1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. O çocukları yürürken izledim
O çocukları yürürken izledim

O çocukları yürürken izledim

İzmit Yürüyüş Yolu sık sık protesto yürüyüşlerine sahne oluyor. Geçen Cuma günü akşam saatlerinde de çocuklukla gençlik çizgisi arasındaki geçiş noktasında olan 16-19 yaş grubundaki pırıl

A+A-

İzmit Yürüyüş Yolu sık sık protesto yürüyüşlerine sahne oluyor.

Geçen Cuma günü akşam saatlerinde de çocuklukla gençlik çizgisi arasındaki geçiş noktasında olan 16-19 yaş grubundaki pırıl pırıl insanlar sloganlar atarak, zaman zaman durup, danslar ederek yürüyorlardı. Tesadüfen caddedeydim, onları izlerken şunları düşündüm:

Bu insanlar henüz 6 yaşındayken, Türkiye'deki çarpık eğitim sisteminin pençesine hapsedilmişti. 8-10 yaşlarına geldiklerinden itibaren herkes onlara “Ders çalış. Birkaç yıl sonra sınava gireceksin” dedi.

Son 10 yılda sınav sistemleri, okul geçme sistemleri defalarca değiştirildi. Bu çocukların kafası her değişiklikle bir kez daha karıştı…

O çocuklar, Cumartesi, Pazar günleri, bayram günleri tatil yapamadılar, dersaneye gittiler, ya da evde bir odaya kapanıp, test çalıştılar. Sömestr tatilleri, yaz tatilleri de olmadı. Önlerinde Anadolu Liseleri sınavları vardı. Aileleri onlardan başarı bekliyordu. Anneleri, babaları kendi harcamalarından, belki kardeşlerinin yemeğinden kesiyor, onlar için harcıyorlardı. Hedef, Anadolu Lisesi kazanmak, sınavda başarılı olmaktı.

13-14 yaşlarında hayatlarının ilk büyük ve önemli sınavına girdiler. Küçük bir bölümü istedikleri okulu kazandı. Anadolu Liselerine, fen liselerine girdi. Kazanamayanlar meslek liselerinde, düz liselerde eğitime devam etti.

İlkokuldan çıkmış, liseye adım atmışlardı ama hayatlarının en güzel ve en hızlı döneminde yine özgür olamadılar. Bu kez önlerinde Üniversite sınavı vardı. Çevrelerindeki herkes onlara bu sınavın “Ölüm kalım” meselesi olduğunu söylüyordu. Anneleri, babaları bir an boş gördüklerinde “Biz senin için saçımızı süpürge ettik. Ne kadar çok para harcıyoruz biliyor musun?. Sen ders çalışacaksın. Üniversite kazanacaksın” diyorlardı.

Yine, cumartesileri, pazarları, sömestr ya da yaz tatilleri olmadı. Çoğu ağız tadıyla bir futbol maçına, bir sinemaya gidemediler. Çalıştılar.

27 Mart Pazar günü, hayatlarının en önemli sınavı kabul ettikleri YGS'ye girdiler. Kimi heyecandan günlerdir uyuyamıyordu. Kiminin midesi bulanmıştı, kiminin başı dönüyordu. Görevliler sınav kapısında kızların saçındaki tokayı, erkeklerin cebindeki mendili bile topladı. Demek ki, bu sınav güvenilir sınavdı. Üç saat bu sınavda ter döktüler. “Oh nihayet bitti” diye sevinçle çıktılar. Haziran ayındaki ikinci sınav için yine çalışmaları gerekecekti. Ama işin hiç değilse ilk yarısı bitmişti.

Sınavdan iki gün sonra ortaya bir iddia atıldı. Çok güvenilir olduğu iddia edilen YGS'de şeytanın aklına bile gelmeyecek bir oyun oynandığı, soru kitapçıklarında yanıt şıklarının şifrelenerek yerleştirildiği öne sürülüyordu. Bu şifreyi bilen küçük bir azınlık için, sınav çantada keklikti. Bu şifreyi bilenlerin, o yaşa kadar gece gündüz çalışmasına, ailelerinden baskı görmesine, ailelerinin onlar için para harcamasına gerek yoktu. Yıllarca hayatlarının en hareketli, en güzel çağında bu sınav için hazırlanmış, kendisini paralamış, hayatını yaşayamamış gençler aldatılmıştı.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan şifre olmadığı konusunda ikna olduklarını açıkladı. İşin sorumlusu ÖSYM Başkanı Ali Demir televizyonlara çıktı, “Şifre falan yok. Hepsi yalan” dedi. Ama aynı Ali Demir birkaç gün sonra “Şifre var da yanlışlıkla olmuş” diye suçu itiraf etti.

Cuma günü yürüyüş yolunda yürüyen çocuklar, Türkiye'de bu duruma düşürülmüş 1 milyon 700 bin civarındaki sınavlara hazırlanmak için hayatını yaşayamamış gençlerden birkaç yüz tanesiydi. Bazı AKP'liler bu protestoların bindirilmiş kıtalar tarafından yaptırıldığını, yönlendirmeler ve kışkırtmalar olduğunu söylüyor. Gençlerin ruh hâlini anlamıyor. Ben geçen gün İzmit'teki gösteriye katılan liselileri gördüm. Bu işlerden az buçuk anlarım. Bu gençleri kimsenin yönlendirmiş olduğunu tahmin etmiyorum. Her biri çok sinirlenmiş, haksızlığa uğradığını düşünmüş, sokağa çıkmış bağırıyor… Bence bu sese kulak vermek lazım…

Galatasaray'a hiç yakışmadı

Türkiye'nin Batı'ya açılan penceresi, Mekteb-i Sultani gibi tanımlamalar yapılan 600 küsur yıllık geçmişiyle ve mezunlarıyla her daim övünen Galatasaray Lisesi yöneticileri çok yakışıksız bir davranış içersine girmişler. Cuma günü liseli öğrencilerin “Şifre Skandalı” nı protesto etmek amacıyla İstanbul İstiklal Caddesi'nde gerçekleştirdikleri yürüyüş öncesinde okulun kapılarını kilitleyerek öğrencilerin bu yürüyüşe katılmasına engel olmuşlar.

Yakın zaman önce dünyanın nefret ettiği ABD Başkanı George W. Bush'u okul bahçesinde ağırlayarak bir terbiyesizlik yapmışlardı. Şimdi de bu…

“Lise”nin bu yöneticilerin elindeyken aklı hür, vicdanı hür nesillerin yetişmesine ne kadar faydası olacağı tartışılır…

Bu haber toplam 815 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.