• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 16 °C

Otomotiv işçisi, sınıf kavramını yaratabilir mi?

İsmet ÇİĞİT
Türkiye son yıllarda pek çok değerinin törpülenmesine seyirci kaldı. Bu süreçte en çok kaybeden ise, çalışanlar, emekçiler oldular..
Bu tablonun oluşumundan sadece mevcut iktidarı, AKP’yi suçlamak büyük haksızlıktır.  Türkiye’de işçi sınıfı, emekçiler 12 Eylül 1980 darbesi ile birlikte ellerindekileri kaybetmeye başladılar. Her şeye rağmen, en azından bugünküne oranla çok daha özgürlükçü ve emekçiden yana olan 1960 Anayasası’nın yerini, 12 Eylül 1980 Anayasası aldıktan sonra emekçiler sahipsiz kaldılar. 
Bakmayın, Kenan Evren’in ölümünün ardından atıp tutanlara. 12 Eylül 1980 askeri darbesini en çok, en yürekten alkışlayanlar, bu ülkedeki işveren kesimiydi. Çok işlerine yaradı. Ardından Özal dönemi,  yine işverenlerin ekmeğine yağ sürdü. 
Sendikacılık, iktidar yağcılığı, işveren işbirlikçiliği haline dönüştürüldü. Sendika ağaları varlık içinde yüzmeye, en lüks otomobillerle gezmeye, gariban işçinin parasından dünyayı gezip, zevk-ü sefa içinde yaşamaya başladılar. 
Türkiye’nin kronik sorunu olan “İşsizlik” üç kuruş karşılığında köle gibi çalıştırılan gariban emekçinin önüne hep tehdit unsuru olarak konuldu. “Sesini çıkartma. Bu paraya çalış. Yoksa, senin yerini almak için dışarıda bekleyen binlerce insan var” diye tehdit edildiler.
…………
Türkiye’de sanayinin en önemli, en büyük sektörlerinin başında metal sektörü gelir.   Olimpiyatlarda nasıl atletizm diğer bütün branşların atası, temeliyse; sanayide de metal öyledir. Metal sektöründe hala pek çok işyerine sendika girip, örgütlenememiştir. Buna rağmen metal sektörü, Türkiye’de sendikal örgütlenme oranının da en yüksek olduğu sektördür. 
Metal sektöründe Türkiye’deki üç büyük işçi sendikaları konfederasyonunun birer sendikası vardır. Türk-İş’e bağlı Türk Metal, DİSK’e bağlı Birleşik Metal ve Hak-İş’e bağlı Çelik-İş sendikaları. Bunların içinde en büyük olanı Türk Metal’dir. Türk Metal, adeta bir imparatorluktur. Kendi içinde demokrasiden söz edilemez.  Türk Metal, hemen her dönemde, iktidar partisinden yana olmuştur. İşverenle hep uyumlu çalışmıştır. Metal sektöründeki pek çok işveren, eğer fabrikasına sendika girecekse, Türk Metal’i tercih eder. Sendika işçinin güvencesi olmalıdır ama, Türkiye’deki metal sektöründe çarklar farklı döner. Türk Metal üyesi bir işçi, sendikasına, sendikasının yöneticilerine biraz baş kaldırırsa, fabrikadaki işini kaybeder.
Yıllardır, metal sektöründe işveren sendikası MESS ile grup sözleşmesi yapılır. Sektördeki üç büyük işçi sendikası, Türk Metal, Birleşik Metal ve Çelik-İş, ayrı ayrı işveren sendikası Mess ile masaya oturur. Bunlar içinde en güçlüsü, elindeki kozu en fazla olanı kuşkusuz Türk-İş’e bağlı Türk Metal sendikasıdır. Sözleşme pazarlığının başlarında sanki biraz itiş kakış olur.  Her bir sonraki yeni sözleşme döneminde, Türk Metal üyeleri biraz daha umutlanır. “Bu defa sendikam benim haklarımı daha iyi savunacak” diye bir beklenti içine girer. Ama yine her sözleşme döneminin sonunda, beklendiği gibi, Türk Metal MESS ile sözleşmeyi imzalar, üyeleri ancak enflasyon oranında-bazen de altında- zamla yetinmek zorunda kalır. Diğer iki sendika kendi üyeleri adına MESS’e karşı direnmek istediğinde açıkta kalır, boşluğa düşer.. Bu son dönem de aynısı oldu. Türk Metal, MESS’le sözleşme imzaladı. DİSK’e bağlı Birleşik Metal, örgütlü olduğu işyerlerinde grev kararı aldı. Hükümet, Birleşik Metal’in grevlerini durdurdu.  Aslında ortada savaş hali, olağanüstü bir durum yoktu. Siyasi iktidar ile Türk Metal birbirine yakın olduğu için, Birleşik Metal’in greve çıkması halinde üyelerine Türk Metal’e oranla daha fazla zam alacağı bilindiği için grevler durduruldu. 
