1. HABERLER

  2. Özgür SANAT
Özgür SANAT

Özgür SANAT

Gölcük’te seramik konuşuldu Kocaeli Üniversitesi ile Gölcük Belediyesi’nin ortaklaşa düzenledikleri 1. Uluslararası Değirmendere Uygulamalı Seramik Sempozyumu 30 Mayıs’ta başladı. 8 Haziran

A+A-

Hazırlayan: Ruhan Odabaş

Gölcük’te seramik konuşuldu

Kocaeli Üniversitesi ile Gölcük Belediyesi’nin ortaklaşa düzenledikleri 1. Uluslararası Değirmendere Uygulamalı Seramik Sempozyumu 30 Mayıs’ta başladı.

8 Haziran 2011 tarihine kadar sürecek olan sempozyumun açılışı, Gölcük Belediyesi Kazıklı Kervansaray Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.

Ana hedeflerinin;

“Seramik sanatçılarının kişisel teknik ve yorumlarını gözlemleyerek eğitim kalitesini geliştirmek,

Kocaeli Üniversitesi’ni bilim ve sanat alanında gerçekleştireceği öncü çalışmalarla ülkemiz üniversiteleri arasında lider konuma getirmek,

Seramik sanatının imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesine yönelik önemli bir boşluğu doldurarak sinerji yaratmak” olarak saptandığı sempozyumun ilk gününde, uluslar arası seramik sanatçılarımızın eserlerinden oluşan bir sergi sunuldu sanatseverlere.

Sempozyuma; Danışma ve Onur Kurulu Üyesi olarak destek veren Prof. Güngör Güner, Dokuz Eylül Üniversitesi Seramik Bölüm Başkanı Prof. Sevim Çizer, Çanakkale Seramik Sanat Atölyesi Sanat Danışmanı Mustafa Tunçalp, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Zehra Çobanlı, The George Washington Üniversitesi Sanat Tarihi ve Güzel Sanatlar Bölüm Başkanı Prof. Türker Özdoğan, Prof. Bilgehan Uzuner ve Bingül Başarır katılıp uygulamalarda bulunacak.

Metin Yavuz, Yeşim Madanoğlu ve Ferda Vural’ın müzik dinletisiyle renklenen sempozyumun geleneksel hale getirilmesi için çalışmalar yapıldığını belirten yetkililer, Değirmendere Ahşap Heykel Sempozyumu’nun da bundan böyle eskisi gibi, Değirmendere’de gerçekleşeceğinin altını çizdiler.

Karamürsel’de iki güzel

konser

Karamürsel İleri Musiki Derneği  Halk Müziği Korosu’nun düzenlediği  Bahar Konseri beğeniyle izlendi. Karamürsel Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konsere ilgi oldukça büyük oldu.

İleri Musiki Derneği Halk Müziği Korosu Muzaffer Ayber önderliğinde 35 kişilik koro ekibi birbirinden güzel halk müziği eserleri seslendirildi.

İleri Musiki Derneği Halk Müziği Korosu konserine, Karamürsel’e ait Cezayirli Mehmet türküsüyle başladı. İleri Musiki Derneği Başkanı Niyazi Karadağ Cezayirli Mehmet türküsünün hikâyesini anlatarak “Yaklaşık 60 yıl kadar önce ilçemiz eşraflarından Cezayirli Mehmet diye bir zat vardı. 1.dünya savaşı sırasında ilçemize gelen yunan birliklerine karşı silahlı mücadeleye katılmış biriydi. O zamanlar şimdiki Yalova İli Altınova İlçesinin olduğu yer altın beyin çiftliği diye anılırdı. Burada yapılan bir düğüne giden Cezayirli Mehmet gecenin geç saatinde geri dönmek için yola çıkar. Karamürsel’e 3 km mesafedeki kırametoğlu çiftliği civarında 3 kişi tarafından pusuya düşürülür. Ertesi gün ilçemiz eşrafından Ferhan kalyonun babası hasan bey o civardan geçerken zeytin ağacına asılı bir küfe, ağacın yanında da bir at görür. Hasan bey Cezayirli Mehmed’in atını tanır, yaklaştığında küfenin kanlı olduğunu görür ve küfeye baktığında içindekinin Cezayirli Mehmet olduğunu anlar. Atına atlayıp Karamürsel’e döner ve jandarmaya haber verir. Karamürsel  bu haberle mateme bürünür ve cenaze evinde bayanların yaktığı ağıt bu olayı anlatmaktadır” dedi.

Konseri izlemeye gelen ve Karamürsel’de yaşayan Türk Halk Müziği Sanatçısı Muzaffer Akgün, konserde sahne alarak davetlilere sürpriz yaptı. Birbirinden güzel halk müziği eserlerini seslendiren Akgün davetlilere unutulmaz bir akşam yaşattı. Konserde sahne alan Muzaffer Akgün’e İler Musiki Derneği Başkanı Niyazi Karadağ tarafından çiçek verildi…

Karamürsel’deki bir başka konser, Karamürsel Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü Türk Sanat Müziği Korosu tarafından hazırlanmıştı. Karamürsel Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konserde birbirinden güzel sanat müziği eserleri seslendirildi.

