1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Öğretmenlerin sorunu aslında ülkenin sorunu
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Öğretmenlerin sorunu aslında ülkenin sorunu

A+A-
Dün, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ydü.  Güne ve haftaya beni çok sevindiren bir buluşma ile başladık. Çok eski yıllardan beri tanıdığım, mesleğin gerçek emektarlarından bir öğretmen arkadaşım, daha sabah işe başlamadan ziyarete gelmişti. 
24 Kasım sabahına bir eğitimcinin “Öğretmenler Günü”nü kutlayarak başlama imkanını bize sağladığı için kendisine teşekkür ettim. Birer çay içimlik sürede sohbet ettik. 
Öğretmen arkadaşım, şikayet etmekten, hele hele kendi durumu ile ilgili şikayet etmekten hiç hoşlanmayan, bu ülkenin gerçek sevdalısı, her daim delikanlı duruşu ile tanınan özel bir insandır. 60’lı yaşlara gelmiş, emekliliği çoktan hak etmiş ama mesleğini bağlılıkla sürdüren, örnek ve eski öğretmenlerdendir. 
Öğretmenlerin sorunundan bahse başladık.  Öyle “Maaşımız az, zor geçiniyoruz” muhabbetine hiç girmedi. “Bu ülkede öğretmenlerin saygınlığı kalmadı. Bizim en büyük sorunumuz bu” dedi. Bir de örnek verdi:
“- Geçen gün, sokakta, gençliğimde benim lisede öğretmenim, bugün 90’lı yaşlarında olan 
çok değerli bir eğitimci ile karşılaştım. Sanki, öğrencilik yıllarıma döndüm. Eski öğretmenim beni görmeden önce, şöyle üstümü, başımı, kıyafetimi kontrol ettim. Sonra eline sarılıp, öptüm. Karşısında kendimi hala öğrenci gibi hissettim. Biz öğretmenimizi hem sever, hem ondan korkardık. Şimdi öyle değil.. Bize çocuklar, sınıfta ders anlatırken bile saygı göstermiyor. Çocuk zayıf not aldığı zaman, veli bundan kendi çocuğunu değil, öğretmeni sorumlu tutuyor .” 
“Hocam” dedim; “Bu durumdan günümüz öğretmenleri de sorumlu değil mi?”
“Çok haklısın” dedi. Değerli öğretmen, devam etti:
“- Ben öğretmen olana kadar ne eğitimlerden geçtim. Öğretmen olmak bizim zamanımızda doktor olmaktan daha zordu. Şimdi öyle değil. Köy Enstitüleri kapatıldı. Eğitim Enstitüleri yok edildi. Üniversiteden mezun olanları, başka iş bulamazsa öğretmen yapıyorlar. Öğretmenlik özel meslektir. Ülkemizde bu özelliğini kaybetti. Öğretmen ay başı gelsin de maaşımı alayım diye bekleyen kişi değil, sorumluluğundaki öğrencileri en iyi şekilde yetiştirmek için dertlenen kişi olmalıdır. Elbette o zaman öğretmen daha fazla saygı duyulan biri olabilir.” 
……….
Geçtiğimiz yıllarda da 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle birkaç aykırı yazı yazmıştım. Tepki gösterenler de olmuştu. Görüşüm hiç değişmedi. Türkiye’de insan kalitesiyle ilgili çok ciddi sorunumuz var. Tahammülsüz,  karşısındakine saygı göstermeyen, içinden çıkılamaz gördüğü sorunlarla karşılaşınca hemen şiddete yönelen bir toplum haline geliyoruz. İş kazaları, trafik kazaları, afetlerde ortaya çıkan büyük zararlar ve can kayıpları; velhasıl ulusça başımıza gelen her türlü musibetin temel nedeni aslında eğitim sorunudur. Eğitimde sorun varsa, bunun temelinde de eğitimcilerin kalitesine bakmak gerekir. Ne yazık ki ülkemizde eğitim ticari bir alan haline getirildi. Öğretmenler, “Başka iş bulamadım. Biran önce devlet kapısında öğretmen olayım” diye düşünenlerin işi haline geldi. 
Bizim kuşak, öğretmenlerine sevmese bile saygı duymaya mecburdu. Çünkü, öğretmenler bu saygıyı hak ederdi. Ailelerimiz, toplum öğretmene saygısızlığı kabul etmezdi. Öğretmenle herhangi bir tartışmada, mutlaka öğrenci haksız çıkardı. Şimdi, okul binasının içinde öğretmene kafa tutan, kafa atan bir gençlik var.
Bu sorunu çözmemiz lazım. Türkiye’nin, öğretmenlerini çok özel, çok özenilmiş insanlar olarak yetiştirmesi, elbette öğretmenlerine başka yerlerden gelirini arttırmak için çaba gösterme zorunluluğu bırakmayacak ücretlerin ödenmesi lazım. 24 Kasım’ları yapmacık nutuklar, yapmacık sevgi gösterileri ile geçirmek yerine, mutlaka öğretmenlerin saygınlığını arttıracak önlemleri tartışarak geçirmek lazım. Bugün bazı okullarda-özellikle meslek liselerinde- okula uyuşturucu çekip gelenler bile var. Çocukları suçlamadan, onları dışlamadan, ama öğretmenlerine karşı sevgi olmasa bile, saygı duymalarını sağlayacak bir sistemi oturtmak lazım. Çocukların, gençlerin-bizim zamanımızdaki gibi- polisten önce öğretmeninden çekinmelerini sağlayacak bir sistem oluşturmak lazım. 
Aksi halde gelecek nesillerle birlikte, Türkiye’nin daha sıkıntılı, daha tatsız bir ülke haline gelmesinden çok büyük kaygı duyuyorum. Dün sabah, değerli dostum öğretmenin şahsında, bütün eğitim gönüllülerinin 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutlamıştım. Buradan da bir kez daha bütün gerçek eğitimcilere, bu mesleği salt maaşı için değil de mesleğin değerini ve önemini kavrayarak gönülden yapan bütün öğretmenlere bir kez daha saygılarımı sunuyorum. 

ŞU KANDIRA YOLUNUN GİRİŞİ
Bu konuyu başlı başına bir yazı konusu yapamayacağım için, bu yazı için ayrılan yerin sonuna sıkıştırmak istedim. Bizi tanıyanlar bilir.. Çarşamba günleri Sevgili eski patron Nazif Çanakçılı ile çeşitli yerlere uzanırız. Geçen hafta Çarşamba günü, belki de önümüzdeki bahara kadar olabilecek en güzel gün yaşandı. Yazın kalabalığında hiç gitmediğimiz Kandıra Kerpe’ye gittik. Çarşamba günleri Kerpe’ye gitmeye karar verdiğimizde, önce Kandıra’nın içine girer, mutlaka pazarını dolaşırız. Yine öyle yaptık. 
Büyükşehir Belediyesi, Kandıra bölgesinde neredeyse bütün yolları elden geçirdi. Yeni köprüler yaptı, yollar genişledi. Hiç yoldan çıkmadan Kerpe’ye gitsek, kaymak gibi yol var. Ama Kandıra Pazarı’na gitmek için ilçe merkezine girişi sağlayan yola girdiğinizde pişman oluyorsunuz. Bu yol, olsun olsun 5-6 kilometre.  Çok bozulmuş. Tümsekler, çukurlarla dolu. Dikkat etmezseniz, arabanın altını bırakırsınız. 
Kandıra’da konuştuğum herkesin övgüyle bahsettiği, kendi dönemine çok hızlı başlayan Başkan Köken’den rica ediyorum. Ya kendisi imkanlarını kullansın, ya Büyükşehir’i ikna etsin. Bu yol iyi olursa,  Karadeniz sahillerine gitmek isteyen insanların bir bölümü, ilçeyi transit geçmek yerine, ilçenin içine de girerler. Kandıra esnafı da biraz sebeplenir. Eğer bu yol bu haliyle bu önümüzdeki kışı da geçirirse,  Kandıra ilçe merkezine girmek, Çarşamba günleri Kandıra Pazarı’na gitmek inanın imkansız hale gelecektir. Bölgede mükemmel yollar yapıldı. Şimdi Kandıra yolunun tamamının duble olması söz konusu. Lütfen önce şu ana yoldan ilçe merkezine girişi sağlayan 5-6 kilometrelik eski yola bir el atın. Çok kötü durumda, Kandıra’ya hiç yakışmıyor.
İsmet Çiğit  
Bu yazı toplam 189 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.