• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 11 °C

Oy vermek önemli bir görevdir

Alaattin KÖKSAL
Oy vermek, vatandaşlık görevinin yanında, vicdanen ve manen sorumluluğu ağır olan, günümüzde maslahat gereği yapılması gereken önemli bir görevdir. Günümüzde devlet yönetimi siyasi partiler tarafından yürütülmektedir. Partileri yönetime taşımak iktidara getirmekte halkın verdikleri oylarla olmaktadır. Bir nevi Seçme yaşına gelenlerin istişaresiyle oluşmaktadır.
Devlet yönetimi için ortaya konan bu usulün ve geçmişteki usullerin İslam'a aykırı olduğunu hiç kimse söyleyemez. Kur'an, sünnet, icma ve kıyasla tespit edilmeyen, milletin umumi menfaatlerine uygun olan meselelerde yapılan içtihatların tamamına İslam hukukunda maslahat denir.
 Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) hem peygamber hem de devlet başkanıydı. Medine'ye hicret ettiklerinde İslam devletini kurmuşlardır. Hz. Peygamberimizin (sav)  vefatından sonra Hz. Ebubekir devlet başkanı olmuştur. Hz. Ömer, Hz. Ebubekir tarafından tayin edilmek suretiyle, Hz Osman Hz. Ömer tarafından seçilmiş 6 sahabenin istişaresiyle devlet başkanlığına getirilmişlerdir. Hz Ali ve Hz. Muaviye'nin devlet başkanlıklarına getirilmeleri tarafların biatleriyle olmuştur. Muaviye den sonra devlet yönetimi babadan oğla geçen bir saltanata dönüştürülmüştür. Günümüz Türkiye'sinde devlet yönetimi halkın seçimiyle oluşmaktadır.
Bu özet girişten sonra, günümüzde devlet yöneticilerini seçmek için verdiğimiz veya vermediğimiz oyların sorumluluğunun ne manaya geldiğine kısaca bir bakalım. Türkiye; halkı Müslüman olan laik bir devlettir. Ülkenin yönetimine talip olan siyasi partilerin hiçbiri İslam hukukuna göre kurulmuş değildir. Program ve tüzüklerini de Kur'an ve sünnet ilkelerine göre hazırlayamazlar. Mevcut siyasi partiler TBMM'sinin yaptığı yasalara göre kurulmuşlardır. Yasaların müsaadesi kadar İslami değerlere sahip çıkmak suretiyle halka hizmet etmeye çalışırlar.
 Partilerin dine bakışları, sosyal ve ekonomik politikaları farklı olduğundan Partilerin doğrularını desteklemekte yanlışlarını eleştirmekte de bir sakınca yoktur.   Verilen sözde durmayanları, yaptıkları işlere hile karıştıranları, vaat ettiklerini yerine getirmeyenleri, yalan konuşarak toplumu ifsat edenleri, yıkıcı eleştirilerde bulunanları eleştirmek, oylarımızla uyarmak, manevi bir sorumluluğun yanında insani ve vicdani bir vazife olduğunu düşünerek reylerimizi kullanmalıyız.  
"Siyasetle ilgilenmediğimden oy kullanmıyorum. Bizim partilerle işimiz olmadığı için, ne yaptıkları bizleri alakadar etmez" diyerek, siyasetten uzak duranlar kendilerine verilen seçme ve seçilme hakkını kullanma sorumluluğundan asla kurtulamazlar. Benzer şekilde milletin menfaatine olan bir meselede oyunu o istikamette değil de, engel olma istikametinde kullanmanın da ayrı bir sorumluluğu vardır. Siyasi iktidarın doğru icraatlarını görmeden sadece yanlışlarına bakarak oy verme sorumluluğunu yerine getirenler, Helalleri hâkim kılma, haramları kaldırma görevini kime havale ettiklerini ve kimlerin yönetimine razı olacaklarını iyice düşünmelidirler.
Genel hatlarıyla durum bu şekilde olduğuna göre, hiçbir partinin programını tüzüğünü söylemlerini din olarak kabul edemeyeceğimiz gibi, itikadı bir mesele olarak da göremeyiz. Her hangi bir Partinin yönetici ve destekleyicilerinin açıkça inkârlarını tespit etmedikçe hiçbir insanı küfürle de itham edemeyiz.  İslam fıkhında küfür ve inkârla alakalı çok geniş malumatlar verilmektedir. Bu konuları bilmeden insanları küfürle itham etmek çok tehlikelidir.
 Hadisi şerifte şöyle buyruluyor; " Bir adam din kardeşini küfürle itham ederse,  o söz ikisinden birine döner. Küfürle itham edilen kişi söylendiği gibi ise,  söz doğrudur yerini bulmuştur. Aksi takdirde bu söz söyleyene geri döner" ( Buhari, Müslim)
İslam fıkhında lafzı küfür, şahsı küfür diye bir kural vardır. Lafzın yüklendiği mana ve şahsın söylediği söz kesin küfre mucip ise bu konu üzerinde tartışma olmaz. Söz de kesin küfür varsa, şahısda kesin küfür üzerinde ise, lafızda, şahısta küfür üzerinde olduğuna hüküm verilir.