Karamürsel halkının ilgi gösterdiği konserde Karamürsel Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü Türk Sanat Müziği korosu Şef Hilmi Gök önderliğinde 30 kişilik koro ekibi salonu dolduran davetlilere unutulmaz anlar yaşattı.

Dost Bar’da şiir dolu bir akşam

Yıllardan bu yana, sanata yakınlığıyla tanıdığımız Fuar alanındaki Dost Bar, bu yıl da sanatla kent insanını buluşturabilmek için çaba harcıyor.

Fuar gölünün içindeki adanın işletmesini üstlenen ve “ Dost Bar Sanat Adası” konumuna getiren Dost Bar, fuar boyunca, edebiyat ve sanat alanındaki yetkin insanları kentimize getirmenin keyfini yaşamaya başladı bile.

Geçtiğimiz hafta, şiir dünyamızın ünlüleri konuk oldular Dost Bar’a. Ataol Behramoğlu,   Leyla Şahin, Mustafa Işık ve Yasemin Efe şiirlerinden örnekler sunarken, Haluk Şahin de gitarı ve şarkılarıyla katıldı bu güzel geceye. Sanat ve edebiyat dünyamızın ünlülerini kentimize taşımayı, onları sanatseverlerle buluşturmayı amaç edinen Dost Bar, önümüzdeki hafta içinde kentimizin şairlerini konuk edecek ve şiir severlerle buluşturacak.

Ford Otosan’da tiyatro

5 Taş Çocuk Tiyatro'su tarafından sergilenen " Şen Şakrak KABARE" isimli çocuk oyunu Ford Otosan Kültür Merkezinde 28 Mayıs'ta izleyicilere sunuldu.

Yönetmen:  Ercüment Doğan

Çocuklar için yapılacak her şeyin çok büyük bir özen ve sorumluluk duygusuyla yapılması gerektiğine inanan VKV Ford Otosan Kültür Merkezi programında, her ay çocuklar için yeni bir Tiyatro oyununa yer veriyor.

Tiyatro gösterisinde önce kokteylle ve ikramlarla karşılanan çocuklar renkli, eğlendirici, müzikli kabare ve şarkılarla görsel şölene dönüşen oyunla eğleniyorlar.

Çocuklar için hazırlanmış bu kabarede; skeçler ile yalancılık, temizlik alışkanlıkları, arkadaşlık, yardımlaşma, yetişkin- çocuk ilişkileri, çalışkanlık, tembellik, trafik kuralları, özürlülerle ilişkiler, çevre duyarlılığı ve soru sormanın önemi gibi temalar sunulmuş. Kabarenin en önemli özelliği, üç yaşından itibaren her çocuğa ve içindeki çocuğu öldürmemiş yetişkinlere hitap etmesi. Danslar ve şarkılarla zenginleştirilmiş kabarede çocuklar, mesajları kendi yaş gruplarına göre oyunun içinden toplamış. Oyun konusunda açıklamalar yapan Kültür ve Sanat Yönetmeni Pınar Çimen, tiyatronun eğlendirerek eğitmek kuralını ön plana çıkarmayı amaçladıklarını söylüyor.

ZEHRA  ÇİRİŞ RESİM ATÖLYESİ KARMA  RESİM SERGİSİ

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’na bağlı Kültür Sanat ve Konservatuar Şube Müdürlüğü,   sergilerine  Osman Hamdi Bey Müzesi Sanat Galerisi’nde sergilemeye devam ediyor…

06-19 Haziran 2011 tarihleri arası Ressam Zehra Çiriş ve Atölye Sanatçıları ile birlikte hazırladıkları karma resim  sergisi, sanat severlerle buluşacak…

Zehra ÇİRİŞ (1952 – Beyşehir)

1996 yılında bir kamu kuruluşundan emekli olan sanatçı, lise mezunu ve iki çocuk annesidir. Okul yıllarında resme olan ilgisi, öğretmenlerinin teşvikiyle artar ve bu teşvikle katıldığı okullar arası resim yarışmalarında dereceler alır.

Resim yapmanın yanı sıra fotoğraf çekmeye de ilgi duyan sanatçı, 1979 yılı haziran ayında katılmış olduğu çocuk konulu fotoğraf yarışmasında Akbank Orta Anadolu Bölge 2.’ liğini kazanır.

Evlilik ve çalışma hayatının, bu hobilerini yürütmeye zaman tanımadığı yılların ardından 1986 yılında çocuklarının resim malzemeleri, resme olan sevgisini su yüzüne çıkarır. Bu dönemde anlar ki; resim, kendisi için artık bir yaşam biçimidir.

