1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Paranın dini imanı olmaz!
Paranın dini imanı olmaz!

Paranın dini imanı olmaz!

Mübarek Ramazan başladı. İnsanların ruh hali yumuşadı. Ramazan ayı, yardımlaşma, fakirlere yardım etme duygularının da arttığı bir dönem. Ancak yardımlaşma konusu da yavaş yavaş kapitalist motifler içe

A+A-

Mübarek Ramazan başladı. İnsanların ruh hali yumuşadı. Ramazan ayı, yardımlaşma, fakirlere yardım etme duygularının da arttığı bir dönem. Ancak yardımlaşma konusu da yavaş yavaş kapitalist motifler içermeye başladı.

Örneğin sadaka.

Sadaka, İslam’da yeri olan, halkın en çok bildiği ve uyguladığı bir yöntem.

Farz değil, sünnet de değil… Ama çok yaygın…

İnsanları bela ve musibetlerden uzak tutması için ihtiyaç sahiplerine verilen paradır sadaka…

Sadaka, sadece nakit para da değildir. Bir başkasına gülümsemek, bir çocuğun şefkatle başını okşamak, bir yaşlıyı yolun karşısına geçirmek de sadakadır.

Dikkat ettiniz mi bilmem, son yıllarda bakkallarda, marketlerde, çeşitli işyerlerinde kasanın kenarında camdan, şeffaf sadaka kutuları var. Üzerinde de sadakanın faziletini anlatan küçük bir slogan yazılı. Bu cam kutular büyük alışveriş merkezlerinde de bulunuyor. Onların üzerinde Lösemili Çocuklar Vakfı veya UNICEF gibi ciddi kuruluşların imzaları yer alıyor. Mahalle aralarındaki bakkal ve marketlerde ise çeşitli vakıfların, derneklerin isimleri…

Sadaka toplamak artık aracı kurumların işi olmuş.

Bu vakıf ve derneklerin büyük bölümü tarikat ve cemaatlerin güdümündeki kuruluşlar.

Sadaka ve fakirlere yardım toplamak, sessiz sedasız bazı grupların eline geçiyor.

Eskiden bayramlarda sadece Kızılay ve Türk Hava Kurumunun fitre zarfları dağıtılır, kurban derilerini sadece Türk Hava Kurumu toplardı. Şimdi artık bu kurumların neredeyse esamesi okunmuyor.

Eskiden bayramlarda hali vakti yerinde olanlar, fakirlere yardım ederlerdi. Bahşiş, harçlık, giysi verirlerdi. Bu tür dayanışma günümüzde de sürüyor.

Ancak varlıklılarının zamanları değerli olduğundan “aracı kurumları” kullanmayı seçiyorlar.

Bu yardım seven kurumlar da çok gelişti.

Neredeyse sektör haline geldi.

Onların da bir ekonomisi oluştu.

Kendilerine göre bir bürokrasileri var.

Doğal olarak hiyerarşileri bulunuyor.

Bu kadar büyüyünce başka büyük şirketlerde olabilecek “talihsizlikler” meydana gelebiliyor. Çünkü çok fazla para insanı kirletiyor!

Bir, iki, üç derken insanoğlu parayı sevmeye başlıyor. Elleri 100 TL’lere 100 Dolarlara, 100 Avrolara alışıyor. Eller ve paralar yakınlaşıyor. Sonra da ayrılamaz hale geliyor.

Geçen yıl Kurban derilerini toplamak için girişilen yarış sıçrama yapmıştı.

Eskiden “bize verin, çünkü en iyi şekilde değerlendireceğiz, gelirini fakirlerle paylaşacağız” deniliyordu. Son yıllarda “biz de fakirlere yardım etmek istiyoruz” diyen kuruluşlar arttı.

Sevap için rekabet başladı.

Memleketimizde kapitalizmin emredici yasası “serbest piyasa koşulları” hüküm sürdüğünden rekabet “nakit sonuca” ulaştı:

“Kurban derilerinizi 200 TL’ye satın alıyoruz!”

Kapitalizm, Kurban Bayramında bile “sevap için piyasa değeri” oluşturdu. Yani sevabı alınır-satılır hale getirdi.

Maneviyatı ağır basan örgütlenmelerin para ile bu kadar içli dışlı olması çok eski atasözümüzü gündemde tutuyor:

“Paranın dini imanı olmaz!”

Bu haber toplam 948 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.