1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Okur, ne okur? Yazar ne yazar?
Okur, ne okur? Yazar ne yazar?

Okur, ne okur? Yazar ne yazar?

Türkiye’de ve ilimizde hiçbir şey eskisi gibi değil.

A+A-

Tamam, geçmişte cep telefonu, internet, renkli televizyon falan yoktu. Ama insanlık vardı. İnsanların birbirine saygısı, sevgisi vardı.

En çok saygı duyulan, en çok güvenilen mesleklerin başında da gazetecilik, yazarlık gelirdi. Günümüzde ise en pespaye, en çok eleştirilen ve hedef alınan mesleklerin başında gazetecilik ve yazarlık geliyor.

………………………………

Herkes, her gazeteyi, her yazarı okumaz. Zaten gazete okuyan kişi sayısı çok azaldı. Ama gazete okuyanların tercih ettiği, güvendiği gazetesi vardır. Gazete okuyanların tiryakisi olduğu yazarlar vardır.

Ben de yılın her günü gazetede köşe yazısı yazan, geçimini bu sayede kazanan bir adamım. Profesyonelce bir iş yapıyorum. Elbette başarılı olmam, yazdığım gazetelerin mümkün olan en fazla sayıda kişi tarafından okunmasını sağlamam gerekiyor.

Bu nedenle yazdığım yazıların geri dönüşüne çok önem veririm. Hangi yazının çıktığı gün, gazete ne kadar satılmış. Hangi yazı, internette en fazla okunmuş. Hangi yazıya olumlu veya olumsuz ne kadar geri dönüş olmuş bunları titizlikle takip ederim.

Tespitlerim var. Günümüz okuru, en çok köşe yazılarında kavga görmek istiyorum. Geçen hafta bu sütunlarda bu kentteki bir Köpek’ten söz ettim. Olağanüstü ilgi gördü. Müthiş, geri dönüşler oldu. Ama okur, gazetecileri bu tür kavgalara yöneltmemeli. Zaten memleket yeterince gergin. Bir de gazeteciler sütunlarında birbirleri ile kavga ederlerse, bu toplum nasıl sakinleşecek.

Yine dikkat ediyorum. Köşe yazarlarının birilerini eleştirmesi, hep olumsuz şeyler yazması okurun ilgisini çekiyor. Memlekette veya kentte iyi bir şey yapılmış. Bunu takdir eden, bunu yapanları öven bir yazı yazsanız, kimse okumuyor. Ya da okuyanlar, yazara “Yağcı, yalaka, düzenin adamı” damgası vuruyorlar.

İlimizde CHP ile ilgili yazılar çok okunuyor. CHP ile ilgili, CHP’liler ile ilgili menfi ya da müspet her şey çok okunuyor. AK Parti’nin içinden dedikodular yazarsanız çok okunuyor. Çok yorum geliyor.

Ama yazıları internetten bedava takip eden öyle tipler var ki, aynı yazarın bugünkü yazısına “Ne kadar haksız yazmışsın” diye sitem ederken, aynı yazarın ertesi günkü yazısına da “Sen de hep yalamalık yapıyorsun” diye mesaj atabiliyor.

Kabul ediyorum. Kendimi de aynı kefeye koşuyorum. Gazeteciliğin itibarı kalmadı, köşe yazarlığının da itibarı kalmadı. Ama kabul etmek gerekir ki, okurun kalitesi de çok geriledi. Bu internet gazeteciliği, herkesi köşe yazarı yaptı. Hatta okur bile bir bakıma köşe yazarı haline geldi. Herkes, abuk sabuk şeyleri yazmayı marifet saymaya başladı.

“Şu iyi oldu” diyorsunuz, size küfredenler çıkıyor.

“Bu kötü oldu” diyorsunuz, yine aynı çevrelerden tepki gelebiliyor.

Yaşı ilerlemiş, çok uzun yıllar içinde deneyim kazanmış bir köşe yazarı olarak bu işe heveslenen genç arkadaşlarıma tavsiyede bulunmak istiyorum:

Yazılarınıza özellikle internet üzerinden gelen tepkileri çok umursamayın. İçinizden geleni, sizin yargılarınıza göre doğru olanı yazmaya özen gösterin.

Her gün yazdıklarınızı, sizi okuyan herkesin aynı şekilde beğenmesi mümkün değil. Zaten böyle bir tablo sağlıklı da değil.

…………………………….

Eskiden özellikle yerel gazetelerde cinayet haberleri okunurdu. Hırsızlık haberleri okunurdu.

Şimdi dedikodu haberleri okunuyor. Kim batmış, kimin çeki patlamış, bunları insanlar okuyor. Özellikle internette hangi haberin ne kadar okunduğunu tespit etmek mümkün.

Yazdığı dedikodu haberlerinin, internet üzerinde okuduğunu pek fazla anlamayan kitle tarafından çok ilgi gösterildiğini gören gazeteci de sürekli bu tür dedikodu haberleri üretmenin gayreti içine giriyor.

Yani bir bakıma “Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar” hikayesi.

Eskiden Pazar günü Kocaelispor’un oynadığı maçın ardından gazetenin nasıl manşet attığını, futbolculara kaç yıldız verdiğini görmek için binlerce kişi ekstra gazete alırdı.

Şimdi, Kocaelispor maçlarının sonuçlarının da önemi yok. Yönetim içinde kavga mı çıkmış, biri yönetimi eleştirmiş mi? Bu tür haberler ilgi görüyor.

Yine eskiden özellikle ilimizde çok fazla mafyamatik haber vardı. Mafya geçinenlerin birbirleri ile kavgaları, cinayetleri çok büyük ilgi gören haberlerdi.

Şimdi bunlar da yok. Çocuk tacizleri, kadınlara yönelik çok iğrenç saldırılar ilgi gören haberler haline geldi.

…………………..

Siyasi haberlerin hiç tadı kalmadı. Siyasi demeçler, röportajlar hiç okunmuyor.

Ama hangi CHP’li partisine ihanet etmiş, hangi AK Partili partisini eleştirmiş, kendi partisinin içinde kim karışıklık çıkartmış, bu tür haberler çok büyük ilgi görüyor.

Sözün kısası, okur neyi okuyacağını bilmiyor.

Yazar artık neyi yazacağını, kimi nasıl eleştireceğini şaşırıyor.

Her şeye rağmen bu mesleğin içinde kalmak, var olmak isteyen gazetecilerin doğru bildiklerini, inandıklarını yazması, kendilerini bozmaması gerekiyor.  

Bana saldırı olmazsa, ben hiçbir zaman kavgadan, karşılıklı hakaretlerden yana değilim. Ama kavga çıkartmak, polemik yaratmak isteyenler varsa, bunu da bu kentte en iyi ben yaparım diye düşünüyorum.

Çünkü bugüne kadar hiç kimsenin benim aleyhime kullanabileceği en küçük bir defom olmadı. Yaptığım bu iş dışında da hiçbir işe veya göreve talip olmadım.

Okurlarıma saygılar, sevgiler sunuyor, sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum