• BIST 82.248
  • Altın 147,416
  • Dolar 3,7690
  • Euro 4,0357
  • Kocaeli 10 °C

ONLARIN YERİNDE OLMAYI HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

Sevcan TAMER
Evet sevgili dostlar.. Onların yerinde olmak, onların yaşadıklarını yaşamak nasıl bir şey  acaba.? Hiç düşündünüz mü.? Hiç onların tarafında hissettiniz mi kendinizi.? 
Hani buna bilimsel adıyla “EMPATİ” diyorlar ya.. İşte öyle..
 Kim bunlar biliyor musunuz.? Engelli aileleri.. Çocukları, kardeşleri veya aile büyükleri engelli olan ailelerin, nasıl bir dünyası olduğunu  hiç düşündünüz mü diye sordum sizlere.. Aslında gayet iyi biliyorum.. Bu  ortam içinde bulunmayanların  anlaması çok zor.. Engelli olan o kişiyi tüm aile gözü gibi korusa da, ona ayrıcalıklı bir özen ve önem gösterse de, normal çocuklarından daha fazla sevdiğini hissetse de, ruhlarında kopan fırtınaları  dile getirebilmeleri de çok zor.. Bir çok ailenin yuvalarının çatırdamasının veya yıkılmasının nedeni, bu aile içi bunalım ve kaos değil mi.? Tamam, böyle bir  durumdan tüm aile etkilenebilir de, ya anneler.. Ah o canımızın parçası analar.. Bir başka onların evlatlarına bakış açısı.. Bir başka onların yavrularına sarılması ve onlar için döktükleri göz yaşı.. Babacıklar alınmasınlar ama gerçek bu, işte  karşılarında  kale gibi dimdik duran  bir anne.. Tıpkı kendi annelerinin onlara gösterdiği ilgi ve hassasiyet  gibi.. Evrendeki var olan bütün canlılara Yaratanın sunmuş  olduğu bir özellik, bir ayrıcalık bu.. Yani ANNE olmak.. Böyle bir sevgi, böyle bir sabır ve böyle bir koruma duygusu,  hiç bir canlıya  nasip olamaz  ana dan başka, biline.. 
 Cuma günü belli bir süreden beri organize edilen  bu önemli  çalışmada, elimi taşın altına sokma gereksinimi  duyduğum “ Sevgi İzi” projesinin startını verdik.. Eğer o günkü ruh halimden biraz bahsetmem gerekirse oldukça heyecanlı olduğumu söyleyebilir, hatta böyle bir hassas yükü layıkıyla taşıyamayacağımın endişesini bütün gece uyumaksızın yaşadığımı itiraf edebilirim.. Çünkü,  ümitlerin yeşereceğine inandığım bu küçük  çizikler, kısa süre içinde duyurmaya çabaladığım kesimlerin  ilgisini ne denli çektiğinden ve  kendi bölgemdeki insanların  bu duyuruyu ne derece ciddiye aldıklarından emin değildim.. Ta ki Müge Anlı’nın  süper ekibinin  sabahleyin beni arayarak “ Biz geldik Sevcan hanım” demesiyle kendimi toparlayarak, her şeyin iyi gideceği  maduna girmenin gerekliliğini kabullendiğim an azalır gibi oldu.. Sevgi İzi yapma işlemini seve seve kabullendiklerini bana bildiren o koca yürekli gençlerin bulunduğu  pasaja giderek  çekim hazırlıkları başladığı sırada, insanlarda bir bir gelmeye başladı.. Derken, pasajın koridorunda kadın, erkek, çocuk sesleri büyüyerek yankılandı..
Buraya kadar normal bir  işlemin başlama sefahati  denebilir yaşadıklarımıza.. Ancak, az sonra, bilhassa annelerin  biricik yavrularını  biraz daha güvenli hayata kavuşturmak  için döktükleri teri ve harcadıkları performansı gördüğümde,  o yaşamları bir kez daha ve derinlemesine düşünmeye mecbur hissettim kendimi..Anneler, çocuklarının  Sevgi İzi için dövmeci koltuğuna oturmalarını  ve  küçük dört rakamın kola yazılabilmesi için sarf ettikleri  çabayı görmenizi isterdim.. İşte o zaman “Anne” neymiş, yüreği nelere dayanır,  sabrına neler sığarmış.. Görmenizi isterdim, bir kez daha farkına varabilmek, eşsiz değerin kıymetini bilmek ve unutmamak için..O gün konuştum bir çoğunla.. Ruhları da yorgun, bedenleri de.. Ama hiç bir şey yokmuş gibi davranışları bile insanı şaşırtmaya yeter.. Dedim ya, çocukları onlar için canlarına bedel.. Öylesine kıymetliler ki, kıyamıyorlar sevmeye.. Ancak eğer gören  gözle bakarsanız,  gözlerinde saklamaya çalıştıkları  buğuyu görebilirsiniz.. Sanki dokunsan ırmak misali dökülüverecekler yanaklarına.. Şu anda mutlular.. Çok seviniyorlar ve çok dua ediyorlar “Sevgi İzi” adı altında yapılan bu rakamlara.. Yarın herhangi bir durumda çocuklarımız sokakta kalmayacak, en azından kimlikleri belirlenecek diye.. Şizofren aileleriyse başka seviniyor bu işe.. “Evden sıkça kaçıyordu çocuğum, artık korkudan titremeyeceğiz.. Kolundaki izden bulunacak ve emniyette olacak” diyorlar.. Sonra, diğerleri, diğerleri.. Sabahın sekizinden, akşam üzerine kadar ayakta ve  gergin geçen dakikaların  doluluğuyla yıpranmama rağmen çok iyi hissediyordum kendimi..                        
İçimde anlatamayacağım bir huzur ve hafiflik vardı.. Ne dersiniz.? Gözümün önünden gitmeyen annelerin mutlulukla karışık kederli yüzleri  ve sevgi sözcükleri miydi acaba  bana güç veren.. Yoksa duaları mı.?  Daha hala  düşünüyorum..        
Bu yazı toplam 256 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37