1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Önem ve öncelikler
Önem ve öncelikler

Önem ve öncelikler

Azami tasarruf prensibi ile en yüksek verimi elde etmenin yollarından biri de, önem ve önceliklerin doğru belirlenmesidir. Önem ve öncelikler doğru belirlendiğinde kaynaklar, zaman ve enerji

A+A-

Azami tasarruf prensibi ile en yüksek verimi elde etmenin yollarından biri de, önem ve önceliklerin doğru belirlenmesidir. Önem ve öncelikler doğru belirlendiğinde kaynaklar, zaman ve enerji, doğru ve tam kullanılmış olur. Bunun aksinde de israf olur tabi; zaman israfı olur,kaynak israfı olur,enerji israfı olur. Gerçi bizde zaman denen şey genelde ya öldürülür yada geçirilir gider ya. Kaynak ve enerjinin ise lafı mı olur canım?  Harca harca bitmez!. Yerin ne üstü kaldı israf edilmedik ne de altı. Üretim düşüncesinden uzaklaştığımız gibi,tasarruflu kullanma alışkanlığımız da maalesef her gün irtifa kaybediyor. İşin en üzücü yanı da, tüketim çılgınlığının ağır faturası, gözümüzden sakındığımız gönül meyveleri  çocuklarımıza yada torunlarımıza çıkacak. Ne dersiniz?. Var mı böyle bir hakkımız?

Ferd planında böyle de toplumsal planda ve yönetimler planında farklı mı?. Hayır tabi. Yönetim planında daha da önemli önem ve önceliklerin doğru belirlenmesi. Hele üst yönetimlerde!. Oralarda yapılacak tercih yanlışlıklarında durum daha da vahim. Çünkü üst yönetimlerde yapılacak yanlış tercihlerin bedeli toptan millete kesilecektir,kesilmekte. Milletse yönetimleri, azami tasarruf prensibi ile en yüksek verimi elde edecek biçimde yönetim göstersin ve maliyeti düşük mutlu bir yaşam biçimi hazırlasın diye görevlendirir. Yaşam maliyetinin giderek karşılanamaz hale geldiği günümüz dünyasında maliyeti düşük yüksek standartlı yaşamın ne demek olduğunu, onun hasretiyle koca bir ömrü tüketmiş olanlar bilir. Mirasyedi hovardalığı  ile yaşam sürenlerin anlayacağı cinsten değil bu denge. Onun için önce çok gözle görmeli,çok kulakla duymalı, kolektif şuur ve irade sokulmalı devreye. Güncel ifadesiyle ortak akıl’la yapılmalı plan ve programlar. Sinsi iyi niyet(!) tuzaklarına düşmemeli.

Seçim süreci yeni tamamlandı ve bundan sonrası Hükümettir. Hükümet etme, yönetim becerisinin yanında çok da stratejik olmayı gerektirecek önümüzdeki dönemde. Önem ve öncelikler toplumsal beklentiler dikkate alınarak belirlenmeli. Belki bazıları tarafından çok iyi niyetle de olsa getirisi götürüsü pek düşünülmeden gündeme taşınmaya çalışılan konuların, bölgenin durumu dikkate alındığında çok ön sıralarda olmaması gerekecek. Görünen o ki, şartlar ekonomik önceliklerin, şu sıralar ısrarla gündeme getirilmeye çalışılan konuların önünde olmasını gerektirecek. Geçmişte tartışılması bile mümkün olmayan kurum,kuruluş ve konular şimdilerde sorun yada sorunun tarafı olmaktan çıkarılmışsa, yeni cepheler açmadan önce biraz düşünülse. Refah düzeyinin yükseltilmesi bir çok sorun halledilmişçesine bir rahatlama nedeni olabilir.

Evet, başta Anayasa olmak üzere bir çok yasa muasır medeniyete götürecek biçimde yeniden yapılmalı. O kadar ki,AB standartlarından bile öte örnek olmalı. Ancak öncelikler yeniden gözden geçirilebilir, geçirilmelidir de. Yeni Anayasa tartışmalarını ısrarla sürdürmeye çalışanların önemli bir kısmının dünyanın en mükemmel Anayasası bile yapılsa memnun olacaklar şüpheli. Halkın beklentileriyle onların gündemi çok farklı. Değil yeni ve modern bir Anayasayı tartışmak, demokratik yönetimi telaffuz bile etmeyen bir çok ülke halkın refah düzeyinin yüksekliği ile huzurlu biçimde yaşıyor. Ne başkanlık ne yarı başkanlık, adamların yönetim biçimlerinin adı yok ama refah düzeyi yüksek. Bir aile vasat bir geçim standardı yakalamışsa. çocuk eğitimini alabiliyor,iş hayatına atılabilecek yaşa gelmişler iş bulabiliyorsa, sorunların önemli bölümü halledilmiş demektir. Asayiş,eğitim,ulusal güvenlik gibi konular zaten ilgili kurum ve kuruluşların işi. Öyleyse!. Öyleyse iyi niyet(!) tuzaklarına dikkat. Dün bir bugün iki, kısır tartışmalar başladı bile. Biri bitmeden öteki. Sırada kim bilir daha neler var neler?.

İşte komşu. Muhtemelen AB standartlarında bir Anayasaya ve yasalara sahip. Değilse bile AB üyesi. Ama bazı şeyler ne AB dinliyor ne de gerçekleşmeyen vaadler. Aslında komşuda yaşanan, açlıktan ziyade,çalışmadan ve yorulmadan çok kazanma ve dilediğince harcama isteği ya.  Bugün komşuda ,yarın başka yerlerde daha sonra kim bilir nerelerde!.  Bizden uzak olsun da. Evet,bizden uzak olsun olmasına da,olur mu acaba? Olsa bile ne zamana kadar?

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.