Eşinin de desteği ile bir atölye kurar ve ilk sergisini Aralık 1994 de bu atölyede gerçekleştirir. Zehra ÇİRİŞ, yeni bakış açıları kazanmak ve farklı resim tatları yakalamak için, kısa bir süre Art Hall Sanat Galerisine devam etmiştir. 26 Kasım 2008 tarihinde İstanbul Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden sanatçı belgesi verilen Zehra ÇİRİŞ, halen Gebze de ZEHRA ÇİRİŞ resim atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

Resim yaparken renkleri, cesurca ve özgürce kullanan sanatçı, çoğunlukla hayali  veya doğadan canlı çalışır. Resimlerinde insana, doğaya olan sevgisi hissedilen sanatçı naif resimlerine konu olarak yaşam sahnelerini seçmektedir. Suluboya, yağlıboya, akrilik, kara kalem, pastel ve guaj olmak üzere tüm tekniklerde resimleri bulunmaktadır.

BİR KİMLİK SORGULAMASININ ROMANI: YALAN ROMAN

Didem Görkay

Dünya Edebiyatının en güçlü kalemlerinden olan, savaş pilotluğundan hukukçuluğa,

yazarlıktan diplomatlığa birçok mesleği başarıyla yürüten Romain Gary imzasını taşıyan ancak Emile Ajar takma ismiyle yayınlanan Yalan Roman geçtiğimiz günlerde Agora Kitaplığı tarafından yeniden basılarak okuyucuyla buluştu. Romain Gary yirmi yaşında yazmaya başladığı Yalan Roman’ı yıllarca her gittiği ülkeye götürerek yayınlatmak için otuz yıl beklemiş.  Kitabın yazarı Gary, Fransa'da her yazara ancak bir kez verilen Goncourt Edebiyat Ödülü'nü, bir kez kendi adıyla bir kez de Emile Ajar takma adıyla yayımladığı farklı romanlarıyla iki kez kazanmış olan tek yazar.

Romanın ana karakteri bir ismi olmasına bile tahammül edemeyen, sahip olduğu kimliği kabul edemeyen, insanların da dünyanın da gerçek olmadığına, her şeyin ve herkesin Pseudo (mış gibi yapmak) oyunu oynadığına inanan genç bir yazardır.  Romanın kahramanı kendi içinde yaşadığı mücadeleyi şu satırlarla anlatıyor:

“Kendimden kaçmak için her yolu denedim. Hatta Svahili dilini öğrenmeye bile kalktım, bu dilin her şeye karşın bana çok uzak kalacağını düşünerek. Çalıştım, çok uğraştım; ama boşuna, Svahili dilinde bile kendimi anlıyordum, ait oluş yakamı bırakmıyordu. Bunun üzerine Macarca-Finceyi denedim. Cahors’da Macarca-Fince bilen birine rastlayamayacağımdan, böylece de kendi kendimle burun buruna gelmeyeceğimden emindim. (Sf:7)

Romain Gary gerek insanı etkileyen üslubuyla, gerek psikanalitik çözümlemeleriyle

okuyucuyu kendi kimliği hakkında sorgulamaya itiyor. Romanın kahramanının kendine ait olmadığına inandığı tüm özelliklerden kaçmaya yönelik bir anlayışla hareket etmesi okuyucunun da bir iç hesaplaşmaya yönelmesini sağlıyor.

“Çok eğlendim, teşekkür ederim. Hoşçakalın.” cümleleriyle bitirdiği ve Emile Ajar'ın kendisinin takma adı olduğunu da açıkladığı intihar notunu yazarak 2 Aralık 1980 tarihinde intihar eden Romain Gary “Yalan Roman” adını taşıyan romanıyla okuyucuların bugüne kadar belki de hiç düşünmediği soruları kendine yöneltmesine neden olacak.

Mustafa Işık’tan “ Zehirli Zaman”

Şiirleri, “Elimde Ay Kırıkları” ve “Ellerin Kuş Sürüsü” adlı iki kitap halinde okuyucuyla buluşan Mustafa Işık’ın üçüncü şiir kitabı “Zehirli Zaman” Broy Yayınları’ndan çıktı.

Kapak resmini ve iç desenlerini de Mustafa Işık’ın çizdiği “Zehirli Zaman”dan bir şiiri paylaşalım sizlerle.

Direnç

Bir şiir fısıldıyor ay

Kan oturmuş gözkapaklarından

Su serpiyor yaralarıma

Bir gül sureti gülümsüyor sonra

Hücrenin paslı parmaklıklarından

Şaşırıyor işkenceci

Nasıl ölmediğime

Süreyya Güven’in “Ten Nadası”

Süreyya Güven, ilk kitabı “Sel Düğümleri”nden sonra, ikinci şiir kitabı “Ten Nadası”nı da Sone Yayınları’ndan çıkardı.

Erzurum doğumlu olan Güven Bursa’da öğretmenlik yapıyor ve şiirleri; Eliz Edebiyat, Patikalar, Deliler Teknesi ve Temren gibi dergilerde yayımlanıyor.

Süreyya Güven’in “Ten Nadası”ndan bir şiiri paylaşalım.

Uğurla

kozası delinmiş

aşktan düşüyorum

ipeğinde göz bebeğim akıyor

yanakları al olmuş bir suç

ihlal ettiği yasakları öpüyor

uç veren çaresiz sürgün

yıllar sonrasına salıyor köklerini

susuzluğunu fısıldayıp bahçıvana

bir avuç toprak çalıyor

ayışığında, uğurla…

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.