1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Ord.Prof.Ali Fuat Başgil’i tanıyor muyuz?
Ord.Prof.Ali Fuat Başgil’i tanıyor muyuz?

Ord.Prof.Ali Fuat Başgil’i tanıyor muyuz?

Demokratik kültürümüzde ve anayasa hukukumuzda henüz aşılamamış bir isim, Ord. Prof. Ali Fuat Başgil. Adına ilimizde bir Sosyal Bilimler Lisesi kurulu. 60 yıl önce yazdıkları bile hala sosyal bir reçet

A+A-

Demokratik kültürümüzde ve anayasa hukukumuzda henüz aşılamamış bir isim, Ord. Prof. Ali Fuat Başgil. Adına ilimizde bir Sosyal Bilimler Lisesi kurulu.

60 yıl önce yazdıkları bile hala sosyal bir reçete!

“Demokrasi yolunda” adlı eserini ne yazık ki gençler bilmiyor. Akademik çevrelerin de pek haberinin olduğunu sanmıyorum. 1946-48 yılları arasında yazdığı makaleler...

27 Mayıs döneminde, 1961’de kitap olarak basılmış. Üniforma giydirilen ‘hukuk’un “bunlar aksi ispat edilinceye kadar suçludur” diye ferman yayınladığı, makabline şamil (geçmişe yürüyen” ceza yasaları çıkardığı, Yassıada’daki Yüksek Adalet Divanı Başkanı Salim Başol’un Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor” dediği 27 Mayıs döneminde tekrar yayımlanmış olması bir tesadüf değil, bir uyarı ihtiyacının neticesi..

Şu çarpıcı tespite bakın:

“Resmi üniformalı, hakikatler asla objektif ve rasyonel şeyler değildir ve olamaz. Zira, eğer hakikat ise, kendini selamlatmak için üniformaya ve hükümet jandarmasının himayesine ihtiyaç yoktur. (sf. 79).

Başgil bu satırları 1946 yılında yazmış.

Ne kadar mesafe almışız acaba?

1946’da başlayan demokrasiye geçiş sürecinde Başgil açıkca “liberal devlet”i savunuyor:

“Totaliter devlette otorite, silahlı bir tehdit ve tenkil (ezme) kuvvetine dayanarak vatandaşın hayat ve faaliyeti üzerinde dilediği gibi tasarruflarda bulunur, emirler verip yasaklar koyar. Ve bu keyfi tasarruflara kanunilik süsü vermeyi de ihmal etmez..” (sf. 103)

“Liberal demokrasi ise fertçi, hürriyetçi ve müsaadekardır..” (sf. 141)

“Liberal devlette vatandaş gayedir. Otorite ile vatandaşın hürriyeti ideal bir sınırla birbirinden ayrılmıştır. Hükümetin işi huzur ve emniyeti sağlamaktır. Hükümetin elinin girmediği hususi ve ferdi (bireysel) sahada vatandaş bedeni, fikri ve moral bütün kuvvet ve kabiliyetlerini serbetçe ve endişesizce kullanıp geliştirme hakkına sahiptir... Vatandaş evvela serbestçe düşünecek, dilediği ve beğendiği siyasi, dini ve felsefi inanç ve kanaati benimseyecektir. Buna fikir, kanaat ve vicdan hürriyeti diyoruz..” (sf. 103)

Liberal devleti savunan Başgil, “jakoben azgınlık” olarak nitelediği totaliter devleti eleştiriyor. (sf. 111)

Oligarşi, yani sınırlı sayıda ve belli özellik ile güçleri elde etmiş bir zümrenin ülkeyi halka rağmen yönetmesini de şöyle eleştirir:

“Oligarşiler ne yapacağını, nasıl yapacağını kimseye sormaz, kendi bildiği, işine ve menfaatine geldiği gibi yönetir.”

Başgil oligarşik rejimlerde yeni ehil yönetici ve  lider kadroların yetişmeyeceğine de vurgu yapar.

Şimdi durup düşünmeliyiz.. Neden bizde büyük liderler, devlet ve siyaset adamları pek yetişmiyor diye..

On yılda bir biçilen siyaset, bastırılan fikir hayatı nasıl büyük liderler, siyaset ve devlet adamları yetiştirsin?

Başgil, 27 Mayıs sonrasında Cumhurbaşkanı adayı oldu.

Sonrası?

Sonrasını merak edenler, arar, bulur ve okur.

Bu haber toplam 808 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.