1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. NELER  OLDU, NELER  BİTTİ
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

NELER  OLDU, NELER  BİTTİ

A+A-

Sevgili  okurlarım, iki  haftadır  birbirimizden  uzak  kaldık.  Yani  yazışamadık,  dertleşemedik,  yaşananları  paylaşamadık.

Hep  söylerim ya,  sizlerle  yazıyla da  olsa  sohbet  etmek,  duygularımı  düşüncelerimi  paylaşmak  çok  iyi  geliyor  bana.. Yirmi beş  senenin  verdiği   bu  özel  iletişimin  beni  sizlere  bağladığını  ve  içimi  ferahlattığını  yüreğimde  hissediyorum.

Evet,  geçen  iki  hafta  içinde  neler  oldu,  neler  bitti  ve  neler  geride  kaldı  bir  göz  atalım  istiyorum. Oldukça  önemli  günlerdi  ardımızda  bıraktıklarımız  gerçekten..

Mesela  ramazan  ve  ramazan  bayramı  yaşamımdaki  onlarcasından  biri  olarak  aldı  yerini.. Çok  şükür ki  bu  senede  mükemmel  çalışmalar,  hayırlar  ve   gönüllere  saraylar  kurmakla  geçti  ramazanımız.. Bayramdaysa  verimli  geçen  ramazanın  huzuru  ve  mutluluğu  eşliğinde  geçen  kutlamalarda,  yeni  gelecek  ramazanların  ve  bayramların  planlarını  yapmaya  başlamamız  biraz  şaşırtıcıydı  galiba.. Ancak,  Yaratan  ömür  verirse hayatta  olana  bir  gün  gibi  geleceğini  bildiğimizden  olsa  gerek  bu  telaşımız..

Yaşam  çok  hızla  geçen  bir  serüven  malumunuz.. Ve  içi  aklınıza  hiç  gelmeyecek  sürprizlerle  dopdolu.. Anlayacağınız  bizleri  şaşırtmaya  devam  ediyor..                                                      Kendi  doğrularımızın  peşinde  ve  yanlış  olduğuna  kanaat  getirdiğimize  taviz  vermeden  bu  yaşam  oyununun  tüm  sürprizlerine  açık  bekliyoruz..                                                                                  Zaten  başka  bir  şansımızda  yok ki..

Bu  arada  geride  bıraktığım  en  büyük  özel  olay  8  Haziran  Cumartesi  günü  sevgili  torunum  Alican’ın  evlilik  töreniydi..  Evet  sevgili  dostlar,  bu  benim  duygu  karmaşası  yaşadığım, heyecanımın  en  üst  seviyelere  ulaştığı,  anlatılması  kolay  olmayan  bir  mutluluktu. Kucağıma  doğan  ve  kızımın  can  parçası  olan  minik  bebek  büyümüşte  evleniyordu. Onunla  öyle  çok  anılarımız  vardı ki,  düşündükçe  bile  gözlerim  doluyor..

Ağlamamak  için  zor  tutuyorum  kendimi.. Şimdiyse  karşımda  son  derece  yakışıklı,  aslan  parçası  bir  genç  adam,  damatlıklar  içinde  gülümsüyor  yüzüme.. Yanında  güzeller  güzeli  bir  kız.. Beyazlar  içinde,  adeta  yeni  açmış  bahar  papatyası  gibi.. “Anneanneciğim  elinizi  öpebilir miyim” diye  soruyor  bana.. Sarılıyorum  ikisine  birden  ve  şükrediyorum  Allah’ıma.. Bana  ve  eşime  bu  güzellikleri  tattırdığı  için.. Bizim  küçük  gelinimiz  Tuğçe..   Rahmetli  İhsan  Sanal  ağabeyimizin  torunu.. Ve,  Sevgili  kardeşlerimiz  Ayşın  ve  Cengiz  Ercin’in  kızı.. Alican.. Gamze  Çağlar  ve  Deniz  Çağlar’ın  yakışıklı  oğlu...                                         Buraya  kadar  tamam.. Çok  güzel  iki  ailenin  evlatları.. Hayatlarını  birleştirip  mutluluğu  seçtiler.. Ancak  bu  arada  öyle  bir  şey  gerçekleşti ki  hayatımda  kırk  yıl  düşünsem  aklıma  gelmezdi.  Alican  ve  Tuğçe’nin  aşkı  büyük  bir sürpriz  yaşattı  bana..                                                         Hani  bazen  kulak  ardı  ederiz  ya  yaşamsal  kader  yazgısını  ve  karşımıza  pat  diye  çıkardıklarını.. İşte  ben  yine  hayattan  aldım  dersimi.. Çok  şükür ki  sevindirici  ve  tatlı..                                                         Durun  birazcık  anlatayım  bakalım  bana  hak  verecek misiniz.?

