1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. “Öğrendiğim bir şeyi hayatıma katmayı seviyorum”
“Öğrendiğim bir şeyi hayatıma katmayı seviyorum”

“Öğrendiğim bir şeyi hayatıma katmayı seviyorum”

Ruhu ve bedeni birtakım yöntemlerle eğiterek bu yolla bedene ve ruhsal yaşama egemen olmayı amaçlayan bir öğreti olarak tanımlanan yoga son yıllarda Türkiye’de de bir hayli yaygınlık kazandı.

A+A-

Bu hafta, geçtiğimiz aylarda İzmit’te hizmete giren Prana Yoga’nın eğitmenlerinden Çağla Bulut ile yoga hakkında  sohbet ettik. 

Tuncay Bilecen
 
Yoga nedir sorusuyla başlayalım. 
Yoga binlerce yıllık geçmişi olan bir insan olabilme yoludur;ne din, ne de felsefedir. Aslında sekiz basamaklı bir yol olarak tarif ediliyor. Bunlardan ilki olan “yama” olumsuzluklardan arınmadır. “Yama”nın da şiddetsizlik, dürüstlük, çalmamak, arzuların kontrolü ve biriktirmemek gibi beş ana prensibi bulunuyor. İkinci olarak “niyama” geliyor. Buna da olumluları güçlendirme diyoruz. Yine beş aşaması var: saflık, yetinmek, mental ve bedensel enerjimizi yükselten ateşli çaba, kendini eğitmek ve adanmak şeklinde. Sonra bedensel duruş teknikleri anlamına gelen “asana”lar geliyor. Ardından sırasıyla solunum ve enerji çalışmaları (pranayama), duyuların denetimi (pratyahara), odaklanma teknikleri (dharana), meditasyon (dhyana) ve son aşama olan evrenle bütünleşme geliyor (samadhi).
 
Yogaya nasıl ilgi duydunuz?
İnsanın kendini bulma evresi oluyor, yıllarca süren ama bir türlü bulamadığı… Bir şeyler yapmam gerekiyor dediğimiz, hepimizin geçtiği yol. Bu sırada kendi kişisel mutsuzluğum da yüksekti, aile mutsuzluğum da yüksekti. Bende bir sorun var dedim. Bununla nasıl baş edebilirim diye düşünmeye başladım. Çok fazla psikoloji kitabı okudum sorunlarımın üstesinden gelmek için. Daha sonra yardım almak için psikologa gittim. Orada da süreç güzel aktı. Kendini tamamlama, kişilik testleri vs. Bir şeyi fark ettim; ben kendi mutluluğumu hep başkasından bekliyorum. Kendi mutluluğumu elime almıyorum. Aslında bu benim elimde olan bir şey. Başkasından bekleyemezsin. Sen kendini mutlu edemediğin sürece kimse de seni mutlu edemez. Bu süreçte kendi çapımda farkındalık çalışmaları üzerinde uğraşıyordum. Bunları okurken yogayla tanıştım. Doğan Cüceloğlu üzerimde büyük bir etki yarattı. O da meditasyon ve yogadan çok söz eder. Psikologuma danıştım, yoganın iyi gelebileceğini söyledi. Benim de bir mantığım var; yapacağım şeyi iyi bilmem lazım. İçime sindireceğim. Ondan sonra ilerleyeceğim. Böylece yogaya başlamaya karar verdim. Adapazarı’nda Prana Yoga’da Funda Yavuz hocadan ders almaya başladım.
 
İlk ders neler hissettirdi size?
Funda Yavuz hocanın dersinde çok farklı duygular hissetim. Çıktıktan sonra bedenim tamamen gevşemiş ve sanki yeni bir yol açılmıştı önümde. Hayata daha zevkli ve amaç dolu bakmaya başladım ilerleyen derslerimde. Yoganın hayatımın tamamında olmasına karar verdim. Bir işi seversem, onu sonuna kadar götürürüm. Öğrendiğim bir şeyi hayatıma katmayı seviyorum.
Sonrasında Necla Ceylan Özveren hocayla tanıştım, master hoca kendisi. Yogaya bakış açımı çok değiştirdi. Necla hocam bana çok destek oldu. Enerji boyutu, spiritüel boyutu çok iyidir. Destekleri beni ilerletti.
Eğitim almaya karar verdim. Hızlı ilerledim. Çok çalışıyordum. Çalışmazsan ilerlemezsin. Yoga insana kendiyle ilgili her gün yeni bir şey keşfettiriyor. Yapacağıma çok inandım. Yoganın sunduğu o yol bana çok iyi geldi. Kendimi tabii ki daha bulmadım, bu yol devam ediyor; ama bu yol bana şunda destek veriyor, düşsem bile çıkacağımı biliyorum. Belki herkes düşerek ilerlemiyor. Kendi farkındalığını kazanan, kendini tamamlamış insanlar var. Düşmek yukarıya tırmanmak için büyük bir hız kazandırıyor gibi geliyor bana. O yüzden düşüş anlarımda bakarım, ne yapmam lazım diye sorarım. Burada benim hayatımda bir şeyi düzenlemem gerekiyor. Bunu nasıl düzenlerim diye sorarım.
 
