1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Önce Adam, sonra Bakan
Önce Adam, sonra Bakan

Önce Adam, sonra Bakan

İddaa, At Yarışı gibi günlük ve yaygın bahis oyunlarını her gün aksatmadan 10-15 TL’lik bütçe sınırları içinde oynarım. Başta Poker olmak üzere, kağıt oyunlarının hepsini bilir; Casino’lardaki bütün oy

A+A-

İddaa, At Yarışı gibi günlük ve yaygın bahis oyunlarını her gün aksatmadan 10-15 TL’lik bütçe sınırları içinde oynarım. Başta Poker olmak üzere, kağıt oyunlarının hepsini bilir; Casino’lardaki bütün oyun makinalarının nasıl çalıştığını, ekranda gözüken hangi figüre ne kadar ikramiye verdiğini bilirim.

Yılbaşı çekilişinde Milli Piyango Bileti alır, Sayısal Loto veya Süper Loto 7-8 hafta devreder de, ikramiye miktarı çok büyük olursa, makinadan sen seç alırım. Zamanının yaklaştığına eminim. bir gün, bu saydıklarımdan birinden ciddi miktarda para kaldıracağıma da inanıyorum.

Ama insanlarla karşılıklı bahse girmeyi hiç sevmem. Çocukken, evde büyük tencerede köy tavuğu kaynatılır, suyuna çorbası yapılır, haşlanmış tavuk büyük tabakta masaya gelirdi. Rahmetli babaannem, her böylesi tavuk yemeğinde, mutlaka lades tutuşmak ister, en sevdiği torun da ben olduğum için tavuğun lades kemiğini bulup, bir ucunu bana uzatırdı. Hiçbir şeyi uzun süre aklında tutabilen biri değilimdir. Ladeste hep unutur, kaybederdim. Bir gün lades kemiğini karşılıklı kırarken, benim elimdeki parçası kırılıp elime batmış, bunu bahane ederek, babaannemle tavuk yemeklerinde bahse girmeyi de bırakmıştım.

12 Haziran seçimleri öncesi, aslında hiç tarzım olmamasına rağmen, kendime çok güvenerek ve kesinlikle kazanacağımı tahmin ederek, Türk siyasetinin öngörüsü en kuvvetli, ağzından çıkan her sözün hesabını en iyi yapan adamıyla, Nihat Ergün’le seçim sonucu üzerine iddiaya girdim.

Ergün; seçimler öncesi partisinin aday listesinin açıklanmasının ardından Spor Salonunda düzenlenen tanıtım toplantısında AKP’nin 12 Haziran seçimleri için oy hedefini 480 bin olarak açıklamıştı. 2009 yılı mart ayında Karaosmanoğlu, Büyükşehir Başkanlığı seçiminde Sefa Sirmen gibi bir rakibi yenerken 306 bin oy almıştı. Ekonomide sıkıntı vardı. İşsizlik alıp başını gitmişti. Emekliler huzursuz, sıkıntılı, köylü tepkiliydi. Hemen herkes, AKP’nin bu seçimden de birinci parti çıkacağını görüyor, ama kesinlikle oylarında gerileme bekliyordu. Ergün ise, 2009 yılı mart ayında 306 bin oy alan partisinin, bu kez 480 bin oy alacağını söylüyordu.

“Bu tahmin tutmaz” diye bir yazı yazdım. Nihat Bey aradı, “O rakam tahmin değil, hedeftir” dedi. “O zaman o hedef tutmaz” dedim. AKP’nin 450 bin oyun üzerine çıkamayacağını, bu konuda bahse girebileceğimi söyledim. Aslında bırakın 450 bini, 400 binin üzerine bile çıkamayacağını tahmin ediyordum. Bakan Ergün, “Nesine?” diye sordu.  Ben kazanacağıma eminim. Ama öyle takım elbisesine, ayakkabısına, kol saatine kişisel bahse tutuşmaya da karşıyım. “Partinizin oyu 450 binin altında kalırsa, siz bana, 450 bini geçerse ben size Köfteci Behçet’te köfte ısmarlarız” dedim. Ergün kabul etti. 12 Haziran’da AKP’nin Kocaeli’deki oyu, Ergün’ün de hedefinin, tahmininin çok üzerine çıkmış, 505 bin oy alınmıştı.

Bayram günlerinde ortak dost Ömer Polat aradı; “Sayın Bakan yanımda. Her gün havaalanı açılmadı, Sapanca yolu bitmedi diye yazılar yazdığını, vade tutmadı, işler gecikti diye eleştirdiğini söylüyor, İsmet Bey de 12 Haziran’dan bu yana köfte borcunu ödemedi. Basın toplantısı düzenleyip, O’nu rezil edeceğim diyor” dedi.

