1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Özelleştirmeden devletleştirmeye
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Özelleştirmeden devletleştirmeye

A+A-
2002 sonunda başlayan AK Parti iktidarı gibi, 2004 yılı mart ayında başlayan AK Parti yerel iktidarında da çok hızlı bir özelleştirme döneminden geçtik. Başkan Karaosmanoğlu, “Her türlü hizmet özel sektör elinde çok daha kaliteli olur” mantığıyla,  yerel özelleştirmenin önüne açmıştı.
Hükümet, Seka’yı yıktı, İgsaş’ı, Tüpraş’a sattı. 
Belediye, çöp toplamayı, temizliği, Park Bahçeleri müteahhitlere verdi, Otel Altınnal’ı sattı.. Daha çok örnek verilebilir. 
Bu arada, Türkiye’de sanırım ilk kez bizim ilimizde kentin cadde ve sokakları da paralı otopark haline getirildi.  Üstelik, cadde ve sokaklarda park yapan araçlardan parayı toplama işi de özel bir şirkete verildi. 
Genel ve yerel yönetimler, neredeyse vatandaştan aldığı nefes için bile vergi alıyorlar. Büyükşehirlerde, cadde ve sokaklardaki mükellefleri düşünün.. Emlak vergisi, tabela vergisi,  elektrik faturasından alınan vergi, çevre vergisi, atıksu bedeli,  daha pekçok vergi.  Özel araçlardan da vergi alınıyor. Bu şehirde yeterince otopark yok. İnsanların trafik akışını engellemeden caddelere, sokaklara park ettiği araçlarından otopark parası almak bence büyük haksızlık. Caddelerde park yapılacak yeri belirlersiniz. Park yasağı olan yerleri işaretlersiniz. Yasak yere park yapana cezayı kesersiniz. Ama şehrin bütün cadde ve sokaklarını paralı otopark yapmak, sonra bu işin rantını -misal Kocaelispor’a vermek varken- İstanbullu bir şirkete vermek, bana hep haksızlık gibi gelmişti. 

-ŞİRKET PARAYI MI ÖDEMEDİ?
Büyükşehir Belediyesi, ısrarla yıllardır bu paralı otopark(Parkomat) sistemini sürdürdü. İzmit’teki kavgalar, tartışmalar çıktı. Başkan birkaç kez Parkomat’ın kaldırılacağını söyledi ama, her yıl yeni cadde ve sokaklar şirketin emrine verildi.
Şimdi sürpriz bir karar var. Büyükşehir, önce şehir içi ulaşımını tamamen devletleştirme kararı almıştı. Henüz bu konuda ayrıntılar belli değil. Önceki gün de Büyükşehir’den sürpriz, kısa bir bilgi aktarıldı:
“-Parkomat şirketi ihale şartlarına uymadığı için, anlaşma feshedilmiştir. Parkomat sistemini Belde A.Ş. yürütecektir.”
Bir İzmitli vatandaş olarak Büyükşehir Belediyesi’nin çok hızlı ve vahşice başladığı özelleştirme furyasından şimdi toplu taşımada, Parkomat işinde 180 derece dönüş yapmasını ilginç buluyorum. Umarım Ulaşım Park toplu taşımanın; Belde A.Ş. Parkomat sisteminin altından kalkabilirler. Vatandaş olarak merak ediyorum. Parkomat şirketi neyi ihlal etti. Vatandaşın adeta boğazını sıkarak park parasını tahsil eden şirket, Büyükşehir’e kazık mı attı?.. İhale gereği Büyükşehir’e ödemesi gereken parayı mı ödemedi?.. Bilmek bizim hakkımız.
Şimdi, Parkomat devletleştirildi. Görürsünüz, pekçok kişi, Belde A.Ş.’nin elemanlarını takmayacaktır. Park parası isteyen görevliye, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye başlayan çıkışla tepki gösterecek, çok tartışmalar çıkacaktır. Büyükşehir Belediyesi’nin şehrin cadde ve sokaklarına park yapan  araçlardan para toplamaya ihtiyacı mı var?.. Bu iş neden özelleştirilmişti, şimdi neden devletleştirildi?. Büyükşehir şirketten kaç para alacaklı. 
