1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Önemli olan program
Önemli olan program

Önemli olan program

Yaklaşmakta olan milletvekili genel seçimleri için partiler adaylarını geçtiğimiz günlerde açıkladılar. Her dönem olduğu gibi adayların isimleri üzerinden tartışmalar yapılmakta, adaylar

A+A-

Yaklaşmakta olan milletvekili genel seçimleri için partiler adaylarını geçtiğimiz günlerde açıkladılar. Her dönem olduğu gibi adayların isimleri üzerinden tartışmalar yapılmakta, adaylar doğum yerlerine göre tasniflenmekte, hatta etnik yapılarına göre ayrıştırılmaktadır.

12 Haziran 2011 tarihinde Kocaeli’nden seçilecek onbir vekilin; belirleme yöntemi ne olursa olsun, diğer illerde olduğu gibi sadece kendi ilinin değil Türkiye milletvekili olacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle seçilecek sıralarda bulunan adayları, doğum yerlerine göre tasniflemek doğru değildir.

Ayrıca hangi partiden olursa olsun seçilecek sıralara konulan adayların seçildiğinde, özellikle 12 Eylül 1980 yılından sonra görev yapan vekiller gibi liderlerinin ve onun etrafındaki yöneticilerin talimatlarının dışına çıkamayacağı gerçeği de göz önünde tutularsa, illerindeki yerel sorunların çözümünde yararlı olacağını seçilecek vekillerden beklemek fazlaca iyimserlik olacaktır.

Son dokuz senedir iktidar partisinden altı milletvekilini TBMM’sine gönderen Kocaeli, her dönem en az bir bakanı olmasına rağmen Büyükşehir Belediyesi’ne gelen paylar hariç verdiğinin yüzde birini bile hizmet olarak alamaması, söylediklerimi doğrulamaktadır.

Siyasi Partiler Yasası’nın anti demokrat yaptırımlarına göre tüzüklerini düzenleyen veya yönetime geldikten sonra söz vermesine rağmen bu tüzük maddelerini değiştirmeyen siyasi parti lider ve yöneticileri, bu seçimde de milletvekili adaylarını kendileri belirlemişlerdir. Yalnız, CHP yirmi dokuz ilde önseçim yaparak gelecekte parti içi demokratikleşme yönünde azda olsa umut vermiştir.

Aday belirlenmesinin yöntemini bilerek aday adayı olanların seçilecek sıralarda aday belirlenmemelerine gösterdikleri tepkiler, en az aday belirleme yöntemi kadar yanlıştır. Kendilerine ön sıralarda yer bulabilme umuduyla aday belirleme sürecinde parti genel merkezlerinin merkez yoklaması kararlarına alkış tutanların, hiçbir şeye benzemeyen ucube bir yöntem ile yapılan eğilim yoklamasına ses çıkarmayanların, merkez yoklaması ile belirlenen adayları eleştirmeye hakları da yoktur.

Geçen haftada belirttiğim gibi Kocaeli’nden seçeceğimiz onbir milletvekili merkezden sıralaması yapılan diğer illerde olduğu gibi liderlerin vekilleri olarak TBMM’sinde görev yapacakları gerçeğinin kabul edilmesi gerekir.

12 Haziran 2011 tarihinde kullanılacak oylar; Kocaeli’nde onbir vekilinin partilere göre sıralamasını belirleyeceği gibi aynı zamanda önümüzdeki dört sene için Türkiye’yi yönetecek Başbakanın da belirleyecektir.

Bu nedenledir ki, seçilecek vekillerin kim olacağının tartışılması yerine ülkeyi yönetecek liderin kim olacağının kararını vermek daha çok önemsenmelidir. Bu kararı verirken de partileri programlarına ve liderin geçmişte yaptığı işlere bakmak gerekir.

Bir sürpriz olmaz ise seçime girecek onyedi siyasi parti arasından sadece üçü yüzde onluk ülke barajını geçeceği varsayımdan hareket edilir ise 12 Haziran 2011 seçimlerinde seçmen; AK Parti lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lider Sayın Devlet Bahçeli arasından birine Başbakanlık görevini vereceğini şimdiden söyleyebiliriz.

Ülke yönetimine talip olanlar için çok önemli bir kıstas da dürüstlük yönünden liderlerin ve çevresindekilerinin durumudur. Bir tarafta İETT’de ücretli olarak çalışırken siyasete atılmış, başbakanlığa kadar yükselmiş, kat kat artırdığı kişisel ve ailevi servetini oğlunun sünnetinde gelen hediyeler ile açıklamış Sayın Recep Tayyip Erdoğan, diğer tarafta ülkenin önemli bir kuruluşunun başında bulunmuş adı hiçbir şaibeye karışmamış Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve adı hiçbir yolsuzlukla anılmamış Sayın Devlet Bahçeli arasından birinin seçimi yapılacaktır.

İktidardan uzaklaşmak AK Partinin kurtuluşu olacaktır

Yazımı sonlandırmadan önce önemli bulduğum bir konuyu sizler ile paylaşmak istiyorum. Dokuz yıldır genelde, yedi yıldır yerelde iktidarda bulunan AK Parti, lideri okyanus ötesinde bulunan bir tarikat tarafından tamamen kuşatıldığı son olaylardan anlaşılmıştır.

Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere çoğu kurumlarda yönetimi ele geçiren bu tarikatın; polisi imamın ordusu haline çevirdiği, yargıyı da kısmen kuşattığı, kamuya personel alımı ve üniversite giriş sınavlarında kendi yandaşlarına avantaj sağlamak için her türlü dalavereyi çevirdiği artık ayyuka çıkmıştır.

Tarikat hakkında yazı yazan köşe yazarları tarikatın emrindeki hâkim ve savcılar tarafından düzmece deliller ile tutuklanmakta, tarikat hakkında soruşturma yapmaya kalkan savcıların görev yerleri değiştirilmekte, görev yerleri değiştirilemeyenler tutuklanmaktadır.

Bunlar ile yetinmeyen bu tarikatın mensupları son birkaç yıldır Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyet’in koruyucusu olduğu Anayasa ve Yasalar ile düzenlenen TSK üzerinde oynadığı oyunlar da artık açığa çıkmıştır.

Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni dine dayalı bir devlet haline getirmeye çalışan bu tarikattan; AK Parti yöneticilerinin de son zamanlarda söylemleri ile şikâyetçi olduğu bilinmektedir.

İktidardaki siyasi parti vasıtası ile devlet kadrolarına sızmayı ilke edinmiş olan bu tarikattan AK Parti’nin kurtulabilmesi, iktidardan uzaklaşması ile ancak mümkün olacaktır. Bu nedenle, geçmiş seçimlerde AK Parti’ye oy vermiş veya bu seçimde oy vermeyi düşünen seçmenin; 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak olan genel seçimlerde bu durumu dikkate alarak oyunu kullanması, AK Parti’nin ve Türkiye’nin hayrına olacaktır.

Bu haber toplam 1014 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.