1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Oktay Ekşi'yi savunan çıkmadı
Oktay Ekşi'yi savunan çıkmadı

Oktay Ekşi'yi savunan çıkmadı

Türkiye'de köşe yazarlığı konusu özellikle son yıllarda çok abartıldı, farklı boyutlara çekildi. Bizim insanlarımızın kim ne derse desin hâlâ televizyonlarda siyasi açık oturumları izleme, gazete

A+A-

Türkiye'de köşe yazarlığı konusu özellikle son yıllarda çok abartıldı, farklı boyutlara çekildi.

Bizim insanlarımızın kim ne derse desin hâlâ televizyonlarda siyasi açık oturumları izleme, gazetelerde köşe yazılarını okuma gibi bir alışkanlığı var.

Bu ilginin getirdiği havayla kaleminin ucunda büyük bir güç olduğunu düşünen bazı köşe yazarlarımız “Ben istediğimi yazarım” havasına giriyorlar. Ama işin doğrusu öyle değil. Köşe yazarlığı sorumluluk gerektiren çok dikkatli yapılması gereken bir iş.

Türkiye'nin en büyük, en itibarlı gazetesi olan Hürriyet'te yıllardır “başyazar”lık yapan Oktay Ekşi, aslında üslup olarak öyle sivri bir yazar değildi. Eminim Hürriyet okurlarının büyük bölümü, gazetenin iç sayfalarındaki yazarları okudukları kadar başyazar Ekşi'yi okumuyorlardı.

Geçenlerde hükümetin çevre konusundaki uygulamalarını eleştiren Başyazar Ekşi; yazısını ülkeyi yönetenlere yönelik çok ağır bir hakaretle bitirdi. Hani bu söz bizim ülkemizde sokakta birinin yüzüne söylense, cinayette “Hafifletici neden, ağır tahrik” olarak kabul edilecek cinstendi.

Başbakan Erdoğan, Ekşi'nin bu ağır, gereksiz ve yakışıksız küfür cümlesini içine sindirmedi. Ağır tepki gösterdi. Ekşi ertesi gün özür diledi, ama yetmedi. Sonunda Pazar günü istifasını açıklamak zorunda kaldı.

Daha önce Hürriyet'ten Emin Çölaşan'ın, Bekir Coşkun'un ayrılması; Ertuğrul Özkök'ün genel yayın müdürlüğünden alınması, çok daha fazla ses getirmiş, tartışılmıştı. Ekşi'nin Hürriyet Gazetesi başyazarlığından istifa etmek zorunda kalması, bu denli büyük gürültü çıkarmadı...

Hürriyet Gazetesi'nin birinci sayfasında Ekşi'nin köşesi, dünden itibaren kayboldu. Çok fazla arayan çıkacağını sanmıyorum. Bu olay, Türkiye'de köşe yazarlığı ile geçinenlerin kulağına küpe olacaktır. Türkiye'de köşe yazarları istediklerini yazabiliyorlar. Ama işi hakarete, küfüre götürmeye de kimsenin hakkı yok.

Bu arada, Türk basınında önemli bir gelişme daha var. Hürriyet'ten istifa edip, Habertürk'e giden henüz ilk yılı dolarken patronu Turgay Ciner tarafından işine son verilen Bekir Coşkun yarından itibaren Cumhuriyet'te yazılarına başlıyor. Coşkun, Habertürk'ten ayrıldıktan sonra artık köşe yazarlığı yapmamaya karar verdiğini söylemişti. Ancak Cumhuriyet ikna etti.

Bekir Cokun'un yeniden yazacak olması, Türkiye için, Türk basını için önemli. Cumhuriyet, Bekir Coşkun sayesinde bir miktar traj da alabilir. Ancak Cumhuriyet 1 TL'lik fiyatı ile Türkiye'nin en pahalı gazetesi. Halen günlük satış rakamı 51 bin adet civarında. Bekir Coşkun'un gelişi ile bu rakamın en çok yüzde 10 artabileceğini öngörüyorum.

Serbest Bölge'de kaç kişi çalışıyor?

Bir dönem Kocaeli halkı, göz göre göre aldatıldı. Yalan söylendi. Zaten tüketilen, işgal edilen İzmit Körfezi kıyılarında kalan son yerlere de göz konulmuştu.

Önce Altınova sahili dolduruldu. Lüks tekne yapacak tersanelere ihtiyaç duyuluyordu. Bu işe, AKP'nin kısa sürede para kazanmış zenginleri çok meraklıydı. Altınova sahilini doldurup, tersaneler yapmak için kolları sıvadılar. Çevreciler, İzmit Körfezi'ni düşünenler “Yapmayın. Bu cinayeti işlemeyin” diye seslerini yükseltmek istediler.

Ama Türkiye işsizdi, yoksuldu. Bu tersaneleri İzmit Körfezi kıyısına, üstelik en güzel meyvelerin yetiştirildiği topraklar üzerine yapmayı kafalarına koyanlar “20 bin kişi iş bulacak. 20 bin aile ekmek yiyecek “ dediler.

Benzer bir işgal ve oldu bitti, Yeniköy sahilinde yaşandı. Birileri, kitabına uydurdu, sahilde geniş bir alanı “Serbest Bölge” yaptırdı. Ama sahil yetmedi. Bir de 17 Ağustos 1999 felaketinde doğanın alıp götürdüğü, yeniden deniz yaptığı alanı doldurdular. Denizi doldurup, üzerini sattılar.

Kocaeli Serbest Bölgesi'ne de karşı çıkanlar oldu. İzmit Körfezi kıyısı daha fazla fabrika kaldırmaz. Artık denizi doldurmayın diye bağıranlar oldu.

Yine ortaya işsizlik, yoksulluk sürüldü. Serbest Bölge'de kurulacak fabrikalarda 20 bin kişiye iş verileceğini söylediler. Denizi doldurup, üzerini parsellediler ve Serbest Bölgeyi faaliyete soktular.

Şimdi bir vatandaş olarak sormak istiyorum:

Altınova'da deniz doldurularak yapılan tersanelerde toplam kaç kişi çalışıyor?

Yeniköy'de yine deniz doldurularak yapılan Serbest Bölge'deki tesislerde toplam kaç kişi çalışıyor?..

İzmit Körfezi'nde bunlar yapılırken, toplam 40 bin kişilik istihdamdan söz ediliyordu. Ama benim bildiğim şimdi bu tesislerde toplam 2 bin kişi bile çalışmıyor. Çalışanlar köle muamelesi görüyor.

Kocaeli bu işten çok zarar gördü, hiçbir şey kazanamadı. Ama dolguları yapanlar, bu harika arazileri satanlar, alanlar. Şirket kuranlar, yemek satanlar malı hamutuyla götürdü…

Bu haber toplam 900 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.