Bu iş, Başkan Karaosmanoğlu’nun içine hiç sinmemişti. Hazır şirketle olan anlaşma feshedilmişken, şu şehir merkezinde paralı otopark işi tamamen iptal edilmeli. Zaten Belediye bu işi yürütemez. Kalksın paralı otopark. Yasak yere araba bırakana cezası kesilsin. Şehir merkezi esnaflarının kendi dükkanının önüne arabasını sabah getirip bırakması, akşama kadar orada tutması engellensin.. Paralı otopark iptal edilirse, şehir merkezi esnafının da menfaatine olur. Esnafın alışveriş yapacak olan arabasıyla boş bulduğu yere park etsin, 10-15 dakika sonra gitsin. O yere başkası gelsin.. 
*Narkotik’e destek olmalıyız
İki haftalık yarıyıl tatilinin ardından,  eğitimde ikinci yarıyıl pazartesi günü başladı. Aynı gün, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Narkotik ekipleri, İzmit’te büyük bir operasyon düzenlediler. 
Oldum olası, polisin kalabalık grupla halinde denetime çıkmasına, arabaları durdurup, insanların üstünü aramasına, içkili mekanlara girip, müşterileri rahatsız etmesine karşı çıkmışımdır. Ama uyuşturucu konusu başka bir şey. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, bizim şehrimiz uyuşturucunun çok aleni biçimde pazarlandığı bir şehir haline geldi. Ucuz uyuşturucu kullanımı çok yaygınlaştı. Üstelik bu iş, okul önlerine kadar geldi.
Narkotik polisi, okul binaları çevresindeki işyerlerini, kafeleri, internet kafeleri denetlemiş. Hiçbir şey bulunamamış olsa da önemli bir gözdağıdır. Bu şehirde, uyuşturucuyu bitirmeliyiz. Özellikle uyuşturucu tacirlerinin okul önlerine yerleşip, öğrencileri hedef seçmesini mutlaka engellemeliyiz. Uyuşturucu ile mücadele, sadece polisle olmaz. Anne babalar, öğretmenler, okulla çevresindeki bütün esnaflar bu konuda çok dikkatli ve duyarlı olmalıdır. Polis, bu tür denetimleri aralıksız sürdürmelidir. Torbacılar yakalandığında, onlara bu malı satması için veren baronların izi mutlaka sürülmelidir. 
Kocaeli Emniyeti’nin okulların açıldığı ilk gün gerçekleştirdiği operasyonu destekliyorum. Bu işin peşini bırakmayalım. Bu kentte gençlere musallat olan uyuşturucuyu tamamen temizleyelim.
*Jeofizikçiler de kaybetmedi 
TMMOB’ye bağlı meslek odalarının olağan kongreleri tamamlandı. Geçtiğimiz yıllarda, Tabip Odası’nda, Makine Mühendisleri, Elektrik Mühendisleri Odalarında, iktidardaki demokrat mühendisler grubunun adayları karşısına, genellikle şimdilerde “Paralel Yapı” olarak adlandırılan grup içinden çıkan ve AK Parti tarafından da desteklenen rakipler çıkardı. 
Bu dönem, neredeyse hiçbir akademik odadaki kongrede, demokrat mühendislerin karşısına rakip çıkamadı. Sadece geçen hafta sonu yapılan Jeofizik Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi kongresinde iki liste yarıştı.
İzmit çocuğu olan, Oda’nın mevcut başkanı Mehmet Zeki Tığ’ın karşısına, Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapan Ergün Hane rakip olarak çıktı. Kongre sonunda Mehmet Zeki Tığ’ın listesi 108, Ergün Hane’nin listesi 94 oy aldılar. Yani, Demokrat Mühendisler, Jeofizik Mühendisleri Odası’na da kaptırmadı.
Hemen hemen bütün sendikalarda, esnaf odalarında, hemşeri derneklerinde siyaseten kendilerine yakın kişileri başkanlık görevine getirmeyi başaran AK Parti iktidarı, TMMOB’ye bağlı odalara giremedi. Türkiye’nin bu devrinde, bu direnişi gösterebiliyor olmak önemlidir. Bakalım, iki yıl sonraki kongrelerde neler olacak?

*THY ile gurur duydum
ABD, dünyanın en büyük ekonomisi. ABD’ilerin çok ilginç tutkuları var. Orada, her şeyin boyutları çok büyük.
