1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Palavradan büyüdük!
Palavradan büyüdük!

Palavradan büyüdük!

Dün Haziran ayı enflasyon rakamları açıklandı. Rakamlara bakarsanız, AKP’nin 12 Haziran seçim sloganına uyuyor; “İstikrar sürüyor”… Ama gerçekten öyle mi? Enflasyon rakamları, ekonomik büyüme

A+A-

Dün Haziran ayı enflasyon rakamları açıklandı. Rakamlara bakarsanız, AKP’nin 12 Haziran seçim sloganına uyuyor; “İstikrar sürüyor”…

Ama gerçekten öyle mi? Enflasyon rakamları, ekonomik büyüme rakamları, gerçekte neyi ifade ediyor? Türkiye gerçekten büyüyor mu? Zenginleşiyor muyuz?

Büyüme falan yok! Bütün rakamlar aslında palavradan ibaret. Türkiye ekonomisi aslında hormonlu domates tadında…

Bu “Hormonlu domates” tanımını da yeni duydum. Sevgili dost Avukat Nazmi Küçükosmanoğlu, Facebook’taki sayfasında şöyle bir yazıya yer vermiş. Ben de oradan okudum:

Durumumuz şöyle:

Adam pazar tezgâhına yanaşır. Onu oraya çeken tüm azametiyle ‘buradayım’ diyen domatestir. Kıpkırmızı, sağlıklı görünümü ve diri yapısıyla ‘beni al’ diye bağırmaktadır. Adam dayanamaz ve satın alıp, evinin yolunu tutar.

Bütün amacı bu muhteşem domatesten yapacağı lezzetli salatanın keyifle yemeğine eşlik etmesidir. Mutfağa girer, fakat domatesin güzelliğine dayanamaz ve bir ısırık alır. Tat yoktur. Bir daha, bir daha ısırır ama domates, güzelliğine inat lezzeti sunamamaktadır. Anlar ki bu domates hormonludur.

İşte Türkiye ekonomisi de bu hormonlu domates tadında… Bugün açıklanan rakamlara göre, ekonomimiz 2011 yılının ilk çeyreğinde yüzde 11 büyüdü. Dünyayı geride bıraktı. En yakın takipçisi Arjantin yüzde 9,9 ile ikinci, Çin de yüzde 9,7 büyüme ile üçüncü oldu.

Zaten ısınan ekonomiye nefes aldırmak isteyenler bu büyümenin üzerine atladı. ‘Yine de şahlanıyor aman’ nidaları arasında ekonomiye de, iktidara da övgüler düzelmeye başlandı. Fakat çoğu kimse aynı anda açıklanan dış ticaret rakamlarına bakmadı. Çünkü bu rakam, aynı zamanda büyümenin nasıl geldiğinin de deşifresiydi.

2011 Mayıs ayında Türkiye ihracatını artırarak yüzde 11,7 yükselişle 11 milyar dolarlık dışsatım gerçekleştirdi. Peki ya ithalat? Yüzde 42,6 artışla 21 milyar dolarlık mal aldık. Açık, 5 milyar dolardan, 10 milyar dolara çıktı.

Mayıs itibariyle dış ticaret açığı yüzde 104,5, ilk 5 ay itibariyle de 90,3’lük yükselişle 43,7 milyar dolara yaklaştı. Bunun sadece cari açığa etkisinin 38 milyar dolar civarında gerçekleşeceğini de tahminen ortaya koymak gerekiyor.

Peki bu kadar büyüyen ekonominin, dünya şampiyonu olan Türkiye’nin para biriminin durumu neydi? 2009 Nisan’ından bu yana yapılan hesaplamalara göre dünyada dolar karşısında en güçsüz üçüncü para birimi oldu.

Buna bir de aşırı değerli Türk Lirası gerçeğini eklediğinizde ortaya çıkan tablonun kendi içerisinde nasıl bir bilmece haline dönüştüğünü konuşmak gerekiyor. Finansman ve teknoloji ithal ederek büyüyen bir ülkenin yüzde 11 ile dünyanın ilk sırasında yer alması ne kadar önemli?

Sadece rakamlara bakarsanız, elbette önemli… Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı olan oranlardan bahsediyoruz. Fakat bu büyüme istihdam yaratmıyorsa, zenginlik sunmuyorsa, sermaye transferlerinin Türkçe tercümesi oluyorsa, bırakın sadece rakam olarak kalsın.

Bunu sorunların üzerini örtmek için battaniye niyetine kullanmayın. Türkiye değil yüzde 11, yüzde 100 bile büyüse, bu kafa yapısıyla eriyen kanserli bir hasta izlenimi veriyor. Tıpkı muhteşem görüntüsüyle tezgâhta albeni yaratan, ama tat vermeyen hormonlu domates gibi…

Ben görüntüsü çarpık da olsa, albeni sunmasa da tadı yerinde domatesimi geri istiyorum. Çünkü onun en azından bir değeri var.

Bu haber toplam 1083 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.