1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Nereden nereye?
Nereden nereye?

Nereden nereye?

1789 Fransız devrimi. Bazı sosyologlara göre pozitivistlere göre “Aydınlanma Çağı”nın başlangıcı. Burjuvazi patentli bir ihtilal. Coşku, heyecan, umutla birlikte giyotinle, kanla anılan bir süreç. Kend

A+A-

1789 Fransız devrimi.

Bazı sosyologlara göre pozitivistlere göre “Aydınlanma Çağı”nın başlangıcı.

Burjuvazi patentli bir ihtilal.

Coşku, heyecan, umutla birlikte giyotinle, kanla anılan bir süreç.

Kendi evlatlarının başını bile yiyen bir devrim.

Danton, Robespierre ve Lavasoier gibi.

Bu bilge insanların arasında bir Osmanlı vatandaşı da vardı.

İstanbullu Andre Chenier.

1762’de Galata-Kartçınar Sokağı’nda doğmuştu.

Geleneksel ticaret anlayışımızı “ithalat, ihracat” denklemine oturtmayı başaran bir ailenin çocuğuydu.

Devrimden kısa bir süre önce Paris’e göçmüşlerdi.

Genç Chenier kralcı değildi.

Ancak...

Büyük umutlarla bağlandığı devrim, onu inkisar-ı hayal’e (hayal kırıklığına) uğratmıştı.

Ne ummuş, ne bulmuştu!

Diline hakim olamadı.

Faturasını da ağır ödedi.

Giyotin onu 1794’te buldu.

Devrimden 5 yıl sonra.

Peki, İstanbul nasıl karşıladı Fransız devrimini?

Ne umut vardı, ne de korku.

(Düşünsel dünyamıza yansıması çok geç olacaktı.)

Türkiye’nin (daha doğrusu Osmanlı İmparatorluğu’nun) Paris’e Büyükelçi olarak atadığı Halet Efendi, Fransa’yı “ayakların baş olduğu ülke” olarak tanımlayacak kadar, işin sosyolojik derinliğinden bihaberdi. Fransızların cumhuriyeti bile yönetemediğini, böyle bir “kavimden” hüsniyet, dostluk ve sadakat beklemenin “nafile bir gayret” olduğunun altını çizer, her ne hikmetse.

Raporları bu minval üzeredir.

Sultan Üçüncü Selim’in Başkatibi Ahmet Efendi, 1792 yılının Ocak ayında “İnşallah Fransa’daki kargaşa, frengi illeti gibi Avusturya ve Rusya’ya da sıçrar ve uzun zaman başları dertten kurtulamaz. Bu da devlet-i aliyyenin hayrına olur” diye, kendi yorumunu saray tarihine kayıt diye düşer.

Konunun mizahi boyutu da şu:

Saray ve haliyle idari heyette bulunan aristokrat kadro ile İstanbul eşrafı, tüccarı, zengini yani “kremanın kreması” olanlar, Fransız Devrimi’ni alkışlıyorlar, işin sosyo-politik rüzgarından ötürü değil elbette.

Ya neden?

Devrimin tüm Avrupa’yı yok edecek bir bela gibi gördüklerinden.

Yani,

1789 Fransız Devrimi’nin İstanbul’a gerçek anlamda yansıması, 1839 Tanzimat Hatt-ı Hümayunu ile mümkün olabilmiştir. Yaklaşık yarım asır sonra.

Konunun günümüzdeki izdüşümüne gelince.

Kuzey Afrika-Ortadoğu ekseninde gelişen son olayları, anında ve sosyolojik gerçekliğiyle okuyan bir Türkiye var. Nereden nereye?

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.