1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Özgür Kocaeli'den mektup
Özgür Kocaeli'den mektup

Özgür Kocaeli'den mektup

Geçen hafta pazartesi günü (10 Ocak)” Çalışan Gazeteciler Günü”ymüş... Ben böyle şeyleri pek bilmem. Ama bu kent, gazeteciler için önemli bir gün, önemli bir yıldönümü varsa, mutlaka hatırlat

A+A-

Bu sevgiye layık olmamız gerekiyor

Geçen hafta pazartesi günü (10 Ocak)” Çalışan Gazeteciler Günü”ymüş... Ben böyle şeyleri pek bilmem.

Ama bu kent, gazeteciler için önemli bir gün, önemli bir yıldönümü varsa, mutlaka hatırlatıyor. Gelenin gidenin, arayanın soranın haddi hesabı yoktu.

“Gazeteciler Gününüz kutlu olsun” diyerek, ellerinde çiçekleri, yanlarında öğretmenleri ile öğrenciler geldiler. Hemen her siyasi partiden yöneticiler, meslek odalarının temsilcileri ya geldiler; ya arayıp kutladılar.

Mahcup hissettim kendimi. Eğer bu kentte “Çalışan gazeteciler günü” kutlanıyorsa, kuşkusuz bu öncelikle bizim günümüzdü. Şahsen ben, bu mesleğin içinde dolu dolu geçen 30 küsur yıllık zaman içinde, kesintisiz bir hafta bile tatil yapmadım. Son aylarda, “Kendimi biraz kızağa çektim. Yazı işlerindeki masamı taşıdım” diyorum ya; bakmayın. Yine sabahın köründe işe geliyor, akşama kadar hiç boş kalmadan çalışıyorum.

10 Ocak’ta bu kentin, kurumların, şahısların, özellikle öğrenci gençlerin gazetecilere gösterdikleri ilgi, sevgi beni gerçekten duygulandırdı.

10 Ocak, bütün Türkiye’de basın çalışanları için önemli bir gün, bir bakıma gazeteciler bayramıydı. Dün de 16 Ocak’tı. Kocaeli’deki gazetecilerin “Yerel” onur günü.

16 Ocak, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyetini ilan etmeden önce, 1923 yılında İzmit’te düzenlediği basın toplantısının yıldönümüdür.

1989 yılından buyana Kocaeli Basınının “Onur Günü” olarak kutlanıyor. Kutlamalara Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti öncülük yapıyor. Geçen yıl Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın da katılımıyla, Atatürk’ün basın toplantısını düzenlediği İzmit’teki Kasr-ı Humayun (Av Köşkü) binasında kutlanmıştı. Dün de aynı yerde, yine coşkulu bir katılımla kutlandı. Kocaelispor’un maçı olduğu için, dünkü 16 Ocak Basın Onur Günü kutlamasına ben katılmadım.

Ancak, yine ilimiz siyasetinin, ilimiz kurumlarının-bir kısmı yapmacık ve zoraki olsa da- ilimizdeki gazetecilerle ilgili bu önemli ve anlamlı güne çok büyük ilgisi vardı.

İlimizdeki bazı belediyeler, 10 Ocak ve 16 Ocak günleri nedeniyle, yerel gazetelerin muhabirleri için yemekli toplantılar düzenlediler. Çam sakızı, çoban armağanı küçük hatır hediyeleri verdiler.

Demek istediğim şudur ki, bu kent, kurumları, insanları ile, basına, bu sektörde çalışan insanlara değer veriyor. Birimiz ikimiz değil, hepimiz bu sevgiye, bu sevginin asıl nedeni olan güvene layık olmanın sorumluluğunu taşımak zorundayız.

Türkiye’nin başka illerinde 16 Ocak Basın Onur Günü yok. Eminim Türkiye’nin başka illerinde 10 Ocak “Çalışan Gazeteciler Günü” de böylesine hareketli, böylesine yoğun kutlanmıyor.

Ben düzgün gazetecilik yapmak için çaba göstermişim, benimle birlikte çalışan arkadaşlar; bu gazete insanların güvenini sarsmamış, mesleği ticarete dönüştürmemiş, fedakarlık yapmış bunlar yetmez. Bu kentte basın sektöründe çalışan herkesin topyekün düzgün olması, mesleğin onurunu korumayı önemli bir görev olarak içinde hissetmesi gerekiyor.

Elbette herkes kendisinden, kendi yaptığı işten sorumludur. Ama bir ülkede, bir şehirde herhangi bir sektörde var olan kurumların ve bu kurumlarda çalışan insanların tamamı olmasa bile, büyük çoğunluğu mesleğin namusuna, ahlakına sadık olmak ve sahip çıkmak zorundadır. O zaman hep birlikte yükselebiliriz. O zaman bu sektörden ekmek yiyen insanların hepsi için ekmeği büyütme imkanımız olabilir...

10 Ocak’ta ve 16 Ocak’ta bizim kentimizin, belediyelerin, siyasetin, okulların, okurların bizim şehrimizdeki gazetelere, gazetecilere yönelik samimi sevgisi, ilgisi ve güveni topyekün hepimizin onurudur. Buna layık olmamız gerektiğini, hepimizin dikkatli davranmasının meslek ahlakı ve onuru açısından bir zorunluluk olduğunu hatırlatmak istiyorum. Umarım, daha çok uzun yıllar bu şehirde 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ve 16 Ocak Kocaeli Basını Onur Günü böylesine coşkulu, böylesine katılımcı şekilde kutlansın.

