• BIST 81.712
  • Altın 147,154
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Kocaeli 3 °C

Özensiz çalışma, kötü gösteriyor

Özensiz çalışma, kötü gösteriyor
Çöplerin yakılarak bertaraf edilmesi denildiğinde ister istemez akla İzaydaş geliyor.

Tehlikeli fabrika atıklarının yakılarak yok edildiği bu tesis her ne kadar çevreye zararlı değil, insan sağlığını tehdit etmiyor denilse de, yakılan maddelerin kimyasal olması ve çevreye yaydığı pis koku, daima endişe yaratıyor, açıklamalar inandırıcı gelmiyor. Bu korkudan ancak bilinçlenerek kurtulabiliriz.

İlimizde şimdi yeni bir çöp fabrikası kuruluyor. Adı 'Kentsel Katı Atık'tan Enerji Üretim Tesisi'. Ancak burada da yakma işlemi olacağından 'yeni çöp fabrikası' olarak da kabul ediliyor. İzaydaş'ta olduğu gibi burada kimyasal fabrika atıkları yakılmayacak.

Zaten ilimizde böyle bir ihtiyaç da yok. Bize lazım olan evden çıkan çöpleri ortadan kaldıracak bir sistem. İzaydaş'ta bu işlem toprağa gömülerek yapılıyordu. Yeterli alan kalmadığı için bu yeni tesise ihtiyaç duyuldu. Şimdi bu tesiste çöpler toprağa gömülmek yerine yakılarak yok edilecek.

Evden çıkan yemek, sebze, meyve atıklarının kontrollü şekilde yakılmasından kime ne zarar gelebilir? Ama Türkiye'de evsel atıkların içinde her şey var. Plastik, yağ, kimyevi maddeler…

İşte asıl sorun bence burada. Halk olarak bizler evden çıkan çöpümüzü ayrıştırır, yemek, meyve, sebze atıklarının içine plastik şişe, naylon poşet, pil, tıbbi ilaç ve hatta sigara izmariti gibi geri dönüşümü mümkün maddeleri atmaz, kızartma yağını, deterjanı çöpe dökmezsek, çöp yakma fabrikası nerede yapılırsa yapılsın tek başına bize zarar vermez. Ama her bulduğumuzu çöpe atıp, zararlarıyla karşılaşırsak, suçluyu başka yerde aramamalıyız.

Krizler, insanı çözüm üretmeye zorluyor ve bu sayede ortaya yeni projeler çıkıyor.

Bakın Avrupa ve dünya yıllar önce çöp yakarak enerji elde etmeye başladı.

Biz şimdi çöpü koyacak yer kalmayınca bu fabrikayı kurup, buradan enerji elde etmeyi akıl ettik. Kocaeli Üniversitesi'nin koca kampüsünü bu enerjiyle besleyeceğiz. Belki de fazlasını satacağız.

Emin olun geri dönüşüm işi daha karlı. Evlerden çıkan çöpleri ayrıştırma alışkanlığı kazansak, ülke ekonomisine ve sağlığımıza kesinlikle çok büyük katkısı olacaktır.

Geri dönüşüm alışkanlığını kazandırmaya okullardan başlayacağız deniyor. Bence yetmez. Zaten çok geç kaldık, bu işi toplu konut bölgelerinde özel ekipler kurarak her gün anlatmalı, gerekirse mahallelerde ev ev dolaşarak halka bu işin önemi vurgulanmalı, nasıl yapılacağı tarif edilmelidir.

Çöplerin sorun olmasını istemiyorsak, çevremizde bulunan onlarca geri dönüşüm kutusunu kullanmayı, kişi başı günlük 1 kg çöp miktarını azaltmayı denemeliyiz.

Özensiz çalışma, kötü gösteriyor

Tramvay inşaatının şehir içi trafiğine getirdiği yükle birlikte rahatsız eden bir konu da, yapılan işin özensiz devam etmesi. Ortaya güzel bir eser çıkacağı izleniminden çok, baştan savma bir görüntü var. Taş, toprak etrafa saçılmış. Çalışma alanının üzeri açık, çoğu yerde çevresi kapatılmamış. Uyarıcı levhalar yeterli değil. Örneğin, yol kapatılmış ve trafik başka yöne verilmişse bu durumu o yola girmeden anlamanız mümkün değil. Çıkmaz sokağa giriyor, arkanıza onlarca araç birikiyor ve siz o sokaktan geri dönmek için saatler harcıyorsunuz.

