1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. Papaz bahane, Türkiye’nin İran ve Rusya’ya yakınlaşması ABD’yi kudurtuyor!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Papaz bahane, Türkiye’nin İran ve Rusya’ya yakınlaşması ABD’yi kudurtuyor!

A+A-

Uzun zamandan beridir Türkiye’nin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. 28 Şubat süreciyle birlikte ivme kazanan ve ardından Ak Parti’nin siyasi hayatta özne olduğundan bu yana Ak Parti üzerinden siyaseti şekillendirme ve Türkiye’ye ‘yanaşık düzen eğitimi’ verme çabaları çeşitli versiyonlarıyla uygulamaya konulmaya çalışılıyor. Tüm bunların en tahripkâr olanı da, Feto yapılanmasının giriştiği darbe teşebbüsü ve onun bu millete ödettiği faturaların çok ağır oluşudur. Feto’nun devletin kılcal damarlarına kadar nüfuz etmesiyle kök salması ve memleketin tüm kritik noktalarında söz sahibi olması, tamamen Siyonizm’in gergef gibi işlediği yıllara sari çalışmaların önemli ve sarsıcı parçalarından sadece bir tanesidir. 
17-25 Aralık ile başlayan, ardından Hakan Fidan’a ve Mit tırlarına yönelik operasyon, gezi parkı olayları, kur oyunları, patates-soğan muhabbeti ve nihayet papaz Brunson hadisesi, tüm bunlar ABD emperyalizminin kendi emelleri doğrultusunda sonuca ulaşmak için başvurduğu argümanlardan birkaçıdır. Bunların hiç birini bir birinden bağımsız olarak düşünmemek lazım… Tamamı, tıpkı pazılın parçaları gibidirler ve hemen hepsi Siyonizm mahreçli ABD’nin ayak oyunlarıdır. 
Şimdi;
Tüm bu gerçekler biliniyor olmasına rağmen, ülkemizin içinde bulunduğu nazik ortamı da nazar-i itibare alarak, en az hasarla bu çıkmazdan nasıl çıkılması gerektiği noktası üzerinde kafa yormamız lazım. Öncelikle, papazın iadesi konusunda Türkiye’nin Feto’yu talep etmesinden daha doğal hiçbir şey olamaz. Bu konuda ABD son derece ekâbir, benmerkezci ve başkasının menfaatini kendi menfaatine kurban etmekten zerre kadar çekinmeyen ceberut devlet olma statüsünü devam ettirmekte. Buna mukabil Türkiye’nin kendilerinden talep ve beklentilerine karşı bigâne kalması, Türkiye’nin canını fena halde sıkıyor. Tüm bu gerçeklere rağmen, Türkiye’nin öncelikle sorunların çözümünde diplomatik kanalları açık tutması, misillemede bulunmak yerine; stratejik ortaklık ve karşılıklı menfaat ilişkileri kartını masada tutması ve Türkiye’nin önemli bir Nato üyesi olduğu gerçeğinin kendilerine yüklediği misyonunun farkında olmaları ve bu gerçeği göz ardı etmeden hareket etmeleri gerektiği gerçeğini her fırsatta kendilerine hatırlatması gerekir, nitekim hatırlatıyor da… 
Karşılıklı restleşmenin, ekonomik darboğaza sokma tehdidi savurmanın hiç kimseye fayda sağlamadığı gibi, ülkelerin büyüklükleri oranında kendilerine ortak zarar vereceğini tefhim kılınması lazım…
Bir önceki yazımda da değindiğim gibi, temel sorun papaz sorunu değil; papaz yıllardan beri tutuklu ve ABD yönetimi her fırsatta papazın serbest bırakılması talebini yineliyor. Buna mukabil Türkiye de Feto’nun iadesini talep ediyordu ve ilişkiler bu sebeple kör-topal yürüyordu.  Türkiye halen de Feto ile alakalı olarak ABD’den talebi vardı ve var olmaya devam ediyor. ABD’nin Feto’yu koruyup kollaması, giderek Feto’nun ABD tarafından Türkiye’nin üzerine salındığı tezini güçlü kılıyor.  ABD, bu tezi her ne kadar red etse de, himaye etmedeki ısrarı Türkiye’nin bu tezini doğrular mahiyette ve bu kanaat 81 milyon vatandaşımızda hakim.  
Esasen temel sorun, ABD’nin bize karşı takındığı ikircikli tavrından rahatsızlık duyan Türkiye’nin İran ve Rusya ile yakınlaşmasıdır. Bu da, ABD’yi rahatsız ediyor. Rahatsız ediyor etmesine ama bir yandan hem Türkiye ile hasmane tutumunu devam ettirmekle beraber, diğer yandan da Türkiye’yi kendisine stratejik müttefik olarak takdim ediyor. Bu ikircikli tavrın kabul edilemez olduğu Türkiye tarafından yüksek sesle dillendirilmektedir. ABD de, bu nüansın farkında olmazsa gerek ki, yukarıda izah etmeye çalıştığım ikircikli tavrını devam ettirerek bir sonuca varmaya çalışıyor. İşte bu da, Türkiye’nin canını fena halde sıkıyor.
Şartlar ne olursa olsun, diplomatik lisan ve çözüm, her iki ülkenin de menfaatinedir. Aksi durum, her iki ülkenin de harabetlerine ve hiç değilse sendelenmelerine sebebiyet verecektir. Akl-i selim hakim olunmalı, karşılıklı papaz iadesi behemehal gerçekleşmeli ve ilişkilerin eskiye dönüşü sağlanmalıdır. Aksi taktirde, bu saatten sonra Türkiye’nin durduk yere bilâ bedel papazı serbest bırakması, prestijini yerle bir edeceği gibi; yöneticilerinin de kendilerini Türk halkına izah etmeleri bir hayli zor olur. 
Yıllardan beri ABD yönetimi, kendi menfaatleri uğruna dünyayı ateşe vermekten imtina etmediği bilinen bir gerçektir. Bu da, ABD’nin giderek prestijini olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Dünyaya nizamat verme iddiasındaki bir ABD’nin sığınacağı yegâne liman, adalet duygusu ve hakkaniyete dayalı uygulamalar olmalıdır. Bundan saparak meşruiyet çerçevesindeki varlığını idame ettiremez. 
Diğer taraftan, başını Suud’un çektiği satılmış kimi İslam ülkesi yöneticilerinin ABD ile perde arkasında fingirdeşmeleri Müslümanların tevhid mücadelesine ve azmine karşı adeta bir dalgakıran vazifesi görüyor ve Müslümanların direncini kırıyor. Dolayısıyla, İslam ülkeleri içerisinde fikren homojen bir yapı söz konusu olmadığından, ehl-i salibin başarı şansını arttırıyor. Bu da bizim kırılma noktamız ne yazık ki! 
M. Zeki Canşi

Bu yazı toplam 962 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.