1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. O mesajlar kimin cebinden
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

O mesajlar kimin cebinden

A+A-

15 Temmuz gecesinden bu yana hepimiz aynı taraftayız.

Devletimizden yanayız, demokrasiden yanayız.

Darbecilere karşıyız.

Ama içimizde bazıları  bu ortamda  bir şeyleri çok abartıyor. 15 Temmuz gecesinden bu yana,  Türkiye’nin bütün illerinde, ilçelerinde Demokrasi Nöbeti Toplantıları düzenleniyor. Bizim ilimizde de binlerce, on binlerce insan bu nöbete katılıyor. 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı, “Meydanlara çıkın.” dedi. O gece meydana çıkıp, hiç içeri girmeden Cumhurbaşkanı’ndan “Tamam artık evinize gidip, uyuyabilirsiniz.” demesini bekleyenler var.

İlimizde de İzmit Merkez ve ilçe meydanlarında her gece insanlar toplanıyor. Bu arada, sözde vatandaşları bu Demokrasi Nöbeti’ne davet etmek için her gün yüzlerce, belki binlerce kişiye cep telefonu mesajı gönderenler var.

………..

Benim cep telefonum çok basit ve çok eski model. Fotoğraf çekmez, internete giremez,  4.5G falan bilmez. Benim eski model cep telefonumun bir ilginç özelliği var. Bir yerden mesaj geldiği zaman ötüyor, titriyor. Eğer açıp o mesajı okumazsanız,  1 dakika arayla sürekli ötüyor, “Aç da şu mesajı oku artık.” demeye getiriyor. Yani bir mesaj geldiğinde, iki eliniz kanda olsa, araba kullanıyor olsanız, çok önemli bir iş yapıyor olsanız bile,  mesajı açıp okumanız gerekiyor.

Her gün, 15 Temmuz’dan bu yana her gün, özellikle Başiskele Belediyesi ile Derince Belediyesi’nden günde ortalama 3 tane cep telefonu mesajı benim telefonuma geliyor. Hüseyin Ayaz ve Ali Haydar Bulut, akıllarınca her gün yeni sloganlar geliştiriyor,  herhalde binlerce kişiye bu sloganlı mesajları gönderip, “Gece meydana bekleriz.” demeye getiriyorlar.

Tamam biliyoruz. Demokrasi Nöbeti var. Müsaitsek geliyoruz. Bu vatanı, bu demokrasiyi en az sizin kadar seviyoruz. Ama yeter artık. Yazıya kendimi kaptırmışım. Sürekli telefonumdan “Mesaj geldi.” sesi çıkıyor. Açık bakıyorum, ya Hüseyin Ayaz, ya Ali Haydar Bulut mesajı. Kim bilir günde kaç mesaj atılıyor? Kim bilir bunların bedeli nedir? Benim asıl merak ettiğim, bu binlerce gereksiz mesajın  faturasını kim ödüyor? Belediyelerin kasasından, yani bizim, hepimizin cebinden mi çıkıyor, ya da bu kadar çok mesaj atmaya meraklı belediye başkanları bunların bedelini kendi ceplerinden mi ödüyor?

Benim basit bir ricam var. Başiskele Belediyesi ile Derince Belediyesi, benim cep telefonu numaramı şu toplu mesaj listesinden çıkarsınlar. Sıkıldım artık.

Karasu ne güzelmiş

Pek çok dostum, tanıdığım davet etmişti. Özellikle değerli büyüğüm Burhan Utlu (Terzi Burhan), her yıl yaz sezonunu geçirdiği Karasu’ya beni çok çağırmıştı. Ama bir türlü gidip, görmek nasip olmadı.

Geçen cuma günü Karasu’da bir cenaze vardı. Sabah saatlerinde komşum, çok sevdiğim kardeşim eski Trabzonsporlu ve Kocaelisporlu futbolcu Soner Boz aradı; “Abi cenaze için Karasu’ya gideceğim. İstersen birlikte gidelim. İki saat içinde döneriz.” dedi.