…………
Metal işçisi çok dayandı, çok sabretti. İnsanlar işlerini kaybetmemek için, kendilerine yapılan haksızlığı görmelerine rağmen sessiz kaldı.
Ama geçenlerde Bursa’daki Renault fabrikasında işçi patladı. Türk Metal’den istifa etmeye, işvereni protestoya başladılar. Çünkü, Türk Metal, örgütlü olduğu otomobil fabrikalarındaki üyelerine ancak yüzde 9 oranında zam almıştı. Oysa otomotiv yan sanayinde, diğer sendikaların örgütlü olduğu yerlerde zam oranları çok daha yüksekti. Herkes çok iyi biliyordu ki, Türk Metal pazarlık masasında gerçekten dirense, gerçekten üyelerinin hakkını işverene karşı savunsa, alınacak zam oranı ve sosyal haklardaki avantajlar çok daha yüksek olabilirdi. 
Önce Renault işçisi ayaklandı. Bursa’daki Tofaş işçisi onlara destek verdi. Bizim şehrimizdeki Ford Otosan işçisi kıpırdanmaya başladı. 
Belki de Türk Metal imparatorluğu sarsılıyor. Belki de, Türkiye’de işçi sınıfı, emekçiler uzun bir uykudan uyanıyor. Türk Metal yöneticileri, “Bu eylemleri başlatanlar Gezi’lerdir. Paralelcilerdir. Teröristlerdir” diyorlar. 
Hayır, öyle değil.. Metal işçisi; otomotiv işçisi, yıllardır nasıl kandırıldığını gördü, uyandı.  Hakkını istiyor.. Bu süreçte, Birleşik Metal ile Çelik-İş’in siyaseti bir kenara bırakıp, gerçek anlamda sınıf sendikacılığına yönelmesi gerekiyor. Metal sektöründe başlayan bu uyanış, Türkiye’de bütün çalışan kesimleri kapsarsa, emin olun bir devrim yaşanır. Sendika ağalığı, gariban emekçinin üzerinden rant sağlama kolaycılığı ortadan kalkar. Türkiye’de gerçek sendikacılık için önemli ve ciddi bir gelişme yaşanabilir. 
Otomotiv sektöründe kendi sendikalarına kazan kaldırıp, direnişe geçen işçiler, terörist değildir. Vatan haini, Gezici, paralelci değildir. Haklarının gasp edildiğini, haklarının verilmediğini nihayet gören, anlayan ve buna baş kaldıran emekçilerdir. 
Aslında Türkiye’de çalışan kesimlerin birincil sorunu asgari ücretin 1500 TL- 5 bin TL falan olması, çalışan insanların daha erken emekli edilmesi falan değildir. Sendikalı olma özgürlüğünün gerçek anlamda sağlanması, sendikaların iktidar ve işveren yağcılığı yerine, üyelerinin haklarını koruyan kurumlar haline getirilmesi daha önemlidir. 
Türkiye’de sanayi çarklarının durmasını, otomotiv üretiminin aksamasını bu ülkeyi seven kimse istemez. Ama Türk Metal bugüne kadar çok fazla yanlış yaptı. Çok göstere göstere üyelerine haksızlık yaptı. Bir gün gelecek, bu tepki ortaya çıkacaktı. Şimdi o süreci yaşıyoruz.
Bu yazı toplam 338 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37