1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. Ölümcül hastalık
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

Ölümcül hastalık

A+A-
Bugünkü yazımda değerli bir  kişisel gelişim uzmanının katılımcılara verdiği konferanstan herkese yaşam dersi olacak bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. 
Sayın hocam derse başlarken katılımcılara şöyle bir soru sorar. “Arkadaşlar aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?” bir katılımcı “Allah’a şükür hocam bildiğim kadarıyla hiçbirimizin ölümcül bir hastalığı yok.” “Ne güzel! Peki bana istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanında başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?” Herkesin ağzından bir anda aynı cevap çıkar:ÖLÜM. “Peki madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?” Katılımcılar hocanın dediğini sessizce başlarıyla onaylarlar. Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır. Hoca “peki arkadaşlar ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?” Katılımcılar hep bir ağızdan “hayır” der. “Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?”  Katılımcılar “evet” der. “Yarın yada 30 yıl sonra da olabilir mi?” Katılımcılar yine “evet” der. “Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor musunuz?Mesela bu akşam evinize sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?” Sınıf sessizce dinlemeye devam eder, çünkü hayata şimdiye kadar hiç böyle bakmamışlardır. Hoca konuşmasına devam edip “peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti?” katılımcılar “yoktur hocam” der. “Peki nereden biliyoruz biraz sonra telefonumuzun çalıp da evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?” Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlar. “hocam konuyu değiştirsek” derler. Hoca “ ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence.”der ve konuşmasına devam eder  "peki acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu gibi mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?” katılımcılardan biri “kesinlikle çok farklı geçirirdik hocam” der. “ peki şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular tartışma yada gerginlik yaratırmıydı?yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, onu bu son görüşünüz  olduğunu bilseydiniz ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz?  Çok sıkı sarılmaya mı, yoksa aynanın karşısında durmaya mı vakit ayırırdınız? Ona, yüreğinizin derininden gelen bir sesle (seni  gerçekten çok seviyorum) demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı?” Burada bazı katılımcılar duygulanarak ağlamaya başlarlar. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir.  Hoca “şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşantımızda karşımızdakinin varlığından daha önemli. Yaşadığımız şeylerde şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim diye kendi kabuğumuz çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Acaba buna zamanımız kaldı mı?” Ne dersiniz? Herkese iyi pazarlar… 
Bu yazı toplam 430 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.