Bugün bana hem büyük gurur veren, hem de üzerimde büyük bir baskı oluşmasına neden olan bir konudan daha söz etmek istiyorum. Bu sütunların sürekli okurları bilirler; zaman zaman  bu gazetede birlikte çalıştığım- yazı işlerini kastediyorum- arkadaşlarımın temposundan da açık açık şikayet etmişimdir.

Aslında benimle çalışmak kolay değildir. Kim saat kaçta gelmiş, kaçta gitmiş takip etmem. Kim gün içinde ne kadar çalışmış, üretmiş, ne kadar gazeteye katkı sağlamış bunu da çok umursamam. Ama benimle çalışan arkadaşların hareketli olmasını, çabuk olmasını isterim. En basit haberdeki en zararsız hatayı bile kabul etmem. Zaman zaman parlar, bağırıp, çağırırım. Belki de pek çok arkadaşımın gözünde,  kahrı çekilmez bir huysuz pozisyonunda olabilirim.

Bizim meslek, kendi iç bünyedeki haberlerin en çabuk yayıldığı, en çok dedikodunun yapıldığı mesleklerden biridir. Gazeteler kendi aralarında bir yarış, bir rekabet içindeymiş gibi görünse de, bu meslekten ekmek yiyen, farklı gazetelerde emekçi olarak çalışan arkadaşlar; her haber takibinde, hatta özel hayatlarında genellikle birliktedirler. Gazetelerin içindeki hiçbir şey gizli kalmaz. Ben günün birinde gazetede kontrolden çıksam, bağırıp çağırsam, muhabir arkadaşların birini, ya da hepsini kırsam, üzsem, akşam daha eve gitmeden sokakta bunun bilgilerini duyabilirim.

Yani, benimle çalışıyor olmak, aslında çok kolay bir iş değildir. ÖZGÜR KOCAELİ kurumsal olarak bu kentin düzgün, dürüst bir kurumudur. Camia, bunu da bilir. Ücretler çok yüksek olmasa da, kimsenin hakkının yenmediğini, herkesin tam zamanında ücretini aldığını, herkesin sigortasının, vergisinin kuruşuna kadar ödendiğini ilimizdeki gazeteciler çok iyi bilirler. Daha önemlisi, bu kentte herhangi bir habere, bir toplantıya gidildiğınde, orada bütün gazetelerden, medya kurumlarından görevliler varken, bu gazeteyi temsil eden kişinin, muhabirin özel bir ilgi ve sevgi gördüğünü fark edebilirler. Bunlar bu gazetede çalışıyor olmanın artılarıdır.

Özellikle bu yılın başından itibaren, hemen hergün birkaç tane gazetecilik işine bir şekilde bulaşmış genç arkadaşlar bana geliyorlar. Görüşmek isteyen kimseyi geri çevirmiyorum. Bunların önemli bir bölümü, halen fiili olarak başka gazetelerde, bu ildeki diğer basın kuruluşlarında çalışan insanlar. Geliyorlar, hazırladıkları CV’yi veriyor, “Abi ben burada çalışmak istiyorum” diyorlar.

Çekmecemde 50’ye yakın başvuru var. Kimsenin ismini yazacak, patronlarına ihbar edecek değilim. Ama görüyorum ki, bu kentte gazeteciliğe bulaşmış hemen herkes, özellikle bu camianın içini, yapısını, genel ahlakını öğrenmiş, biraz kavramış herkes bu gazetede çalışmak istiyorlar. Oysa, bizim gazetenin yazı işleri katında, bir kişiye daha oturacak yer yok. Hem çok fazla personelle, hem küçük bir ofiste çalışıyoruz. Bu gazete personel gideri açısından bu kentteki en hovarda kurum durumunda bulunuyor.

Keşke yerim olsa. Keşke, gazetenin ekonomik durumu, bütçesi el verse.  “Ben bu gazetede çalışmak istiyorum. Mesleğime Özgür Kocaeli’de devam etmek istiyorum” diyen, çalıştığı gazete ya da kurumdan hemen ayrılıp, belki daha düşük bir maaşla bile burada işbaşı yapmaya hazır olan genç arkadaşların hepsine Özgür Kocaeli’nin kapılarını açabilsem. Emin olun, bunu çok isterdim. Aslında bu kentte basın sektöründe çalışmak, bu sektörde kalıcı olmak isteyen her genç arkadaşımın, en az  bir yıl Özgür Kocaeli’de çalışması gerektiğine inanıyorum. Bizim yazı işlerinde pek düzen yoktur. Ama iş ahlakı vardır. Her şeye rağmen ve hala sevgi vardır. Kimse birbirine pek fazla bir şey öğretmez ama, herkes bu gazetede neyi yapması gerektiğini, neyi yapmaması gerektiğini kısa sürede öğrenebilir. Başvuran arkadaşlara umut veremiyorum. Gönlümün kapıları hepsine açık. Hepsini yanıma alıp mesleği bu çatı altında öğrenmelerini sağlamayı tüm kalbimle isterim. Ama şimdilik buna olanak yok. Belki ileride. Belki bir gün çekmecemde CV’leri bulunan bu kentte gerçek gazetecilik yapmayı, öğrenmeyi, bizimle birlikte çalışmayı isteyen bütün arkadaşlara, “Haydi gelin” diyebilirim. Şimdilik, bu başvurulardan hem gurur ve keyif alıyor, hem onlara istedikleri olanağı sağlayamadığım için eziliyorum. Saygılar, sevgiler.

İsmet Çiğit

Bu haber toplam 1334 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.