ABD’nin en büyük spor organizasyonu ise  “Super Bowl” adı verilen, Amerikan Futbol Liginin final maçıdır. Bu yılki Süper Bowl finali, hafta sonunda yapıldı. Sadece bu finali izlemek isteyen 7 milyon Amerikalı yeni televizyon satın almış. Final TV’de yayınlanırken, milyonlarca kişi evine pizza, hamburger sipariş etmiş. Süper Bowl’u, Türkiye dahil bütün dünya televizyonları yayınladı. Biz Amerikan Futbolunu pek bilmediğimiz, anlamadığımız için ilgilenmedik ama, bütün Amerika’nın ve dünyanın çok büyük bölümünün izlediği muhteşem bir organizasyondu.
Süper Bowl finalinin canlı yayını sırasında televizyon reklamı vermek herkesin harcı değil. Çünkü bütün dünyada en pahalı televizyon reklamı fiyatı bu finalde geçerli. 30 saniyelik reklam filmi için 5 milyon Dolar (yaklaşık 15 milyon TL) ödemek gerekiyor. Bu yılki finalde, THY’nin iki kez 30’ar saniyelik reklam filmi yayınlanmış. Üstelik THY reklamında dünyada ünlü Oscar ödüllü aktör Ben Affleck rol almış. Geçen gece bu reklam Türk televizyonlarında da yayınlandı. Gerçekten THY ile gurur duydum.
Filosuna 300 ncü uçağını katan, birkaç yıl içinde 500 uçağa ulaşmayı hedefleyen THY, dünyanın her yerine uçan dünyanın en büyük havayolu firması olma yolunda ilerliyor. Artık THY, Ben Affleck gibi isimleri reklamlarında oynatabiliyor, Super Bowl finalinin canlı yayınında 1 dakikalık reklam filmi yayınlatabiliyor. Türkiye için gerçekten gurur verici bir olay. Ah, şu THY’yi bir ikna edebilsek, bir süre bir miktar zararı da göze alıp şu Cengiz Topel’i de kullanmasını sağlayabilsek.. Bu konuda kabahatin THY’de olduğunu da düşünmüyorum. THY’nin cesur, maceraya açık, riskleri göze alabilen bir yönetim anlayışı var. Ama bizim şehrimizi temsil edenler, şu Cengiz Topel’in değerini bir türlü gerekli yerlere anlatamıyorlar.
*CHP bir program yapmalı 
Biz bu şehirde değerlerimize, tarihimize yeterince sahip çıkmıyoruz. Bu nedenle, bu şehrin geleceği de her geçen gün biraz daha kararıyor. 
45 yıl önce;  10 Şubat 1971 günü gecesi, bu kent tarihinin en acı olaylarından birini yaşadı. Dönemin İzmit Belediye Başkanı Leyla Atakan ile; dönemin Belediye Meclisi üyeleri, Atakan’ın yakın çalışma arkadaşları İsmail Kolaylı, Feridun Özbay, Abdurrahman Yüksel, Değirmendere’de bu kent için yaptıkları bir toplantıdan dönerken, D-130 karayolu kenarında, Seymen mevkiinde arızalanıp yol kenarına çekilmiş, ama hiç önlem alınmamış bir askeri kamyona arkadan çarparak hayatlarını kaybettiler. 
Leyla Atakan İzmit için çok önemli bir değerdi. Bir semboldü. Bu kentin belki de görüp görebileceği en cesur, en mert, en namuslu ve dürüst politikacıydı. CHP’lilerin oyları ile Belediye Başkanı olmuş, ama kısa sürede herkesin sevgisini ve güvenini kazanmıştı. Bu acı olayın üzerinden 45 yıl geçti. Özellikle son yıllarda 11 Şubat günleri Leyla Atakan ve arkadaşlarının anma törenlerinin profili çok düşürüldü. 
Bu konuda mevcut AK Partili belediye yöneticilerini çok kınamıyorum. Onlar, geçmiş Türk büyüklerinin, bu kentle çok fazla ilgisi olmayan ama, kendi dünya görüşlerine ve siyasetlerine yakın kişilerin anmalarına daha fazla önem veriyorlar. Bu yıl da, 11 Şubat’ta Atakan ve arkadaşlarının anma törenini, Bağçeşme şehitliği ve Fevziye Camii törenleri ile sınırladılar. 