Müslüman olduğunu söylediği halde, Lafzı küfründe; 100 ihtimalden 99'u küfre yakın olmayıp, bir tanesi küfürse, bu söz lafzı küfür kabul edilir. Şahsi küfürde; 100 ihtimalden 99'u küfre yakın, bir tanesi hak ise o insan, küfürle itham edilmez. Bu konunun anlaşılması için anahtar kelime olan " İhtimal' kelimesinin neden kullanıldığını çok iyi anlamalıyız.  Sözün ve şahsin kendisinde açıkça küfür alameti varsa,  bu hususta ihtimal aranmaz.  Müslümanlar, küfre düşmemek için iman ve amel esaslarını, itikadı ve fıkıh kurallarını doğru bir şekilde öğrenmelidirler. Bilmeden veya bildiği halde, nefretle söylenen bazı sözler, amellerin iptaline sebep olabilir.
 Ülkemizde siyasi faaliyet yapan partilerden her hangi birine oy verirken, dikkat edilecek hususların başında, bu partilerin hiç birini dini bir kurum olarak bakmamalıyız. İslam dinine ve Müslümanların umum menfaatlerine yaptıkları hizmetlere ve gösterdikleri hassasiyetlere göre değerlendirerek reyimizi vermeliyiz. Mecellede ki,  "Def-i mefasıd celbi menafiden evladır"  yani zararı yok etmek, fayda sağlamaktan önce gelir, kuralına dikkat etmeliyiz.
Ayrıca İslam hukukunda maslahat denilen bir husus vardır. Bu hususlardan bir tanesi de mesalih-i mürseledir ki, insanların umumuna fayda sağlayan veya onlardan bir zararı gideren bir meselede şer-i delili olmayan bir konu üzerinde yapılan içtihattır, Günümüzde ki devlet yönetiminin, siyasi partiler tarafından yürütülmesi İslam hukukuna aykırı olmayan Müslümanların faydasına olan maslahatlardandır.  Mesela yeni bir anayasa yapmak, başkanlık sistemine geçmek milletin menfaatine ise,  bu maslahatı, yerine getirmek isteyen partilere rey vermekte milletin görevidir.  
   Ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda ittifak halinde olan partilere, halkımız kendine daha yakın hissettiği partiye oylarını vermekte hiçbir mahsur yoktur. İslami hassasiyetlere önem veren partiler ve kişiler, şu hususta çok dikkatli olmalıdırlar. Müslümanların menfaatine olan bir meseleye, verdikleri oylarla engel olurlarsa, bunun vebalinin neye mal olacağını düşünerek hareket etmelidirler.
Mesela, özgürlüklerin önünü açan yeni bir anayasa yapma, Başkanlık sistemine geçme hususunda AK partisine engel olmak milletin menfaatine olup olmadığını iyice düşünerek oylarını kullanmalıdırlar. Müslümanların menfaatine olan bir mesele de, şahsi ikbal ve menfaatlerin veya hatalı gördükleri bazı icraatların tesirinde kalarak, hayırlı olan bir işe engel olacak, bir tavrın içine girmemelidirler, böyle bir mesuliyeti yüklenmekten sakınmalıdır. Efendim bunlar yeni bir anayasa yapma dertleri yoktur. Sadece milleti aldatmak için böyle söylüyorlar diyenler, eski tabirle "Müddei-i iddiasını ispatlamakla mükelleftir". Sözünü de unutmamalıdırlar.
 Muhalefet partilerinin derdi, üzüm yemek değil, bağcıyı dövme anlayışında olduklarından,  AK partisine yeni anayasa yaptırmamak hususunda denize düşen yılana sarılır misali her yola başvurmak ülkenin ve milletin menfaatine uygun değildir. İslami hassasiyetleri önde tutan partiler anayasayı değiştirme sayısına engel olmalarının, İslam hukuku açısından neye mal olacağını fıkıh Üstatlarından öğrenmeleri menfaatlerinin icabıdır.
Eğer benim düşüncelerim yanlış ise, özellikle İslami hassasiyetlere önem veren muhalefet partileri, aydın ve yazarlar, meydanlardan, televizyon ekranlarından, gazetelerdeki köşe yazılarından 80 milyon halkımıza seslenerek desinler ki, yeni anayasa yapmak, başkanlık sistemine geçmek, ülkenin ve milletin menfaatine değildir. 1982 anayasası ve eski Türkiye bugünkü Türkiye'den çok daha iyi olduğunu söylesinler.  Söyleyemezler söylerlerse inandırıcı olamazlar. Selam ve dua ile.
                                                                                                                                                     Alaettin KÖKSA
Bu yazı toplam 289 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37