• BIST 83.067
  • Altın 146,397
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 1 °C

North Carolina Üniversitesi’nde (UNC) iki hafta(1)

Şükrü HATUN
ARA SIRA

Prof. Dr. Şükrü Hatun Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi
Daha önce bilimsel kongreler nedeniyle Amerika’ya 4-5 kez gelmiş ve değişik şehirlerinden bir kaç gün geçirmiştim ama ilk kez 2 hafta kalarak ve esas olarak arkadaşlarım Ali Süha Çalıkoğlu ve Müge Güçsavaş Çalıkoğlu’nun eşsiz rehberlikleri ile Amerika ile daha yakından tanışma fırsatı buldum. Amacım zorunlu hizmet için gittiğim Adıyaman’dan beri (1983) kadim arkadaşım Ali Süha ile North Carolina Üniversitesi Çocuk Endokrin Bölümünde birlikte çalışmak, sistemle ilgili gözlemler yapmak ve onlarla vakit geçirmekti. Gerçi insan ülkemizde olanları düşününce iyi ve mutlu şeylerden bahsederken mahcubiyet hissediyor ama Ali'nin huzuru, Müge'nin coşkusu ile ilk andan itibaren buluşmaktan mutlu olduğumu söylemek isterim. 
Bir çok insan gibi ben de Amerikan bayrağını ilk kez köylere yardım olarak gönderilen süt tozu kutularında görmüş, çocukluğu aya gidiş ve Vietnam savaşı haberleri ile geçmiş, daha sonraki yıllarda ise mitinglerde “Katil Amerika” diye bağırmış kuşaktanım. Gerçi Hacettepe Tıp Fakültesi’nde okurken çoğu ABD’de uzmanlığını almış hocalarımızın ayrı bir havası olduğunu görür ve onları bu şekilde geliştiren bilim ortamına uzaktan gıpta ile bakardık. 
Bazı arkadaşlarımızın öğrencilik yıllarından itibaren en önemli amaçları ABD’de eğitimlerine devam etmek ve oralarda yerleşmekti. Bütün bunların ötesinde ise ben bir kaç gidiş gelişten sonra örneğin “Amerika’yı Amerika olarak anlamanın ve bunu da yerinde, Amerika’nın kendisinde yapmanın zorunluluğunu” savunan Jean Baudrillard’ın “ Amerika” kitabını ya da Enis Batur’un “ Amerika Büyük Bir Şaka  Sevgili Frank ama Ona Ne Kadar Gülebiliriz” isimli New York seyahatini anlatan kitabını okuyarak Amerika’yı anlamaya çalışmıştım. Şimdi ise her gün notlar tutarak  ve bunları paylaşarak benzer bir deneyimi yaşamak üzere buradaydım. Anlatacaklarımın kesitsel olduğunu, kendi gözlemlerimi 20 yıldır burada yaşayan arkadaşlarımın bilgileri ile destekleyerek yazdığımı peşinen söylemek isterim.
North Carolina Üniversitesi 
North Carolina Üniversitesi'nde (UNC) şimdilerde Aziz Sancar rüzgarı esiyor ve şehrin sokaklarında onu kutlayan bez afişler var (http://www.unc.edu/campus-updates/nobel-winner-to-donate-prize-money-to-chapel-hill-foundation/).  Burada Aziz Sancar'ın yanı sıra benim arkadaşlarım  çocuk endokrinoloji uzmanı Ali Süha Çalıkoğlu ve   genetikçi Müge Güçsavaş Çalıkoğlu, kistik fibrosiz üzerinde  çalışan Mehmet Kesimer, ruhsal hastalıklarda beyin görüntülenmesi ile uğraşan Ayşenil Belger ve Duke'de hematolog/onkolog olarak çalışan eşi Murat Arcasoy gibi bilim insanları var. Aziz Sancar'ı görmem mümkün olmadı ama onun dışındaki arkadaşlarla tanışmaktan büyük memnuniyet duydum. İlgilerine çok teşekkür ediyorum.