Yoga eğitmeni olmaya nasıl karar verdiniz?
Bu yolun bana çok iyi geldiğini fark etmiştim. İnsanlarla paylaşmayı seviyorum. Yogada da bu şekilde insanlarla öğrendiklerimi paylaşıyorum. Onlara ders vermiyorum. Öğrendiklerimi, hissettiklerimi onlarla paylaşıyorum. Bir de işin pratik boyutu var. Devamlı pratik yapmak benim için de çok iyi oluyor; çünkü ilerlemem için bana imkân sağlıyor. Bir de her insanın bir yolu var. Onların bana kattığı o kadar çok şey oluyor ki… Belki onlar bunu bilmiyor, kendilerindeki bu cevherin çoğu zaman farkında değiller. İşte yoga yaparken bunu fark ediyor. İlerliyor. Diyor ki, bu bana iyi geliyor. Ve kendisi için bir şey yapıyor. Hiç kimse için değil, kendisi için. Çünkü ben iyi olmazsam, etrafımdakiler de iyi olmaz. 
 
İlk eğitim tecrübenizi burada mı yaşıyorsunuz?
Hayır. Daha önce Adapazarı’nda yaptım. Temel yoga eğitimimi, hamile yogası ve çocuk yogası eğitimlerimi sevgili Necla Ceylan Özveren’den aldım. Bana eğitimleri dışında birçok konuda desteği olmuştur. İlerlememi o kadar hızlandırdı ki sayesinde yogayı hayatımın tümüne katabildim. İstanbul’da anne-bebek yogası eğitimi aldım. Türkiye’nin duayenleri diyebileceğim Sima İbrahimiye ve Nur Sakallı hocalardan eğitim aldım. Bu hocalar aynı zamanda douladır. Ayrıca doulalık (gebelerin yanında onlara fiziksel ve ruhsal olarak destek olan, onları bebeklerine bağlayan kişi) eğitimi de alıyorum. Bu eğitimi doulalığı Türkiye’ye ilk getiren kişi olan Julia Steils Paçacıoğlu veriyor.
 
Burası ne zaman açıldı?
20 Eylül’de ilk tanıtım dersimi yaptım. Öyle başladık. Gülşah Ürken Parlak hoca ile birlikte deneme dersleri vermeye başladık. O da yine Prana Yoga’dan eğitmen.
 
İlgi  gördü mü?
Beklentimizin üstünde ilgi gördü. Güzel oldu. Şöyle güzel oldu, talebimiz çok oldu. En az kırk kişi geldi ayrı ayrı gruplar halinde. Duyurmak zordu. Gelenler arkadaşlarını getirdi. İlk başlayanlar arasında bırakanlar da oldu tabii ama kalanlar çoğunlukta. Gidenler daha çok büyük yaş grupları oldu. İşleri çıktığı için bırakanlar oldu. Yeni dahil olanlar da oluyor. Yeni gelenlerle birlikte tekrar geri dönüş yaşasak da çabucak uyum sağlıyorlar.
 
Yoga son zamanlarda epey popüler oldu. Biraz orta sınıf ve orta yaş grubunun hayatına anlam katma etkinliği gibi görünüyor. Kimler yoga yapmaya geliyor daha çok?
Her kesimden insan geliyor; öğretmenler, akademisyenler, doktorlar, psikologlar, psikolojik danışmanlar, bankacılar, ev hanımları…
 
Cinsiyet olarak ayırdığımızda daha çok kadınlar mı geliyor?
Evet, daha çok kadınlar geliyor. Erkekler daha az geliyor.
 
