• BIST 108.394
  • Altın 142,809
  • Dolar 3,5301
  • Euro 4,1252
  • Kocaeli 31 °C

PAYLAŞMAK VARKEN, PARÇALAMAK NİYE

İbrahim ELGİN
Çok zengin ama cimri bir adam bir bilgenin yanına gidip nasihat almak ister. Bilge onu pencerenin yanına götürüp sorar “pencereden dışarı baktığında ne görüyorsun”. “yoldan geçen insanları ve birde yolun kenarında oturmuş dilenen fakir bir adamı görüyorum”. Bilge bu cevabı aldıktan sonra başka bir odaya gidip elinde büyük bir aynayla döner ve yine sorar “peki bu aynaya baktığında ne görüyorsun”. Zengin adam ”kendimi” der. Yani artık başkalarını görmüyorsun farkında mısın pencere camı da aynı maddeden yani camdan yapılmıştır ama aynanın camının üstüne incecik bir gümüş tabakası kaplandığı için ona baktığında kendinden başkasını göremiyorsun. 

İşte insan kalbide cam gibi aslında şeffaftır başlarını görmemize engel değildir. Ama ne zamanki altın gümüş gibi dünya süsleriyle kalbimizi kaplarsak o zaman sadece kendimizi görürüz. Yapmamız gereken kalbimizi temizlemek altınları ve gümüşleri sadece cebimizde taşımak kalbimizde değil. O zaman bencilikten kurtulup başkalarına merhamet beslemeye başlarız. Bireyselleşmek demek ki beraberinde merhametsizliği de getiriyor. 
Gelin artık şu bireysellikten kurtulup birbirimizle bir şeylerimizi paylaşmayı öğrenelim. Sevinçlerimizi paylaşalım çoğalsın, kederlerimizi paylaşalım azalsın, bilgimizi paylaşalım ülkemiz ilerlesin, fikirlerimizi özgürce paylaşalım aramızdaki husumetler kalksın.  Birbirimizle hısım olalım, hasım değil.  Ülkemiz çok büyük bir ülke herkese yeter, yeter ki birbirimizi sevmeyi öğrenelim. Yaşadığımız  bu hayatta kimimiz zengin, kimimiz fakir, kimimiz bilgili, kimimiz cahil, kimimiz o partili, kimimiz bu partili olabiliriz bu farklılıklar bizim zenginliğimiz olmalı. 

Gelin ülkemiz için her şeyimizi paylaşalım ama parçalamayalım. Çünkü başka Türkiye yok. Hani balık suda iken suyun kıymetini anlayamaz ya bizlerde dünyanın en güzel yerinde olan ülkemizin değerini tam anlayamıyoruz. İsterseniz yurt dışına gidip gelenlere bir sorun. Bakın size ne diyecekler. Hemen, hemen hepsinden aynı cevabı alacaksınız. Türkiye gibisi yok. Öyle bir ülke ki bir günde dört mevsimi birden yaşayabiliyorsunuz. Türk insanı gibi cömert, Türk insanı gibi merhametli, Türk insanı gibi güler yüzlü başka bir millet bulamasınız. Evine yabancı bir misafiri gelse maddi imkanları dar olsa bile o misafirini en güzel şekilde ağırlayıp güler yüzle uğurlamasını bilir. İmkanları dar olsa da gönlü alabildiğine geniştir Türk insanının.       
Aslında insan anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli. Şu çok geniş gözüken dünyanın ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli. Henüz doğarken“dünya benim” dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu ölürken de aynı avuçların “her şeyi bırakıp gidiyorum işte” dercesine apaçık kaldığını fark etmeli. Ve kefeninin cebinin olmadığını fark etmeli. 

Azrail’in her an sürpriz yapabileceğini nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan. Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef sofralarda yemek yediğini fark etmeli. Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı. Gülün hemen dibindeki dikeni, dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli. Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli. Eşine “seni çok seviyorum” demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.  
      
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiği halde arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli. Zenginliğin ve bereketin mükellef sofrasındayken önünde biriken ekmek kırıntılarını toplayıp ağzına atmakta gizlendiğini fark etmeli. Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını helal haram demeden tıka basa yiyerek aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli. Bunları fark etmeliyiz çok geç olmadan. Çünkü başka Türkiye yok. Bakın Orta Doğu ülkelerindeki çıkan savaşlar yüzünden can korkusuyla kaçanların bir çoğu onları aç açık bırakmayacağımızı iyi bildikleri için Türkiye’ye sığındılar. 

Çünkü Ecdadımız 600 sene oraları yönetirken onlara ne zulüm yapmış. Nede aç bırakmış. Bizlerde onların torunları olarak aynı şeyi yapıyoruz. Etraflarında o kadar Arap ülkesi varken hiçbiri oralara gitmiyor. Çünkü Türkiye’den başkasına güvenmiyorlar. Hadi onların Türkiye gibi bir komşuları varda geliyorlar. Allah korusun bir düşünün bakalım aynı şeyler Türkiye de olsa biz nereye gideriz. Hangi ülke bizi kabul eder. 

Adamlar kendi topraklarımızda bile huzur içinde yaşamamıza tahammül etmeyip. Ta oralardan iç karışıklıklar çıkarıp bizi birbirimize kırdırmak istiyorlar. Kendi ülkelerinde bizi barındırırlar mı hiç. Hayatta barındırmazlar. İnanın bize bir yudum su bile vermezler. Ha suyu şöyle verirler botlarla onların sınırlarına yaklaştığınızda botunuzu batırıp sizi boğarlar. Siz sanıyor musunuz ki mültecilerin botları öyle kendi kendine batıyor. Hayır inanın o botlardaki çoluk çocuklara bile acımadan hepsini onlar batırıyorlar. Allah korkusu olmayan insanda merhamet olur mu. Olmaz. 
Onun için herkes aklını başına toplasın. Artık Türkiye’de kardeşi kardeşe düşman etmemek ve istikrarının bozulmaması adına elinden ne geliyorsa onu yapsın. Dediğim gibi dünya haritası üzerinde gidilecek başka Türkiye yok. Bunu da herkes iyi bilsin..

Herkese iyi pazarlar…
Bu yazı toplam 314 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37