1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Pazar alışverişini marketten mi yapmalı!
Pazar alışverişini marketten mi yapmalı!

Pazar alışverişini marketten mi yapmalı!

Öncelikle konuyu izah edeyim. Geçtiğimiz hafta, pazartesi günü ‘2 kilo domates aldı, yarısı ezik ve çürüktü’ başlıklı bir konu kaleme aldım.

A+A-

Serdal ERDAL

Herkes bu konuyu bekliyormuş sanki.

Ne yorumlar ne yorumlar…

Tepkilerin ardı arkası kesilmedi.

Herkes dertliymiş meğer bu konudan.

Yanlış anlaşılmasın, pazarcı düşmanı ya da karşıtı değilim.

Gider alışverişimi pazardan da yaparım, yeri geldiğinde marketten de…

Taraf olduğum yer yanlış ve hatanın karşısıdır.

Eğer kandırılan bir vatandaş ise bunun da sonuna kadar karşısındayım.

Bir pazarcı esnafı tezgahın önüne en taze ve sağlam ürünleri koyup poşetin içine arka taraftaki ezik ve çürük ürünleri atıyorsa bu yanlıştır.

Nitekim yazımda da bunu belirttim.

Birçok kişi bu tür olayların başına geldiğini anlattı.

Okurlarımız gerek haber altına yapılan yorumlar, gerekse telefonla arayarak bu konudaki düşüncelerini paylaştılar.

Bunları da okudum, mukayese yaptım.

Doğru bir yazıyı gündeme getirdiğime karar verdim ve bugün bu konuyu bir kez daha tazeledim.

Bir pazarcının müşterisine taze ve kaliteli ürün gösterip ezik ve çürükleri vermesi çok ucuz bir oyun.

Bu oyuna gelmemek adına tabiki de en fazla 1 TL daha vererek istediğimiz meyve ve sebzeyi marketlerden alabiliriz.

Yok efendim ‘pazarcılar iş yapamıyor’muş..

Eğer böyle pazarcılık yapacak olan varsa (yapanlar için geçerli) hiç yapmayın daha iyi…

***

Cemaatten en az 10 TL istemek

Dini ve siyasi konuları bu köşeden yorumlamak asla istemiyorum.

Sadece gündem olduğu için bir iki cümle yazmak istedim.

‘Hayır’ ve ‘sadaka’ dinsel inanışla, yoksullara yardım olarak, karşılıksız verilen şeydir.

Bunun bir miktarı olmaz, olmamalı da.

Durumu iyi olan yüksek miktar, iyi olmayan ise düşük miktarda ‘hayır’ ve ‘sadaka’ görevini yerine getirebilir.

Geçtiğimiz hafta Şirinevler Camii’de cemaatten cami giderleri için en az 10 TL istendiğini gündeme taşımıştım.

Bu olay en çok konuşulan konuların başında yer almıştı.

Galiba hocamızın bir dil sürçmesi oldu. Çok abartmamak gerekir.

***

Halıdere sahipsiz değilmiş

Gölcük Halıdere hakkında hafta ortasında gündeme taşıdığım konuda, bu güzel beldenin bazı eksik yanlarını belirtmiştim.

20 yıl önce yapılan alt geçit ve köprüyü öne çıkardığım yazımda bölgeye gereken hizmetin verilmediğini anlatmıştı.

Halıdere’den gazetemize ulaşan gençlerin sesi olmak istemiştim.

Onların iddialarını isim vermeden -hedef olmasınlar diye- bu sütunlara taşımıştım.

Haberin ardından telefon üzerine telefon…

Muhtarından meclis üyesine, iş adamından sokaktaki vatandaşına kadar aramayan kalmadı.

Söyleyecek sözleri vardı.

Kızgın, öfkeli ve sinirliydiler.

İlk başta anlaşmakta zorlansak da sohbet uzadıkça ortak paydada buluştuk.

Tüm okurlarımızın gazetemizde söz hakkının olduğunu anlatıp onları ikna ettim.

Hatta yazımla ilgili bir muhabir arkadaş talep ettiler. Haberden bir gün sonra da Muharrem arkadaşımız Halıdere’ye gitti, beldeyi baştan aşağı gezdi.

Muharrem 1 gününü ayırdığı Halıdere’de yazımda sözü geçen yerleri bir bir gezdi.

Meğer bana ulaşan ihbarın hemen ardından bu bölgelerde iyileştirme çalışmaları başlamış.

Yazının gazetemize girmesi bir-iki günü bulması nedeniyle sanki başlayan çalışmalar yok sayılmış gibi bir durum ortaya çıkmış.

Muharrem’in yaptığı haberle bölgedeki güncel gelişmeleri gündeme taşıdık.

Yapılan hizmetler için edilen teşekkürü, var olan eksiklikler için de talepleri cumartesi günkü gazetemizde yer verdik.

Nihayetinde herkes mutlu oldu.

Halıdere’deki güzel gelişmeleri gördükçe bizim de yüzümüz güldü.

Umarız Halıdere hizmetin en iyisini alır, bölge halkı hep mutlu olur.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
7 Yorum