1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. “Nehirler aktı geçti, kurudu vakti geçti…”
“Nehirler aktı geçti, kurudu vakti geçti…”

“Nehirler aktı geçti, kurudu vakti geçti…”

Dünya heveslerinin gelip geçici zevklerine dalarak hayat sürdürmek, inanın pek de bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Makam, mevki, şan ve şöhret uğruna zücaciye dükkânına dalmış fil gibi kırıp dökerek

A+A-

Dünya heveslerinin gelip geçici zevklerine dalarak hayat sürdürmek, inanın pek de bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Makam, mevki, şan ve şöhret uğruna zücaciye dükkânına dalmış fil gibi kırıp dökerek ayakta kalmanın kişinin kendisini kandırmaktan başka hiçbir önemi yoktur.

Şöyle bir tarihe baktığımız zaman, dünya sahnesinde uzun yıllar ayakta kalabilmiş insanların birçoğu neticede işgal ettiği makam ve mevkileri kahr ile bıraktıkları müşahede edilmiştir. Nitekim yüce kitabımız Kur’an-i Kerim’de Mevlâ’mızın da ifade ettiği gibi, “Dünya hayatı ancak aldatmaca ve oyuncaktan ibarettir” Aldatıcı ve oyuncaktan ibaret hayatı amaç edinip; gerçek hayatı görmezden gelmek ise, muazzep eder. Keza, “Ahret yurdunu mamur etmek için çalış-çabala-didin ama; dünyadan da nasibini unutma” ilahı ikazıyla da Mevlâ’mız, uğruna entrikalar çevirdiğimiz dünyanın ulaşılacak son menzil olmadığını; esas amacın ahret yurdunu aramak olduğunu bizlere bütün çıplaklığıyla gösteriyor. Tüm bunlar ortadayken, bilerek ve kasten dünyayı amaç edinip enva-i çeşit dolambaçlı yollara sapmak ise, insanı perişan eder.

Şair ne de güzel terennüm etmiş.

“Nehirler aktı geçti, kurudu vakti geçti. Nice Han, nice Sultan, tahtı bıraktı geçti. Şu dünya bir pencere, her gelen baktı geçti”

Onun için değerli dostlar, makam ve mevki uğruna, şan ve şöhret uğruna ona-buna yağcılık ve yalakalık yaparak, ait olduğu sosyal çevreyi bozuk para gibi harcayarak, namerde avuç açarak, kendi duygu dünyasında debelenmeye çalışmak erdemli insanın işi değildir. Bunun farkına varanlar; namerdin köprüsünden geçmektense, suda boğulmayı, “tilki” gölgesinde yatmaktansa, aslanlarca parçalanmayı tercih etmişlerdir. Nitekim bakınız Evliya Çelebi bu konuda ne de güzel ifade etmiş.

“Geçme “namert” köprüsünden ko götürsün su seni,

Yatma “tilki” gölgesinde ko yesin aslan seni”

Evet, yaşadığımız şu üç günlük dünyada; koca koca adamların makam için, mevki için, şan ve şöhret için, üç kuruşluk dünya menfaati için attıkları taklaları görünce şaşırıyorum.

Peki ya, “Köprüden geçinceye kadar ayıya dayı demek” sözüne ne demeli? Hasbelkader kişi köprüden geçerken düşüp ölürse, o zaman ayının yeğeni mi öldü boğuldu denir, yoksa bir insan mı?

Sırf salimen köprüden geçmek için ayıları kendine dayı edinmek ne kadar da kötü değil mi aziz okurlarım?

Siz siz olun, yağcılıkla, yalakalıkla, ona buna yamularak kendinize değer atfetmeye yeltenmeyin. Kenara itilmeniz, yok sayılmanız, ötekileştirilmeniz, tecrit edilmeniz, düşmanlarınızla tokuşturulmanız, jurnallenmeniz, karalanmanız sizin değerinizden hiçbir şey kopartıp götürmez. Nitekim bu konuda şair çok güzel söylemiş.

“Payımal olmağ ile dîl olmaz nakıs. Hâke düşse yine kadr-i güher dûn olmaz” Yani, -gönül ehli olanların kenara itilmeleriyle onların değerinden hiçbir şey eksilmez; zira toprağa düşmekle cevherin kıymeti eksilmez-

Mevlâ, kendi indinde değeri düşenlerden eylemesin.

Bu haber toplam 3051 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.