1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Neonazi cinayetleri davasında iddianame okunamadı
Neonazi cinayetleri davasında iddianame okunamadı

Neonazi cinayetleri davasında iddianame okunamadı

Almanya’da 8 Türk, bir Yunan ve bir Alman polisin cinayetlerinden sorumlu tutulan NSU terör hücresinin hayattaki tek üyesi Beate Zschaepe ve diğer 4 zanlıya karşı açılan dava Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde

A+A-

Almanya’da 8 Türk, bir Yunan ve bir Alman polisin cinayetlerinden sorumlu tutulan NSU terör hücresinin hayattaki tek üyesi Beate Zschaepe ve diğer 4 zanlıya karşı açılan dava Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde (OLG) görülmeye başlandı. Gazetecilere uygulanan akreditasyon işlemlerinde yapılan hatalardan dolayı 17 Nisan yerine 6 Mayıs’ta başlayan ‘yüzyılın davası’, Türk ve Alman medyasının yanı sıra tüm dünya basın mensupları tarafından ilgiyle takip edildi.

Duruşma 10:30 civarında başlarken, Zschaepe ve diğer sanıklar 09:50 itibariyle salona alındı. Televizyon ve fotoğraf kameralarına sırtını dönen Zschaepe’nin 30 dakika boyunca basın mensupları ve tüm katılımcıları kaale almayan tavrı dikkat çekti. Federal Kriminal Dairesi’nin NSU terör örgütü üyeleri ile ilgili arama ilanındaki Zschaepe’den farklı olarak saç stili ve elbisesiyle bakımlı bir Zschaepe’nin duruşmaya gelmesi dikkatlerden kaçmadı. Yarım saat süren fotoğraf ve televizyon çekimlerinden kurbanların yakınlarının rahatsız olduğu gözlemlendi. Bu arada bir müdahilin avukatının ellerini tutarak sürekli dua edercesine dudaklarını kıpırdattığı görüldü.

ZSCHAEPE’DEN REDDİ HAKİM

Hakkında terör örgütü kurmak ve üyesi olmak, cinayetler işlemek ve teşebbüste bulunmaktan dava açılan Beate Zschaepe’nin avukatları, davayı görecek Manfred Götzl’in hakimliğini reddetti. Hakimi taraf tutmakla suçlayan avukatlar, gerekçe olarak dava oturumlarından önce evlerinin aranmasını, ayrıca mahkeme binasına girerken avukatların üzerleri aranırken savcı ve hakimlere dokunulmamasını gösterdi. Avukatların reddi hakim başvurusunu ise hakim kabul etmedi. Ancak avukatlar yazılı olmadığı gerekçesiyle hakimin reddine de itiraz etti. Avukatların bu tutumu duruşmayı uzatma girişimi olarak değerlendirildi. Müdahil ailelerin avukatları da bu girişimleri davanın başlamasına engel olmak ve süreci uzatmak olarak niteledi. Buna rağmen sanığın avukatlarının başvurularına cevap vermek için davaya bir buçuk saat ara verildi.

Müdahil katılımcıların avukatlarından Mehmet Daimagüler'in Zschaepe’nin avukatlarıyla şakalaşıp gülüşmesi dikkat çekerken, diğer avukatlardan Yavuz Selim Narin reddi hâkim talebinin savunma yapan avukatların sıkça başvurduğu bir yöntem olduğunu belirtti.

Diğer taraftan davanın ilk günü iddianame okunmadı. Mahkeme sözcüsü, zanlıların avukatlarının ve müdahil avukatlarının yaptığı başvurular nedeniyle iddianamenin okunmayacağını duyurdu.

TBMM İnsan Hakları Komisyon başkanı: Almanya’daki ırkçılık bir sistem sorunu

Neonazi cinayetleri yargılama sürecini izlemek üzere Almanya’ya giden TBMM İnsan Hakları İzleme Komisyon Başkanı Ayhan Sefer Üstün, “Irkçıların yargılanmasından daha önemlisi, sorunun kaynağının görülmesi. Almanya’daki sistem sorunu temel sorunun görülmesini engelliyor.” dedi.

Cihan Haber Ajansı'na (Cihan) konuşan Üstün, mahkemenin üstlendiği tarihi sorumluluğa dikkat çekti. Üstün, “Mağdur aileler adalet duygularını rahatlatacak kararı bekliyorlar. Mahkeme sanıkları yargılıyor, ama ırkçılık konusunda bugüne kadar yargıdan ciddi bir karar çıkmamış, karar gerekçelerinde sağduyulu bir ses yükselmemiş. Oysa mahkemeler gerekçeyi yazarken olayın arkasındaki asıl sebebi de değerlendirir, yargılarlar. Münih Mahkemesi’nin ırkçılığa karşı örnek içtihat oluşturacak karar vermesi, gerekçe yazması lazım. Eğer adi olaymış gibi yaklaşıp bunu yapmazlarsa tarihi fırsatı kaçırmış olurlar. Çünkü, sistem sorun üretmeye devam ediyor.” diye konuştu.