UNC'nin renkleri, “Carolina Blue” olarak biliniyor ve sadece buralarda görülebilen açık  mavi gökyüzünü simgeliyormuş. UNC kampüsü ABD'deki en güzel üniversite kampüslerinden birisi ve biz  bu  etkileyici kampüsü Ali'nin UNC'de  politika/işletme okuyan ortanca oğlu Murat'ın rehberliğinde gezdik.
North Carolina Üniversite sistemi içinde 17 kampüste 220.000 öğrenci eğitim alıyor; bu sistem içinde ayrıca bir de fen lisesi var. UNC Chapel Hill'de 30.000 civarında öğrenci eğitim görüyor ve tıp fakültesi de bu kampüste. UNC Chapel Hill, bütün üniversiteleri (özel ve “public”) içeren sıralamada 30.sırada ama üniversite için ailelerin ödediği para karşılığı elde edilen değer (iş imkanı, gelir düzeyinde artış, mezuniyet oranı gibi) dikkate alan sıralamalarda üniversiteler arasında ilk sırada (http://www.kiplinger.com/…/T014-S001-kiplinger-s-…/index.php). Burada “Public” üniversite deyince, kurulu olduğu eyalet ve toplumun gururla ve tam olarak sahiplendiği üniversite anlaşılıyor; bizdeki gibi devlet üniversitesi değil. Bu üniversiteler eyalette yaşayanlara daha ucuz ve kaliteli bir eğitim sağladıkları gibi bölgesel gelişmede de önemli bir rol oynuyorlar. Örneğin UNC'da okumak için (eğitim+yurt+yemek) bu eyalette yaşayanlar 22.000 dolar, başka bir eyalette yaşayanların (veya yabancı öğrencilerin) ise 46.000 dolar vermesi gerekiyor.  “Public” üniversiteler, öğrencilerinin % 70-85'ini o eyaletten almak zorunda; çünkü  eyalette yaşayanların vergileri ile destekleniyorlar. Üniversiteye kabul değerlendirmesinde öğrencinin ekonomik imkanları hiç bir şekilde dikkate alınmıyor; geliri yetersiz olanlara düşük faizli borçlandırma, kampus içinde iş imkanı ya da karşılıksız burs sağlanıyor. Bu destek özel üniversitelerde de var ama bu kadar kurumsallaşmış değil. Başka önemli bir nokta da UNC Tıp Fakültesinin, eyaletteki sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinde lokomotif görevi görüyor olması;  örneğin sadece Chapel Hill de değil bir çok şehirde sağlık hizmeti verilen ünitesi var. Üniversite bunlara ek olarak ilk ve orta öğretimi desteklediği gibi halk için de sürekli kendini geliştirme imkanları yaratıyor açık öğretim ders programları ile. 
Üniversite senatosunda bir kaç saat
Müge’nin senato üyesi olmasının yardımıyla  UNC senato toplantısına katıldım. Senato başkanı üniversitede bütün öğretim üyelerinin katıldığı bir  oylama ile seçiliyormuş. Yani bizdeki gibi Rektör değil senato başkanı. Toplantıyı bu başkan yönetiyor ve rektörlük ekibi toplantıya gözlemci olarak ve bilgi vermek üzere katılıyor. Toplantıda kadın akademisyenlerin gelir ve akademik ilerleme eşitsizliği ve nedenleri konuşuldu ve kampüs içinde "emzirme odası" sayısının arttırılması üzerinde duruldu. Ayrıca üniversitenin geçmişindeki ırkçı izlerin silinmesi ve bu amaçla ırkçı kişilerin adlarının verildiği bina isimlerinin değiştirilmesi, eşcinsel hakları, öğrenci başarısının arttırılması gibi konular tartışıldı. Kendi üniversitemde 2,5 yıl senato üyeliği yapmış bir öğretim üyesi olarak özgür ve yapıcı tartışma ortamından çok etkilendiğimi söylemek isterim. Daha sonra ABD'nin en iyi Halk Sağlığı Okullarından birisi olan UNC Halk Sağlığı Okulu'nu gezdim. Ülkemizdeki tıp fakültelerinde halk sağlığı bölümlerinin son yıllardaki değer yitimini düşününce UNC’nin kendi halk sağlığı bölümü ile övünmesine özeniyor insan.