Aslında, Leyla Atakan ve arkadaşlarını  45 nci ölüm yıldönümünde anma işini CHP örgütünün üstlenmesi lazım. Hatta şimdiden 11 Şubat’ın 50 nci yıldönümü için bir çalışma içine girmeleri lazım. Leyla Atakan ve arkadaşları konulu yarışmalar düzenlenebilir. 11 Şubat’ta büyük bir toplantı ile, Atakan ve arkadaşlarının bu kent için yaptıkları detayları ile anlatılabilir. Hala o dönemleri yaşamış insanlar var. CHP, Leyla Atakan ve arkadaşlarını bu kente anlatırken, “Bakın bu partiden de böyle değerli insanlar çıkabilir” mesajını verebilir.
Hem görelim bakalım; CHP örgütü böyle bir toplantı, anma töreni düzenlerse, kaç CHP’li katılıyor?.. AK Partili belediyeleri 11 Şubat’ta Leyla Atakan ve arkadaşlarını anmak adına yeterli organizasyonu yapmamakla suçlamak kolaycılıktır. 11 Şubat’larda, Leyla Atakan’ın eseri Fuar’da toplanalım. 45 yıl sonra matem yapacak halimiz yok. Leyla Atakan döneminin İzmit’ini analım, anlatalım. Onların aziz hatırası önünde birlikte piknik yapalım, şarkılar söyleyelim. Sabahtan gidip Bağçeşme’de saygı duruşu yapar, öğlen mevlit cemiyetine katılırız. Öğleden sonra da Atakan ve arkadaşlarını kendi yaşam tarzımızla, sevgi ve saygı dolu biçimde anarız. Fena mı olur?
*19 Şubat 1941; İzmit Halkevi binasının açılış tarihi 
Geçen gün, sevgili dost, İzmit sevdalısı Hüseyin Erol aradı.  Pazartesi günü,  Hüseyin Erol’un kurucusu ve yöneticisi olduğu “Biz İzmitiz” internet sitesinde yer alan fotoğrafla ilgili bir yazı yazmıştım. Bu yazı üzerine biraz konuştuk. Sonra Hüseyin Erol bir hatırlatma yaptı: 
19 Şubat 1941, İzmit Halkevi binasının açılış tarihiymiş.  Yani,  önümüzdeki 19 Şubat’ta Halkevi binasının 75 nci yılı geçilmiş olacak. 
İzmit Halkevi binası, bu kentin önemli sembollerinden biridir. Artık, tarihi eser olduğunu kabul ediyorum. İzmit’te bu işlerin kaydını da sadece Hüseyin Erol tutuyor. Malum. Halkevi binası hayli yıprandı. Yeterli bakım ve onarım görmedi. Bina çok yıprandığı için, artık salonu da sivil toplum örgütlerine verilemiyor. Tüpraş, Halkevi binasının restorasyonu ve yenilenmesi işini üstlenmeyi kabul etmişti. Ne yazık ki bir türlü Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan izin alınamıyor. Hüseyin Erol, “19 Şubat’ta bir şeyler yapalım. Halkevi binasının önemini ortaya koyalım. Şu binanın restorasyonu için hazır para da varken, Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan izin çıkmasını sağlayalım” dedi. Ben üzerime düşeni yapmaya hazırım. Hüseyin Erol, “Biz İzmitiz” internet sitesinden çağrı yapıp, 19 Şubat Cuma günü İzmit sevdalılarını Halkevi binası önünde toplanmaya çağırmayı planlıyor. Binanın tarihçesini de anlatan bir basın toplantısı düşünüyor.
Halkevi binasında çok anılarım vardır. 1960’larda, 70’lerde, o bina bu şehrin en önemli binasıydı. Hala çok değerlidir ve İzmit sahip çıkmalıdır. Anıtlar Yüksek Kurulu ne önemli tarihi binaların yakılıp, yıkılmasına göz yumdu. Şimdi para var, bina onarılacak izin vermiyor. Halbuki bu kentin yetkilileri devreye girse, 2 saat içinde bu işi çözerler. “Halkevi” adı bile birilerinin işine gelmiyor. Belki de bu nedenle restorasyonuna engel çıkartılıyor. Unutmayın, 19 Şubat 1941. İzmit halkevi binasının açılış tarihi. Biz İzmit’izden, Hüseyin Erol’dan bir çağrı gelirse, duyarsız kalmayın.
Bu yazı toplam 600 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.