Benim  çocukluk  mahallelerim  namı değer “Yukarı  Mahalle” dediğimiz  Bağçeşme.. Veliahmet, Yukarıpazar,  Orhan, Turgut, Akçakoca  gibi  birbirine  bağlı  mahalleleriydi.. Bu  mahallelerden  okula  birlikte  gittiğim  arkadaşlarım  vardı  tabi ki.. İşte  bunlardan  birisi  çocukluğumun  anılarıyla  dolu  arkadaşım  Asiye.. Kız Meslek  Lisesinden  sonra  uzunca  bir  süre  göremedik  birbirimizi.. Daha  sonraysa  oda,  bende  evlenerek  çoluk  çocuğa  karıştık  ve  iyice  daldık  yaşam savaşına.. Görüşemedik.. Yıllar  geçti  böylece.. Birkaç  sene  önce    sosyal  medyada  bulduk  birbirimizi.. Sevindik, yazıştık  hatta  gençlik  resimlerimizi  yolladık  birbirimize.. Derken  Alican  ve  Tuğçe’nin  meselesi  çıktı  ortaya.. Ama  ben  Tuğçe’yi  sadece  rahmetli  İhsan  Sanal’ın  torunu  olarak  tanıyordum  ve  ciddi  bir  şey de  yoktu  ortada..                Bir  gün  Tuğçe’yle  konuşma  fırsatım  olmuştu  ve  bana  Sevcan  teyze,  siz  benim  babaannemin  arkadaşıymışsınız”  dedi..

Ben de cevaben  “ Aaaa  öylemi,  mutlaka  tanışıyoruzdur. İzmit’te  herkes  birbirini  tanır  kızım” dedim.. Allah  biliyor ya,  sıradan  bir  tanıma  zannettim  babaanneyi..                                Tuğçe  devam  etti “Ama  Sevcan  teyzeciğim  siz  hem  eski,  hem de  çok  iyi  arkadaşmışsınız” deyince  “Kim  yavrum  senin  babaannen”  diye  sormam  gerektiğini  anladım.. “Asiye  hanım,  yukarı  mahalleden”  deyince  şöyle  bir  durdum.. Asiye,  benim  çocukluk  arkadaşım.. Canım arkadaşım.. Ve  heyecanla  sorup  soruşturunca  Cengiz  Ercin’in  annesinin,  Tuğçe’nin de  babaannesinin  yıllar  önce  birbirimizden  hiç  ayrılmadığımız  ve  sonra  birbirimizi kaybettiğimiz “Asiye Ercin”  olduğunu  öğrendim.. Tabi ki  hem  şaşırdım,  hem  sevindim  hem de “Ah  hayat, sen  nelere  kadirsin”  demek  gereği  duydum  içimden..                                        Sonra  iş  ciddiye  bindi. Bu  güzel  aşka  bir de  büyüklerin  kadim  dostlukları da  giriverince  her  şey  çok  tatlı  bir  biçimde  yol  alarak  telli  duvaklı  gelinliğini  giydirdi  Tuğçeciğin..               Yaaa  dostlar.. Bu  kader  değil de  ne  Allah  aşkına.. Şu  anda  onlar  İtalya’da  balayındalar. Bizlerse  tatlı  yorgunluğun  ve  güzel  düğünün  ardında  kalan  anılarla  eyleniyoruz.. Düğün  deyince  söylemeden  geçersem  haksızlık  olur. Gerçi  bir  daha ki  yazımda  yazacağım  sizlere  “Yelken  Kulübü” nü..                                                                                                                                   Bu  ilin  en  nezih  ve  en  iç  açıcı  sahil  restoranı  Yelken  Kulüp.. Denize  sıfır  restorandın,  hizmeti, yemekleri  ve  doyumsuz  manzarasıyla  müthişti.                                                                             Birde  bu  güzelliklere Bülent Tamer’in  ayrıcalıklı  ve  kaliteli  müziği  eklenince  varın  düşünün  eğlencenin  misafirlere  yansıyışını…

Evet,  ben  eski  arkadaşımı  bu  mutlu  evlilikle  buldum. Alican  ve  Tuğçe  birbirine  kavuşarak  güzel  bir  yuva  kurdular. Allah  onları  sonsuza  dek  mesut  ederken,  bizlere de  onların  mutluluğundan  yansıyan  ışıkla  yaşamayı  nasip  etsin  inşallah…

Bu yazı toplam 613 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.