North Carolina Üniversitesi'nden bende kalan en güçlü etki, üniversite sisteminin toplumsal gelişmedeki rolünü (üniversitenin başlattığı ve desteklediği kurumlar yılda 7 milyar dolarlık katma değer üretiyor) ve akademik dünyanın yüzyıldan fazla zamandır süren, özerkliği ve en yetenekli olanlara yer açan geleneklerini yeniden öğrenmek, hissetmek oldu. Bütün bunlar ülkemizden çok farklı bir üniversite sistemini anlatıyor ve insan niçin dünyadan bir çok iyi öğrencinin ABD'de okumak için çaba gösterdiğini daha iyi anlıyor. Bu arada belirtmeliyim ki Aziz Sancar’ın Nobel alması hiç tesadüf değil, çünkü üniversitenin yıllık araştırma bütçesi 1 milyar doları geçiyor.
Amerikan Okul Sistemi ve spora verilen önem
Ali'nin anlattığına göre Amerikan okul sistemi ve eğitim, toplumun temel önceliği. Ali'nin üç oğlu var; birisi bu yıl üniversiteyi bitiriyor ve çeşitli tıp fakültelerinden görüşme için haber bekliyor bugünlerde. Diğeri siyaset bilimi ve işletme çift ana dal okuyor, küçük olanı ise lisede. Okul sisteminde çocukların yeteneklerine göre imkanlar sunulması en önemli özellik. Öğrenciler gerektiğinde bir üst sınıftan, hatta üniversiteden ders alabiliyorlar. Üniversiteye giriş için bir sınav var ama her öğrencinin bu sınav notu yanında kendi özelliklerini içeren bir dosya başvuru yapması ve yüz yüze görüşmeyi de içeren bir süreç sonunda üniversiteye girmesi mümkün oluyor. Toplumsal gönüllük çalışmaları bu dosyada önemli bir yer tutuyor. Süreç bireyin en başından sorumluluk yüklenmesine, yeteneklerini tam olarak ortaya koymasına ve bunların etraflı bir şekilde değerlendirilmesine dayanıyor. Mutlaka eleştirilecek yönleri vardır ama yine de bizim sadece yıpratıcı sınavlara ve ezbere dayalı okul sistemi ile karşılaştırılınca etkilenmemek elde değil. Bunların yanında spor özendiriliyor ve aileler çocuklarının okul ve şehir kulüplerine takımlara girmesini destekliyor.
Bir akşam basketbol maçına gittim. Ali'nin anlattıklarına göre UNC'nin takımı şimdiye kadar 6 kez ülke şampiyonu olmuş ve Michael Jordan gibi basketbolcuların yetiştiği bir takım. Takımın efsanevi antrenörü Dean Smith aynı zamanda bir üniversitenin takımında ilk defa bir zenci öğrenci oynatmış. Maçın oynandığı yerin adı da " Dean Smith Center". Dean Smith, Vietnam savaşına ve nükleer silahlara karşı tutumu ile de tanınan önemli bir demokrat şahsiyet olarak da biliniyor. Maç güzeldi ama 21.000 kişilik salondaki atmosfer, Amerikan yaşam tarzını ( Hamburger kokuları, sürekli akan reklamlar, eğitim için yapılan piyangolar vs.) hissetmek bakımından da iyi bir deneyim oldu. Arada ip atlayan öğrencilerin gösterilerini seyrederken ise yıllar önce yazdığım " İp atlayan kızlara övgü" yazısını hatırladım. Ali ise bana mekanoreseptörler ile ilgili önemli buluşları olan ve kemiklerin zarının altındaki hücreler yoluyla egzersiz ve titreşimlerin kemik yapımını arttırması çalışmalarını yapan Janet Rubin'in UNC'de çalıştığını söyledi.
Bu yazı toplam 726 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37