Doğu Kışla Parkı etrafında ekili ıhlamur ağaçları da bu özensiz çalışmadan darbe aldı. Daha 4-5 yıllık güzelim ağaçların kökleri dışarıda kaldı veya gövdesi kepçelerle yaralandı.

Kaldırımlar bozuldu, yollarda çukurlar oluştu.

Tramvay inşaatında ray döşeme işi İzmit Perşembe Pazarı Alanı önünde devam ediyor. Bu kavşak, İzmit şehir içi trafiğinde bütün caddelerin birleştiği nokta. Şehir içinden çıkmak isteyenler veya şehre girmek isteyenler burayı kullanıyor. İnanılmaz bir yoğunluk var. Bu yüzden yolu tamamen kapamak yerine kavşağın bir yönü doğu tarafına kaydırıldı. Araçlar, Atatürk Bulvarı’na doğru dönüp oradan geçiş yapıyor.

Araçlar için yol var ama karşıdan karşıya geçmek isteyen yayalar unutulmuş. Anıtpark Meydanı’na geldiğinizde karşıya Perşembe Pazarı Alanı’na geçmek istiyorsanız çamur, çukur demeden araçların arasına atlayacaksınız. Çoluk çocuk kalabalık bir aile karşıya geçmek isterseniz, yolu biraz daha uzatıp, üniversite önüne kadar gelmeniz gerekiyor. O zaman 3 cadde fazladan dolaşacaksınız.

Bu iş ilkbahara kadar sürecek gibi gözüküyor. Bundan sonra her aşamasında daha özenli olmak gerekir. İnsana değer verildiği görülmeli. Avrupa’da böyle bir çalışma yapılsa emin olun etrafında tek bir toz bile uçmaz. İş bitene kadar kimin ne yaptığını bile göremezsiniz. Bizde de böyle olsa, önlemler tam alınsa eminin şehrin göbeğini şantiyeye çeviren bu çalışma daha katlanır olacaktır.

Soğan Gibi, harika bir oyun

Kocaeli Şehir Tiyatrosu geçen hafta “Soğan Gibi” oyunu ile yeni sezonu açtı. Süleyman Demirel Kültür Merkezi’ndeki prömiyeri izleyenler arasındaydım. Oyuncular ısındıkça daha da keyifli hale gelen, çok hareketli, İzmit’te bir tiyatro oyunu hazırlayan grubun hikayesini anlatıyor. Sahnede çok sempatik Kocaelisporlu iki oyuncu karakter ve Fethiye Caddesi’nde görmeye alışık olduğumuz bitirim tipler vardı. 

Taner Büyükarman’ın yazdığı, Bora Seçkin’in yönettiği 12 kişilik oyuncu kadrosu bulunan tek perdelik 90 dakikalık bu oyunun ilk gösteriminde salonun neredeyse yarısı boştu.

Yıllar önce Işıl Kasapoğlu'nun Genel Sanat Yönetmeni olduğu dönemde yine bir açılışa gitmiştim. Işıl Hoca, o zamanın daha geniş ve güçlü kadrosuna rağmen uçmayacaklarını, henüz yeni kurulmuş olan Kocaeli Şehir Tiyatrosu'nun önce bulundukları yerde kök salması gerektiğini söylemişti. Işıl Hoca, ilk olarak Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nin bulunduğu Yahya Kaptan Mahallesi'nin tiyatroya sahip çıkmasını önemsiyordu.

O dönemlerde sezon açılışları daha kalabalık olurdu, oturacak yer bulamaz, insanlar merdivenlere dizilirdi. Perşembe akşamı gerçekleşen yeni sezon açılışında ise salonun neredeyse yarısı boştu. Sanırım aynı gece oynanan Milli maç tercih edilmişti. Oyun çıkışı halk otobüsüyle eve döndüm. Ben Yahya Kaptan’a uzak bir bölgede oturuyor olmama rağmen, maçın ilk yarısının ortalarına yetiştim. Yahya Kaptanlılar burunlarının dibindeki bu oyunu izleyip, maça da yetişebilirlerdi. Işıl Hoca’nın sözleri çabuk unutulmuş gördüm.

Tiyatro, sanatın vazgeçilmez parçası ve her toplum için gerekli. Bu yıl oynanacak diğer oyunları da ilk fırsatta gidip mutlaka izlemek istiyorum. Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Çevik ve tüm ekibe gönülden iyi bir sezon diliyorum.

Bu haber toplam 1716 defa okunmuştur
  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37