Yogaya başlayan birisinin haftada kaç defa gelmesi gerekiyor? Bir seans ne kadar sürüyor?
Haftada iki daha iyidir. Kasların çalışması ve mental olarak da ilerlemek adına haftada iki gün iyidir. Haftada üç gün gelen de var. Her bir seans ortalama bir saat on beş dakika ile bir buçuk saat arasında değişiyor.
 
Bir yoga seansında neler yapılıyor?
Nefes egzersizleri yapıyoruz. Benim için önemli olan kişinin kendi nefes farkındalığını kazanması. Nefesi nasıl, hızlı mı, yavaş mı, kesik mi? Nefesten sonra ısınma geliyor; omurga ve eklem ısınması. Ve daha sonra asana, asana dediğimiz duruşlar. Yaptığımız hareketler, pozlar, haller, her şey… Daha sonra yine hafif omurga çalıştırma hareketlerimiz oluyor. Son olarak nefesle ya da meditasyonla derin gevşemeye geçiyoruz. Arka fonda sevdiğimiz müzikler çalıyor. Kokularımız var. En çok sevilen yer de burası. Ben derin gevşemeyi yoğun yaptırıyorum. Bunun ilk beş dakikası telkin ile geçiyor. Masajı söylemeyi unuttum. Masaj derken dokunmayı kast ediyorum. O enerjiyi hissetsinler diye biraz da gerilen kasları gevşetmek için ufak dokunuşlarda bulunuyorum.
 
Gelenlerin geri dönüşleri nasıl?
Şu ana kadar kötü geri dönüş olmadı. Benim yüzüme de söylememiş olabilirler ama genelde çok rahatladıklarını söylüyorlar. Çok yoğun dinlendiklerini söylüyorlar. Bütün kaslarımın çalıştığını hissettiğini söyleyen de oluyor. Sonunda da yoğun bir dinginlik elde ediyorlar. Hareketi yaparken o zorluğu hissederek yapıyorlar. Örneğin kürek hareketini yaparken karında ağrı oluyor. Burada evet diyoruz hayatta zorluklar var ama bunun bir rahatlaması da var. O zorluklarda ne yapıyorsun? Bu harekette seni ne zorluyor? Neden vazgeçmek istiyorsun? Zor durumda bile rahatlığı seçebilir kişi.  Bu yüzden çok olumlu geri dönüş yapıyorlar.
 
Diyelim ki birisi yogaya başladı, doğru nefes almayı, duruşları, hareketleri, meditasyonu, derin rahatlamayı öğrendi, sonra buraya gerek kalmıyor mu? Ne kadar süre buraya devam etmesi gerekiyor? 
Öyle bir süreç yok. Herkesin yolu farklıdır.  Tabii ki kendisi de evde pratik yapabilir. Kendisi ilerlemek istiyorsa hocalık alabilir. Kimisi bu şekilde ilerlemek istiyor. Kişilerin tek başına yaptığı yogayla toplu olarak yapılan bir değil… O yoğunluk, enerji akışı aynı olmuyor. Yogada hocayla kurulan etkileşim de çok önemli. O etkileşim sağlanamazsa zaten öğrenci dersten kopar.
 
Orta yaş ve orta sınıf grubunun anlam arayışı diye espri yapmıştım. Gerçekten son zamanlarda yoga çok popüler oldu, buna insanların anlam arayışını da eklediğimizde bu alanın istismara açık hale geldiğini görüyoruz. Bunu nasıl ayırt etmek lazım?
İnsanlar hele şu dönemde o kadar arayış içindeler ki… Buldukları bir şeye hemen sarılmak istiyorlar. Konuştuğumuz insanların bazıları boşlukta oluyor. Bir mucize bekliyor. Gelenlere karşı rahat davranıyorum. Neysem oyum. Aldığım eğitim belli. Farklı bir kimliğe bürünmüyorum. Yanlış da yapabilirim. Yaptığım şey deneyimimi paylaşmak. Karşılıklı etkileşim ve samimi olmak benim için çok önemli. Ben samimi olmazsam ders yapamam, olmaz, akmaz. Yoganın mucize yaratmadığını, aslında işin kişinin kendinde bittiğini söylüyorum.
 
http://www.pranayoga.com.tr
instagram: Pranayoga_izmit
Facebook: Prana YOGA İzmit
Telefon: 0 542 780 70 51

Bu haber toplam 1495 defa okunmuştur
Etiketler : , ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum