• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Kocaeli 4 °C

Okumak mı, nedir o?

Sevcan TAMER
Bu gün  gazetemde  Sevgili  Şennur  Uzan  Yıldız’ın  bir  haberini  okudum.. Şaşırdım mı.?Asla.. Şaşırmadım  tabi ki.. Başlık  şöyle..“Kitap  Okumuyor,Kütüphanelerin  Yerini  Bilmiyoruz ”..
    Evet  sayın  dostlar.. Bu  yazının  yazılmasının  nedeni,  bu  haftanın  “ Kütüphaneler  Haftası”  olmasıydı.. Hem de,  Kütüphaneler  Haftasının  51. si..Gazetedeki  yazıyı  arzu  ederseniz  okuma  imkanınız  var.. Ama  sonuç  neyi  değiştirir  bilemem.. Yetkililer  bu  konuda  acı  ve  düşündürücü   konuşmalar  yapmışlardır  mutlaka..Hatta  kütüphaneye  giden  kişilerin  sayısını  veremiyorlarmış.  Haa  sakın  yanlış  anlaşılmasın,  yoğunluktan, dolup  taştığından  falan  değil,  saymaya  değer  okuyucu  kitlesinin  olmamasından  bu  bilgilendirememe..
   Şimdi  işin  realitesine  gelelim.. Hiç  birimizin  Amerika’dan  veya  Avrupa’dan  geldiği  falan  yok..
Bu  ülkede  yaşıyor,  bu  ülkede ki  insan  yapısını  gayet  iyi  biliyoruz.. Genel  anlamda  okumayı  sevdiğimiz  söylenemez..Eeee  yeni  yetişen  nesil   okuyacak mı.?  diye  bir  soru  soracak  olursanız..
Kusura  bakmayın  ama  pek  ümit kar  konuşamayacağım.. Gördüğüm  manzara  buna  engel  ne  yazık ki.. Nedenlerini  araştırmak,  bulmak  ve  sorunları  çözerek yapılması  gerekli  ne  varsa  yapmak,   sosyal  projeler yürüten  devlet  yetkililerinin  işi..
Bizlere  düşense,  bu  olumsuz  yapıyı  irdelemek,  toplumun  değişik  kesimlerinde  okumayı  daha  sevdirici  ve  çoğaltıcı  hale  sokacak   etkinliklerle  farkındalık  yaratarak,   güzel  bir  iş  yapmış  olmak..Belki  o  zaman  ülkemizin   gelişimi  adına  sorumluluk  alarak,   bu  bir  türlü  oluşamayan  sevginin  kapılarının  açılmasına  katkı  verebiliriz.. Bu  bağlamda  bir  şey  yapılmıyor mu.?  Yapılıyor  mutlaka.. Hem de  bayağı  şey  yapılıyor..Büyük  kütüphanelerin  açılması  planlanıyor..  İzmit  Belediyesi   her  zevke  hitabeden  kitapları  halka  dağıtıyor.. STK  lar  ayrı  çalışmalar  yapıyor..                  Ama  yetmiyor.. Maalesef   yetmiyor.. Ben  çevremdeki  yetişkinlere  ve  gençlere  bakıyorum.. Onlara  zaman  zaman  kitap  okuyor musunuz  diye  soruyorum.. Yanıtı  malumunuz..Eh  işte.. Bazen..Yookk..
   Kısaca  nedenlerini  kendime  göre  değerlendirmem   gerekirse,  her  şey  bariz  ortada.. Bu  ülke  insanının  genel  durumu  önce  şu.. Hepimiz  televizyon  esiri  olmuşuz.. O  ne  veriyorsa  en  olumsuzu  başta  olmak  üzere  alıyoruz..  O  kutu  resmen  bizi  esir  etmiş,  yönlendiriyor.. Eh  zaten  içimizde  kitap  okumak,  belgesel  izlemek,  kaliteli  konukları  olan  tartışma  programlarını  seyretmek  falan  yok  ya..Kimisi  saçma  sapan  yarışmaların, kimisi  vurdulu  kırdılı  filmlerin,  kimisiyse  ihtiraslarla,  yalan  dolanla,  kıskançlıklarla  dolup  taşan  dizilerin  esiri  olmuş  durumda  ne  yazık ki.. Peki,  gelelim  internet  tutkusuna.. Artık  bırakın  internet  kafeleri  veya  evlerde  kullanımı,  sokakta  yürürken  bile  açık  bu  illet.. Hemen  hemen  her  çeşit  insanın  elinde.. Hele de  gençlerde  zirve  yapmış  durumda.. Ya  küçük  çocuklara  sıçramasına  ne   demeli.. Beş  yaşındaki  her  çocuk  cep  telefonları  sayesinde  internetle  tanışmış  durumda..O  sitelerdeki  oyunların  uzmanı  olmuşlar.
Ayrıca  bu  tutkuların  aile  yapısıyla da  pek  ilgisi  yok  gibi.. Yani  eğitimli,  bilinçli  aile  ile,  eğitimsiz  cahil  aile  bireylerine  sahip  çocukların  arasında,  bu  konu  adına  pek  fark  yok.. İki  tarafta  engelleyemiyorlar  çocuklarını.. Dediğim  gibi,  bu  genel  bir  bakış  açısı  tabi ki..
   Tüm  bu  tespitlerimden  yola  çıktığımda ben   artık  susuyorum.. Çünkü  konuşacak  kelime  bulamıyor,  ümidimi  yitiriyorum.. Kendi  kendime “ bizi”  düşünüyorum.. Sonra  kıyaslamayı  pek  sevmememe  rağmen,  Amerika  seyahatimde  gördüğüm  insan  profilleri  canlanıyor  gözümde  ve  ister  istemez  bu  sevimsiz  kıyaslamayı  yapıyorum.. Çok  sık  kullandığımız  metroda  bizden  başka  etrafa  manasızca  bakan  yoktu.. Çünkü  abartısız  herkesin  elinde  okuyacağı  bir  şey  vardı.. Ve  hepsi  kendi  dünyalarına  yeni  bilgiler  ilave  ediyorlardı.. En  sonunda  utandım  ve  bende  elime  bir  dergi  falan  almaya  başladım..Cep  telefonlarıyla  oyuncak  gibi  oynayan  kimseyi de  asla  görmedim.  Hatta  ellerinde  telefon  görmedim.. Ya  işte  böyle.. Dilerim   toplumsal  mesajlar  verdiğimize  inandığımız  bu  köşe  yazılarını,   istediğimiz   boyutta  okuyan  vardır.. Örneğin  yazılarımı  okuyup  iyi  sayıda  tıklama  alabiliyorum.. Ancak  ne  kadar  etkili  olursa  olsun  ve  çoook  kişinin  o  can  alıcı  konuda  söyleyecek  sözü  olursa  olsun,  yorumlarıyla  gündemi  paylaşmaya  yanaşmıyorlar.. Duygularını  topluma  mesaj  olarak  akıllıca  iletmeyi  istemiyorlar.. Ya  bu  paylaşım  zorlarına  gidiyor,  ya da  üstünde  durmayı  gerekli  bulmuyorlar..Nedense,  telefonla  iletişim  kurmaları  tercih  nedeni..Haa,   yazı  kavga  edecek,  zıtlaşacak  veya yazılmış  bir  yoruma  kafa  tutacak  cinstense,  başka..  O zaman  yazarlar,  çizerler.. Okumalarına  gerek  bile  yok.. Başlığını  görmeleri  dahi  yeter..Bu  işlerde  bir  terslik,  bir  yanlışlık  var  besbelli..Ancakkkk bir  kez  daha  soruyor,  düşünmenizi  tavsiye  ediyorum..Hepimiz  bu  yanlışlığın  sorumlusu  değil miyiz.?  
Bu yazı toplam 551 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37