“Ben hazırım” dedim.

“Sayın Bakan meşgul adam. Ne zaman müsaitse, Behçet Amca’ya gider, yemeğimizi yeriz.”

Geçen cumartesi için sözleştik. Öğlen vakti, gazeteye geldi. Önce birer çay içtik. Kapanönü çarşısına yürüyerek gitme kararı aldık.

Gazeteden çıkarken Ergün korumalarına, “Bizi takip edecekseniz uzaktan takip edin. Yanımızdan yürümeyin” dedi. Bakan Ergün,  Ömer Polat, Ben.. Yürüyüş yolunda sohbet ede ede Kapanönü’ne geldik.

Nihat Ergün’ün sokaktaki popülaritesi, diğer yerel politikacılar, Belediye Başkanları gibi değil. Zaten, “İnsanlar bana bakıyor mu, selam verip gülümsüyor mu” diye etrafına bakınmak gibi bir kompleksi yok. Önüne bakarak, dümdüz yürüyor. Ulugazi önünden Kapanönü’ne gidene kadar 2-3 kişi ile selamlaştı, el sıkıştı. Hani aynı güzergahta bırakın Karaosmanoğlu’nu, Sirmen’i, Nevzat Doğan ya da Halil Vehbi Yenice veya misal Hüseyin Yusuf ya da Nedim Arsal ile yürüsem, Bakan’dan yüz kat daha fazla siyasi temas yaparlar, kafa tokuşturup, öpüşürlerdi.

İzmit’in Kapanönü esnafı uyanıktır. Yürüyüş yolunda yürürken Bakan’ı çok fazla tanıyan olmamıştı. Ama Kapanönü çarşısına girdiğimizde bütün esnaflar dükkanlarından çıktı. Bakan’la selamlaştı, tokalaştı. 12 Haziran seçimi öncesinde “herhalde bu AKP’ye oy vermez” diye aklımdan geçirdiklerim, Bakan’la yan yana hatıra fotoğrafı çektiriyordu.

Behçet Amca, köfteci dükkanının kapısında bizi karşıladı. Yeni temizlenmiş bir masaya oturduk. Sayın Bakan, Ömer Polat, Murat Yoldaş ve Ben..

Limonlu Piyaz, köfte geldi. Yarımşar porsiyon ilave köfte söyledik. Sonra Bakan için, bir porsiyon tel kadayıfı, ardından ikişer bardak çay..

Nihat Ergün, 2007 seçimlerinin ardından ilk kez bakanlık görevine atandığında,  kendisini kutlamak için Ankara’ya gitmiştim. TC’nin bir bakanı olarak beni Başkent’te ağırladı. Kuşkusuz gurur duymuştum. Ama İsmet Çiğit olarak TC’nin bir Bakanını İzmit’te Behçet Amca’nın köfteci dükkanında ağırlamaktan daha büyük onur duydum.

Bazen- çok enderdir- birbirimize çok kızdığımız olmuştur. Ama ben Nihat Ergün’ü hep çok sevmiş, daha önemlisi çok güvenmişimdir. Bilirim ve inanırım ki, Ergün’ün bulunduğu yerde haksızlık olmaz. İstismar olmaz.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ile, iki saati aşkın süreyle birlikte olduk. Her şeyin konuşulabileceği, her şeyin istenebileceği bir ortam. Sadece sohbet ettik. Soğanla köfte yedik. Ergün, ekmeğin içini çıkartıyor, köftesini ekmeğin içine gömüyor, öyle yiyor. Kendisini izledim, dinledim. Bu kadar aklı başında, bu kadar özgüveni yüksek ve bu kadar mütevazı bir insan bu ülkede Bakan olduğu için, üstelik O bakan benim arkadaşım olduğu için kendimi mutlu hissettim.

Nihat Bey, benim için önce Adam gibi Adam, sonra Bakan’dır. Yemekten sonra, “Ağzımın payını aldım. Bir daha sizinle bahse girmem” dedim. “Bahçet Amca’da köfte ısmarlamaktan mı korkuyorsun” dedi. Bir dahaki seçimde yine iddiaya gireceğim. Eminim, gün gelecek, AKP de kaybedecek. Allah Behçet Amca’ya uzun ömürler versin. Yine orada köfte yiyeceğiz ve hesabı Nihat Ergün ödeyecek.

Bu haber toplam 1489 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.