafyanın alışık olmadığı sıcaklarda yediğiniz her şeye çok dikkat edin. Özellikle tavuk eti yemeği, tavuk döneri varsa, daha dikkatli olun. Ağzınıza attığınız ilk lokmada tuhaflık hissettiyseniz, aç kalın, o yemeği yemeyin.  Toplu iftar ve cemiyet yemekleri konusunda da mutlaka titiz denetime ihtiyaç vardır. Ne yazık ki bu açıdan bizim ilimizde en ufak bir kaygı, en ufak bir önlem ve denetim gayreti görünmüyor. Özellikle çocuklarınızı, bu sıcaklarda iyi muhafaza edilmemiş soğuk zincir içinde korunmamış yiyeceklerden uzak tutmalısınız. 

Tankerler ve tehlikeli madde taşıyan TIR’a formül bulunmalı

Körfez Köprüsü (Osmangazi Köprüsü), 30 Haziran Perşembe günü Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın da katılacağı görkemli bir törenle hizmete açılacak.  Ulaştırma Bakanlığı, Osmangazi Köprüsü ile ilgili bir yönetmeliği önceki gün Resmi Gazete’de yayınladı. Buna göre, Köprü üzerinde araçların hızı saatte 40 kilometrenin altında olmayacak, 120 Km/saat’i aşmayacak. Köprüye, bisiklet, traktör girişi, köprü üzerinde duraklamak yasak.

Osmangazi Köprüsü’nden tehlikeli madde ve kimyasal madde taşıyan TIR’ların geçişine de izin verilmeyecek.  Yani, bütün kimyasal madde, akaryakıt, parlayıcı, patlayıcı madde taşıyan TIR’lar şimdiki 

gibi,  Körfez etrafında dolaşacak, D-100’de, D-130’da patlamaya hazır birer bomba gibi gitmeye devam edecekler.

Oysa, bu köprünün açılması ile birlikte.  Yanıcı, parlayıcı madde, kimyasal madde taşıyan TIR’ların yarattığı potansiyel tehlikeden de ilimizin kurtarılması lazım. Köprüye girişi yasak olan bu TIR’lar, Yarımca, Tütünçiftlik, Derince, İzmit, Başiskele, Gölcük, Karamürsel içinden, yüzbinlerce insanın yaşadığı bölgelerden geçmeye devam edecekler. Bu araçların Köprüye alınmamasının haklı nedenleri olabilir. Ama Osmangazi Köprüsü’nün açılmasıyla birlikte, Körfez’in iki yakası arasında çalışan feribotların yükü hafifleyecek. Feribot hattında birkaç tekne, sadece bu TIR’lar, tankerler için ayrılabilir.  İlimizden her gün, çok büyük tehlike yaratan tankerler, kimyasal madde TIR’ları geçiyor. İstanbul’dan İzmir’e, Bursa’ya gidecek; ya da Bursa’dan, İzmir’den İstanbul’a gidecek bütün tehlikeli madde TIR’ları da bizim içimizden gidiyorlar. Hazır köprü yapılmış. Feribotlar boşalıyor. Köprüden geçişlerine izin verilmeyen bu araçlar için feribotu kullanarak karşıdan karşıya geçmek zorunlu olabilir.

İlimiz yetkililerinin, Büyükşehir Belediyesi’nin bu formülü Ulaştırma Bakanlığı’na teklif etmesi ve arkasında durması gerekir diye düşünüyorum. 

Sağ salim dönmüşsek “Mardin izlenimleri” yarın

Biri çıkıp bana,  “Nereye gitmek, görmek istersin” diye sorsa hiç tereddüt etmeden birinci tercihim Las Vegas olurdu. Ama ilk 5 tercih içinde, mutlaka “Mardin”i de sayardım. Çok merak ettiğim, görmeyi çok istediğim bir şehirdi Mardin. Kuşkusuz, Ramazan ayı dışında gitmeyi de tercih ederdim.

Çarşamba günü AK Parti İl Başkanı Ceyhan arayıp,  günü birlik Mardin gezisine davet edince, fazla nazlanmadan kabul ettim. Ama iki gün, evde eşimle didişip durduk. Hele Cuma günü Mardin’den terör saldırısı haberleri televizyonlara yansıyınca, “Senin ne işin var Mardin’de. Otur oturduğun yerde, bizi hiç düşünmüyor musun?” laflarına sürekli muhatap oldum.

“Devletin Milli Savunma Bakanı ile aynı heyette gidiyorum. Bize ne olur?” diye karşılık versem de,  terörden ve teröristlerden nefret eden eşim, bu geziye hep muhalif kaldı.

Umarım, sağ salim gitmiş, dün gece sağ salim dönmüşüzdür. Üzüldüğüm iki konu var: Birincisi dün İzmit’te gerçekleşen Türk Yıldızları gösterisini izlemeyi çok isterdim, kaçırdım. Başkan Doğan’dan gelecek yıl da aynı gösteriyi rica ediyorum.

İkincisi, Euro-2016 başladığından beri, ilk kez dün akşamki maçları öyle sanıyorum ki izleyememiş olacağım. Aslında artık pazar günleri gazeteye gelip, uzun boylu çalışmıyordum. Ama bugün, gazeteye gelip, dünkü Mardin gezisi ile ilgili bütün izlenimleri size bu sütunlarda aktaracağım. Uzun zamandır  Sayın Bakan Işık ve Başkan Karaosmanoğlu ile de görüşmemiştim. Herhalde, onların ağzından bazı taze haberleri aktarma fırsatı da bulurum.

Piknik alanlarında çok dikkatli olmalı

Hoş, zaman Ramazan. Bu nedenle pek fazla kişinin piknik yapmaya çıkacağını sanmıyorum. Ama bizim şehrimiz, yaz aylarında tam anlamıyla dağda bayırda piknik yapılan bir kent haline geldi. Çok güzel, çok manzaralı, çok temiz havalı ve şehir merkezine oranla çok serin piknik alanlarımız var. Piknik yapmaya gidenler, yanlarında mangalları, piknik tüpleri ile gidiyorlar. Mutlaka ateş yakılıyor. Çok sigara da içiliyor. Havalar çok sıcak. Her yerde ortam çok kuru.

Piknik yapmaya mesire yerlerine, ormanlara gidenlerin sorumluluğu büyük. Lütfen ateşinizi kontrol edin. Bir küçük kıvılcım, piknik alanında bırakılacak bir kırık cam parçası, sönmemiş bir sigara izmariti, çok büyük yangınlara neden olabilir. Piknik alanlarında hem belediyelerin, hem Orman İşletmesinin şu sıralar özellikle dikkatli olması gerekiyor. 

 

Bu yazı toplam 4453 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37