1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Nükleer Enerjiyi Başbakanımızdan Daha Mı İyi Bileceksiniz?!
Nükleer Enerjiyi Başbakanımızdan Daha Mı İyi Bileceksiniz?!

Nükleer Enerjiyi Başbakanımızdan Daha Mı İyi Bileceksiniz?!

Şu bizim kahvede ajans haberlerini dinleyemez oldum. Kahve ahalisinde garip bir huy peydah oldu. Başbakanımız konuşmaya başlar başlamaz, kahvecinin çırağına basıyorlar kalayı… “Kapat, kapat

A+A-

Şu bizim kahvede ajans haberlerini dinleyemez oldum. Kahve ahalisinde garip bir huy peydah oldu. Başbakanımız konuşmaya başlar başlamaz, kahvecinin çırağına basıyorlar kalayı… “Kapat, kapat kafamız şişti. Oyun oynuyoruz burada kerata.”

Mahsustan beni kızdırmak için yaptıklarını bildiğim halde fena halde alınıyorum bu hareketlerine… Vâkıa bunda SEDAŞ tarafından evdeki elektriğimin kesilmesi sebebiyle haberleri takip edemememin de büyük etkisi var.

Ben, “beyler, milletin ahval-i ruhiye ve içtimaiyesini bozmayın. İtikadıyla oynamayın. Ahlak ve secayâsını bozmayın” dedikçe kahvecinin çırağı gözlerinden yaş gelinceye kadar gülüyor. Kahve ahalisi de ona mukabele edince ortalık tam şenlik yerine dönüyor. Bütün bunlar yaşanırken arada bir “ne diyor bu manyak yine” sözleri kulağıma çalınıyor ama hiç üzerime alınmıyorum.

Geçenlerde yine televizyonun karşısındaki stratejik yerime oturmuş kliplerdeki hanım kızlarımızın raks etmelerini seyreyliyordum. Klip bitip de reklâma geçildiği sırada kanal değiştirince karşımızda Başbakanımızı buldum. Ben esas duruşa geçer geçmez kahvede yine bir yaygara koptu. Ama bu sefer izlemeye kararlı olduğum için derhal onları susturmaya muvaffak oldum.

“Beyler, burası kamusal bir alandır. Kendi şahsi arzu ve temayüllerinize göre davranmayınız. Kaldı ki, ileri demokraside söz hürriyeti en başta gelir” şeklinde bir nutuk çekmeye başlamıştım ki, “aman izle izle yeter ki kapat çeneni” diye hep bir ağızdan bağırdıklarını işittim.

Başbakanımız Rusya’ya gerçekleştireceği resmi ziyaret öncesinde basın toplantısı düzenliyordu. Her zamanki gibi fevkalade formda görünüyordu. Nihayet soru sorma cesareti bulabilen bir basın mensubu son derece maksatlı bir şekilde nükleer enerji hususunda malumat istedi.

Başbakanımızın cevabı gecikmedi:

“Riski olmayan hiçbir yatırım yoktur. Yani evinize Aygaz tüpü de koymamak gerekir. Veya bir doğalgaz hattı çektirmemek gerekir. Ülkeden ham petrol hattının geçmemesi gerekir. Çünkü bunlar hangisi olursa olsun herhangi bir tehditle veya saldırıyla karşı karşıya kaldığı zaman bunların az veya çok bir bedeli olur.”

Tam bu sözlerin derinliği karşısında muvazenemi yitirmiştim ki, kahve halkından yeni bir kahkaha dalgasının yükseldiğine şahit oldum.

Berber Recep, “Aygaz ve nükleer” diyor, gülmekten başka bir şey diyemiyordu. Tescilli Komünist emekli öğretmen Mustafa da “ha doğalgaz ha nükleer” diyerek gevrek gevrek gülüyordu.

“Siz ne anlarsınız!” diyerek kendimi dışarıya zor attım. O hışımla epey bir yürümüşüm. Başka bir kahvede çayımı yudumlarken ajans haberleri korkulanın olduğunu, radyasyon yüklü bulutların Amerika’ya kadar ulaştığını söylüyordu.

Hepsi laf salatası… Boş yere millete korku yaymaya çalışıyorlar. Başbakanımızdan daha mı iyi bileceksiniz?! Çernobil’de de öyle demişlerdi, bir şey mi oldu? diye söylendiğim sırada Cumhurbaşkanımızın yumuşacık sesini duyunca iyice rahatladım. Ne diyordu Cumhurbaşkanımız, “Türkiye’nin birdenbire nükleer enerjiden vaaz geçiyorum demesinin doğru olmadığı kanaatindeyim. Benim kanaatim Türkiye nükleer enerjiye geç kalmış bir ülkedir.”

Gayri ihtiyari olarak “helal olsun size! Türkiye sizinle gurur duyuyor” diye bağırmışım…

Eee kolay mı efendim, biz ki hiç santralimiz olmamasına rağmen 1999’daki İkitelli hadisesi ile “dünyanın en önemli 20 radyoaktif kazası” listesine girmeye muvaffak olmuş bir neslin evlatlarıyız…

Bu haber toplam 1142 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.