Saat 12.00 gibi beni gazeteden aldı. Biraz kafayı dağıtmaya da ihtiyacım vardı. Karasu’ya gittik. Yol mükemmel. Tamamen duble yol. Ben Karasu’ya bizim Kerpe, Kefken gibi bir yer sanıyordum.  Hiç öyle değil. Yakın çevresinde sanayi kuruluşu sayısı hızla artıyor. Fabrika inşaatları var. Karasu sahiline büyük bir liman yapılacağı haberleri,  ilçe çevresini sanayiciler için cazip hale getirmiş.

Yol boyunca,  toprağın ne kadar verimli olduğunu görüyorsunuz. Mısır tarlaları. Üzüm bağları, kivi bahçeleri. Karasu, Sakarya Nehri’nin Karadeniz ile buluştuğu yer. Oteller, moteller,  balık lokantaları, çok şık kafe-restaurantlar var. Yemyeşil ağaçlar arasından geliyor, mavi, dalgalı Karadeniz’e ulaşıyorsunuz. Soner, çok iyi bir rehber. Sahile indirdi. Karasu Sahili’ni gördüm, aklım durdu. Bütün dünya Rio Plajları’nı bilir. Daha uzun, daha büyük bir kumsal. Kabarmış Karadeniz kumlara vurup duruyor. İnsanlar denize giriyor. Sahil boyunca yeni konut siteleri yapılıyor.

Çok etkilendim Karasu’dan. Ne kadar güzel bir coğrafyada yaşadığımızı, yakın çevremizde nasıl güzellikler bulunduğunu bir kere daha anladım. İlk fırsatta Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü bölgedeki balıkçı lokantalarından birinde keyif yapmak istiyorum. Bu gidişimizde çok kısa sürede, yemek bile yemeden dönmek zorunda kaldık. İzmit’te iş bekliyordu. Bir daha Karasu’ya gidersem,  yanımda alkol almadan araba kullanacak bir arkadaşımın bulunmasına, arabanın bagajına da bir plaj havlusu ile mayo koymaya özen göstereceğim.

Emekliye promosyon bayrama yetişmeli

Yıllardır konuşulan bir konu “Emekliye banka promosyonu”… Bu bir lütuf değil. Üstelik bu banka promosyonu, devletin cebinden çıkacak da değil. Milyonlarca emeklinin maaşlarını dağıtan bankalar, bu emeklileri birer müşteri gibi de kullanıyorlar, kredi kartlarından, maaşı yetmediği için zorunlu olarak kredi kullanan emeklilerden büyük karlar elde ediyorlar.

Birkaç kez hükümet yetkilileri, “Bankalarla anlaşma tamamlandı. Promosyon dağıtılacak.” diye açıklama yaptılar. Ama emeklilerin umudu hep boşa çıktı. Şimdi, 15 Temmuz’un ardından bu ülkede halka bir şeyler yapılmalı, ödül verilmeli. Kurban Bayramı yaklaşıyor. Hükümet, bankalarla emekli promosyonu konusunu çözüme ulaştırmalı ve bayram öncesi, emeklilere olabilecek en yüksek promosyon paralarının verilmesi sağlanmalıdır. Bu konuda kamuoyunda, emekliler arasında da gerçekten büyük bir beklenti var.

Kanalizasyonda temizlik

Birkaç kez yazdım. Sıcak yaz günlerinde İzmit şehir merkezinde çok ağır lağım kokusu hissediliyor. Bu yaz, sinek, böcek, haşerat konusunda kentten gelen yoğun bir şikayet yok. Ama İzmit’teki ağır lağım kokusu gerçekten çok kötüydü. İSU ekipleri kanalizasyon sistemine tazyikli su sıkarak temizlik yapıyor. Umarım, işe yarar. İzmit’in şehre hiç yakışmayan o iğrenç ve ağır kokudan bir an önce kurtulması gerekiyor. 

Bu yazı toplam 3115 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum