• BIST 73.391
  • Altın 133,043
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Kocaeli 11 °C

Olacaksa “dar bölgeli” olmalı

Olacaksa “dar bölgeli” olmalı
Aslında Türkiye’nin öncelikli gündemi kesinlikle ekonomi, demokrasi, terör, Avrupa ve dünya ile ilişkiler olmalı. Ama “cumhurbaşkanlığı” sistemi hepsinin önüne geçmiş durumda.

Türkiye’de bir sistem değişikliğine, “başkanlık” ya da “cumhurbaşkanlığı” sistemine bu denli radikal biçimde karşı çıkışı anlayamıyorum.  Benim derdim, parlamenter sistem içinde “Koalisyon hükümetleri kurulabileceği” gerçeği değil. Keşke Türkiye aklı başında siyasetçilerin kuracağı koalisyon hükümetleri ile yönetilse.  Ama mevcut sistemimizde ciddi yanlışlar var.

Eğer, Türkiye’nin görünen siyasi konjonktürüne göre yapılacak bir başkanlık seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’ın zorlanmadan kazanacağı açıkça öngörülüyor olmasa, CHP ve diğer muhalifler de bu sisteme karşı çıkmazlardı diye düşünüp, bizdeki sorun muhalefetin yetersizliği ve bu yetersizliğinin farkında olmalarıdır. 

…………..

Türkiye’yi Başkanlık Sistemi’ne geçirecek mini anayasa değişikliğinin taslağı hazırlandı. Bu sistemin adı “başkanlık” olmuş, “cumhurbaşkanlığı” olmuş hiç fark etmez. Belli ki, “Türk tipi” dedikleri çok yetkili,  devlet kademesindeki bütün atamaları yapan bir başkanlık modeli getiriliyor. MHP’nin de tabanı karşı çıkıyor olsa bile, mevcut yönetimi bu sistem konusunda AK Parti’ye Erdoğan’a destek veriyor. 

Başkanlık Sistemi’ne, “dar bölge seçim sistemi” ile birlikte geçilmelidir. Aslında Türkiye’de siyaseten tartışılması gereken ilk konu da “seçim sistemi”dir. Dar Bölge sistemi nedir bir kere daha kaba hatları ile anlatayım.

Bu sistemde, yasama organı meclisi oluşturan milletvekillerinin tamamı doğrudan halk tarafından seçilir. Ülke barajı yoktur. Milletvekili adaylarını partilerin genel başkanları ya da Başkan olacak kişi belirlemez. Meclis 500 kişiden mi, 650 kişiden mi, 1000 kişiden mi oluşacak fark etmez. Ülkenin toplam seçmen sayısını, meclisteki milletvekili sayısına bölersiniz. Diyelim ki 100 bin seçmene bir milletvekili düşüyor. Ülke genelinde her 100 bin seçmen nüfuslu bölgeyi, bir seçim çevresi yaparsınız. İlimizden misal verelim. Kandıra’nın toplam seçmen sayısı 100 bini bulmaz. Kandıra ile birlikte,  gerekli seçmen sayısına ulaşacak biçimde İzmit’in doğu mahallelerini de katarak bir seçim çevresi yaparsınız. Şehrin göbeğinde 100 bin seçmene sahip bir bölge daha yaparsınız. Karamürsel’in nüfusu tek başına yetmiyorsa, Gölcük ilçesinden Ulaşlı, Halıdere, Değirmendere’yi de aynı bölgeye katarsınız. İzmit’in batısında Yenidoğan, Zabıtan, Kuruçeşme, Serdar, Cumhuriyet Mahallesi bir seçim bölgesi olur. Doğusunda Bekirdere-M.Alipaşa; Yahya Kaptan-Alikahya bir bölge olur. 

Böyle böyle, her birinden 1 milletvekili çıkacak seçim bölgelerini yaparsınız. Her siyasi parti, bu seçim bölgesindeki adayını o seçim bölgesindeki üyelerinin katılacağı ön seçimle belirler. O seçim bölgesi içinde yaşayan, partili veya partisiz dileyen herkes seçimde bağımsız da aday olabilir. 

Baraj sıfır. Hangi seçim bölgesinde hangi aday en çok oyu almışsa, o bölgenin milletvekili seçilir. Aslında daha doğrusu, başkanlık seçiminde olduğu gibi, dar bölgeli milletvekili seçiminde de iki kademeli sistemi uygulamaktır. Yani, bir seçim bölgesinde ilk turda hiçbir aday yüzde 50’ye ulaşamamışsa, en çok oy alan iki aday, bir veya iki hafta sonra ikinci turda yarışır.

Bu sistemle oluşacak meclisteki bütün milletvekilleri, doğrudan ve sadece kendisini seçen insanlara bağlı olur. Kendisini seçtiren liderinin ağzının içine bakmaz. Vicdanını dinler. Gerçek demokrasi budur. 

Getirilecek Başkanlık Sistemi’nde, başkan zaten çok yetkili olacak. Bir de Meclis O’nun tek tek belirleyeceği milletvekillerinden oluşursa, işte o zaman demokrasiden söz edemeyiz. Barajsız, ön seçimin yasal kural olduğu dar bölge sistemi ile oluşacak meclis ise Türkiye’ye gerçek demokrasiyi

getirir. Böyle bir durumda Başkan kim olursa olsun, O’nu sevmeyen ya da güvenmeyenlerin de kaygı duymasına gerek kalmayacaktır. 

Başkanlık Sistemi konuşuluyor, tartışılıyor. Ama seçim sistemi, seçim barajları, milletvekillerini liderlerin belirlediği ucube sistem hiç konuşulmuyor. Asıl bunu konuşmamız lazım. Türkiye, liderine itaat eden milletvekilleri yerine, kendisini seçen insanlara karşı sorumlu olan, sadece onların önünde eğilen milletvekillerinden oluşan bir sistemi kursun, başkan kim olursa olsun. Bu çok önemli değildir. 

Mobese’lerin ne kadarı çalışıyor?

Halen Ankara Valisi olan Ercan Topaca’nın Kocaeli Valisi olduğu dönemde bu kente yaptığı en büyük hizmet mobese sistemini kurmak olmuştur.

Mobese, yani güvenlik kameraları sistemi konusunda da bizim ilimiz Türkiye’de diğer illerin gerisinde kalmıştı. Şükürler olsun, bizim ilimizin terör sorunu yok. Asayiş konusunda önemli sıkıntıları yok. Ama hem konumu nedeniyle hem küçük bir alandaki aşırı nüfus yoğunluğu nedeniyle hırsızlık, soygun olaylarının çok yaygın olduğu bir şehir.

Ercan Topaca ilimizde göreve başladığında, “Kocaeli Mobese konusunda çok geç kalmış. Bir an önce bu sorunu çözmek gerekir” demişti. Valilik kentin çeşitli bölgeleri için ayrı ayrı ihalelere çıktı. Bizim şehrimizde mobese sisteminin kurulması da öyle çok kolay olmadı. Bugünkü tramvay yolu inşaatı kadar olmasa da, kabloların döşenmesi, kameraların yerleştirilmesi kentte uzun süren ciddi sıkıntı yaratmıştı. Özel İdare büyük paralar ödedi. Sistem kuruldu. İlimizin her köşesinde binlerce Mobese kamerasının bulunduğunu biliyoruz.

Ama merak ediyorum. Bunların ne kadarı çalışıyor?.. Misal, 10 gün kadar önce Yenidoğan Köprü Taksi Durağına bağlı çalışan genç bir taksici hunharca öldürüldü. Bildiğim kadarıyla bu olayın failleri henüz yakalanamadı. Bu cinayet işlenince önce Köprü Taksi Durağı’na gidildi. Durağın hemen karşısında elektrik direği üzerinde durağın önünü çok açık bizimde gösteren bir mobese kamerası var. Ama bu kamerada bir kayıt yoktu. Kamera çalışmıyor.

Araba hırsızlıkları, motosiklet hırsızlıkları oluyor. Kentin her yerinde mobese kameraları var. Bunlar döşenirken sıkıntılar yaşandı. Büyük paralar ödendi. Ama gidip bakıyorlar, kamera çalışmıyor. İşe yaramıyor. Bu sistemin ilimizde kuruluşu 4-5 yıl öncesine dayanır. Yani kameralar yeni, sistem yeni. Ama bu kameralar işe yarayacağı zaman gidip bakıyorlar, kayıt kuyut yok. Tuhaf bir durum. Bu şehrin bir vatandaşı olarak soruyorum: Kaç tane mobese kamerası var, bunların ne kadarı gerçek manada çalışıyor? 

Sarıbay kırılmış 

Kent gündeminin son günlerdeki en önemli konusu KEV’deki gelişmeler. Malum, kamuoyu baskısı sonucu KEV’in Zeynel Başlak başkanlığındaki yönetimi, kendi içindeki bazı itirazlara rağmen, olağanüstü kongre ile yönetimi devretmeyi ve böylece KEV’e ait gözüken, aslında Kocaelispor’un olan tesislerin borçların kapatılması için değerlendirmesinin önünü açmayı kabul etti. 

Bu konudaki son karar, Cuma günü Sekapark’ta Büyükşehir Genel Sekreteri Büyükakın, KEV Başkanı Zeynel Başlak, Kocaelispor Başkanı Bahri Yavuz’un ortak basın toplantısında açıklandı. Önceki gün CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay aradı. Sarıbay, “Çok kırgınım” diye söze başladı. Şöyle devam etti:

“- KEV Başkanı Zeynel Başlak ile Kocaelispor Başkanı Bahri Yavuz, birbirinin yüzüne bakmıyor, selam vermiyordu. Onları ben bir araya getirdim. Konuşturdum. AK Parti İl Başkanı Şemsettin Ceyhan’ı KEV

konusunda ben ikna ettim. Ortaya çıkan bu tabloda en büyük payın bana ait olduğunu düşünüyorum. Ama açıklama yapılırken, beni o basın toplantısına davet etmediler. Bunu da geçtim. Hiç değilse Kocaelispor Başkanı, bir cümle ile bu gelişmeler içinde benim payımı, benim nasıl çaba gösterdiğimi bir cümle ile söyleyebilirdi. Bunu bile yapmadılar.” 

Sarıbay hassas adamdır. Kolay kolay kavga etmez, ağzından kolay kolay kötü söz çıkmaz. Ama çabuk kırılır. Kendisinin her fırsatta başkalarına gösterdiği nezaketi, başkalarının da kendisine göstermesini ister. KEV konusu tatlıya bağlanırken bu konuda gösterdiği çabaların hiç anılmamasına da kırılmış CHP İl Başkanı. Bu ruh halini kamuoyuna duyurmak da bana görev oldu. 

Bu haber toplam 1226 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • KEV’deki muhalefetin dayanağı27 Kasım 2016 Pazar 00:32
  • İyi güzel de biz bu “b.k”u neden yedik?26 Kasım 2016 Cumartesi 09:00
  • Öğretmenim, Canım Benim! 26 Kasım 2016 Cumartesi 08:45
  • Havada bir tuhaflık var25 Kasım 2016 Cuma 00:04
  • Doğan’ın hedefi: Borçsuz belediye 24 Kasım 2016 Perşembe 00:04
  • Reyting canavarının yuttuğu 8 dizi23 Kasım 2016 Çarşamba 19:54
  • Zeytinoğlu ile Akmeşe ziyareti23 Kasım 2016 Çarşamba 00:15
  • Arada bir şehri sulamak lazım22 Kasım 2016 Salı 00:15
  • Zaten çok azaldık; birbirimizi sevmek, sarılmak zorundayız21 Kasım 2016 Pazartesi 08:47
  • Doğru tavsiyeleri dikkate almak lazım21 Kasım 2016 Pazartesi 00:39
  • ÖNE ÇIKANLAR
    • Köylü Pazarı’nı beğenmedik, Sosyete Pazarı’na koşarız
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37