Her ülkenin kendine özgü sorunları olabileceğini, hatta bunların tarihsel nitelik de kazanmış olabileceğini kaydeden TBMM İnsan Hakları İzleme Komisyonu Başkanı Üstün, sorunlarla yüzleşmeden çözüm üretilemeyeceğini söyledi. Türkiye’nin darbecilik-cuntacılık gibi tarihsel sorununu yüzleşerek çözüm yoluna girdiğinin altını çizen Üstün, “Kabullenmeyip, görmezden gelsek, medya-toplum ve yargı sorunun üzerine gitmese böylesi bir temel sorunu çözme iradesini nasıl gösterecektik?” diye sordu.

Irkçılık sorununu çözmek için öncelikle Alman medyasının önyargılardan arınması gerektiğini vurgulayan Üstün sözlerini şöyle sürdürdü: “Alman medyasında, çağdaş demokrat insanlara ve toplumlara yakışmayan güçlü bir önyargı akımı var. Zaman zaman depreşerek insanlığa büyük acılar yaşatmış tarihsel derinliği olan ırkçılık hastalığını görmezden geliyorlar. Milyonlarca insanı insanlık dışı uygulamaya maruz bırakan bu hastalık bünye güçlü iken hissedilmiyor, ama aydınların bunu hissetmesi, görmesi gerekiyor. Ekonomik ve sosyal krizler art arda gelince ırkçılık hastalığı hortluyor ise medya ve aydınlar rolünü oynamıyor demektir. Avrupa’daki ırkçı partiler yüzde 20-25 bandına oturmuşsa bu hastalığı daha ne kadar görmezden geleceksiniz? Mahkeme tarihe not düşecek gerekçe yazamazsa derin dehlizlere inen sorunu çözme iradesini nasıl göstereceksiniz?”

Ülke yönetimindeki etkili ve yetkili isimlerin de görmezden gelerek konuşmak istememelerinin sorunu büyüttüğünü kaydeden TBMM İnsan Hakları İzleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, “Almanlar sistemlerinin tıkır tıkır işlediğini öne sürerler. Bu insanlar 10 yıldır suç makinesine dönmüşler. 10 cinayet işleyip, 14 banka soyuyorlar. Yurt dışına çıkmayıp ülke içinde elini kolunu sallayarak geziyorlar. Almanya’nın bunu gözden kaçırması, görmezden gelmesi garip değil mi? Bir de iddia edildiği gibi sistem tıkır tıkır işliyorsa bunun garabeti yükselmiyor mu?” ifadelerini kullandı.

Yapılan bir ankete göre İçişleri Bakanlık kadrolarının yüzde 45’inin ırkçı eylemleri sempati ile karşıladığını gösterdiğine dikkat çeken Üstün, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunu görmek için polisiye-dedektif bakış açısına sahip olmak gerekmiyor. Görünen gerçek sanıkların mutlaka birtakım kişi ve kurumlardan müsamaha gördüğüdür. Polis katilinin destek almadan 10 yıl elini kolunu sallayıp yakalanmaması mümkün mü? Siyasiler o kadar önyargılı ki komisyonumuzu ziyarete gelen önemli isimler bile ülkelerindeki ırkçı saldırıları kabullenmeyip itiraz ediyorlar. Komisyonumuzun 2012 ara raporuna giren saldırıları isim-adres ve tarihle verince sessizliğe gömülüyorlar. İktidardaki Hristiyan Demokrat Parti yöneticileri anlamsız biçimde savunmaya geçiyorlar. Sorunun büyüğü aslında bu. İnsanlık suçunu görmeme önyargısı.”

Irkçılık sorununun çözümünün gecikmesinin tüm insanlık için tehlike olduğunu vurgulayan Üstün, bunun tarihte acı örneklerinin bulunduğunu aktardı. Başbakan Merkel’e çözüm konusunda destek olması gereken çalışma arkadaşlarının garip kaygılar içinde olduğunu kaydeden Üstün, “Ne kaygıları var bilemiyorum. Anlaşılır gibi değil. Duruşları ile ırkçılara psikolojik destek veriyorlar. Oysa sorun siyasi irade olmadan bürokrasinin üstesinden gelemeyeceği kadar büyük. Kabullenmezlerse çözemezler, çözme iradesi göstermedikleri halde sorunun önce kendilerini, sonra Avrupa’yı ve tüm dünyayı sıkıntıya sokacağını söylüyoruz. Dileriz bu yargılama bir dönüm noktası olur.” şeklinde konuştu.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.