özgür kocaeli
  • anasayfa
  • yazarlar
  • arşiv
  • sarı sayfalar
  • kent rehberi
  • fotoğraflarla kocaeli
  • reklam

detaylı arama yapmak istiyorum
arrowEN ÇOK YORUMLANANLAR
  • AKP’de 17 Ekim 2001 nostaljisi
  • Sahte akaryakıtta 31 sanık adliyede
  • İşsizlerin sabrı taşıyor
  • Bitime 5 hafta kala lige veda eden ilk takım oldu
  • Dansöz Asena kamyon tanıttı
arrowEN ÇOK OKUNANLAR
  • Melahat Nine kendini astı
  • Müjdeler olsun, puan aldık: 1-1
  • Dansöz Asena kamyon tanıttı
  • AKP’de 17 Ekim 2001 nostaljisi
  • Sahte akaryakıtta 31 sanık adliyede

Tekel işçileri dayanışma ruhunu geri getirdi

Tekel işçileri, toplumsal muhalefetin dibe vurduğu bir noktada, “bu toplumdan bir şey olmaz” diyenleri yalancı çıkararak; dirençleriyle, coşkularıyla, kararlılıklarıyla umutlarını yitirenlerin umudu oldular. Dayanışmayı, mücadele ruhunu, birlikteliği herkese tekrar hatırlattılar. Öyle ki, Türk Psikiyatri Derneği bu mücadelenin toplumsal ruh sağlığının korunması açısından ne denli önemli olduğunu vurgulayan bir açıklama yaptı. Tekel işçilerinin direnişi bu toplumun üzerindeki ölü toprağını atması için vesile oldu.
………
Hükümetin 4C dayatmasına 78 gündür direnen binlerce Tekel işçisi Danıştay’dan çıkan karar üzerine Ankara’da Çankaya Belediyesi’nin sınırları içerisinde kalan Sakarya Caddesi üzerine kurdukları çadırları salı gününden itibaren kaldırmaya başladılar. Çadırlar henüz kaldırılmamışken, Danıştay’dan gelecek kararı heyecanla bekleyen Tekel işçilerinin arasındaydık.



HER ÇADIR AYRI BİR DÜNYA


Sakarya Caddesi bir panayır yerini aratmıyor. Karşılıklı kurulan derme çatma çadırlarla iyice daralan sokaklarda günün hangi saatinde olursa olsun iğne atsanız yere düşmüyor. Çadırların köşesinden kıvrılan soba borularından çıkan beyaz duman, sokakları sise bularken yürüyenlerin genzini yakıp gözlerini yaşartıyor.
Çadırların önünde muhakkak hangi ilin işçilerinin orada kaldığı yazıyor. Karikatürler, komik sözler, sloganlar her yerde karşınıza çıkıyor; bir çadırın girişinde “Samsun Direniş Köşkü” yazıyor, bir başkasında “Tekel Bitlis Halk Üniversitesi”…
Çadırların ortasında büyük bir soba yer alıyor. Bazı büyük çadırlar yan yana konulmuş üç soba tarafından ısıtılıyor. Çadır dediysek öyle konforlu bir tatil çadırı gelmesin akıllara. Kaldırım üzerine dikilen uzun direklerin etrafının muşamba ile kaplanmasından ibaret Tekel işçilerinin çadırları. Yatakları kaldırım taşlarının üzerine serili, onların kenarında da odunlar istiflenmiş. Tabureler, sandalyeler, banklar ise günün her saatinde gelen misafirleri ağırlamak için kullanılıyor.
İlk defa görenlerde sersemletici bir etki yaratıyor çadırların bulunduğu sokak. Daha sonra burada gündelik yaşamın bu şekilde sürüp gittiğini anlıyor, siz de kendinizi o dünyanın içinde buluyorsunuz.



“BURADA HEPİMİZ KARDEŞ OLDUK”


Samsun Bafra çadırına konuk oluyoruz ilk olarak. Tekel işçileri günün her saatinde misafir ağırlamaya alışmışlar. Kimse kimseyi yadırgamıyor. Hemen oturacak yer gösteriyor, çay ikram ediyorlar.
Mehmet Kalafatçı, aslen Manisalıymış. Ama ekmek parası uğruna Tekel’in Bafra’daki fabrikasında çalışıyormuş. Artık iyice uzamış sakallarını sıvazlayarak “buraya geldiğimden beri sakallarımı kesmedim” diyor. “Bak ne hale geldiler.”
Sokakta geçen yaşamlarından söz ederken; “burada hepimiz kardeş olduk” diyor. Sakarya Caddesi esnafı da birlik olup işçilere her konuda destek olmuş. Kiminle konuşsak Sakarya Caddesi esnafının vefakârlığından dem vuruyor.



VEFAKÂR SAKARYA CADDESİ ESNAFI


“Burada yaşamaya alıştık. Çadırları ilk kurduğumuzda sobamız yoktu. Varillerde ateş yakıp öyle ısınıyorduk. Daha sonra, herkes bize elini uzattı. Soba kurduk, elektrik çektik. Şu karşımızdaki bar sahibinden Allah razı olsun. Ben normalde içki içmem. İçenlere de karşı da eskiden olumsuz duygular besliyordum. Ama bar sahibi arkadaş, aylık milyarlarca lira kira vermesine rağmen dükkânının önünü kapatmamız yetmezmiş gibi bize tuvaletini açtı. Elektrik verdi. Gece anahtarı bize veriyor. ‘İsteyen gelsin’ diyor. Bu davranış karşısında hepimiz çok duygulandık.”
Sohbet ederken içeriye bir adam giriyor. Elindeki fotokopileri herkese dağıttıktan sonra. “Arkadaşlar burada haklarınız yazıyor, iyice okuyun” diyor ve dışarıya çıkıyor. Bu tür gelip gitmelere herkes çok alışık. Dikkatle kağıtta yazılanı okumaya koyuluyorlar.



“DEMOKRATİK AÇILIM NEYMİŞ BURADA GÖRSÜNLER”


Biz konuşmaya devam ediyoruz. “43 yaşındayım. Burada yeniden doğdum” diyor. “Hayata at gözlükleriyle bakmamayı öğrendim.Artık kendi gözlerimle bakıyorum dünyaya. Bana üç ay önce betonda yatmak için trilyon versen, yine yatmazdım. Burada insan ayrımı yapmamayı da öğrendim. AKP’liler gelsinler demokratik açılım neymiş şurada görsünler. Diyarbakırlı arkadaşların çadırıyla Trabzonlu arkadaşların çadırı karşı karşıya. Hepimizi kardeşiz, hepimiz bir aradayız.”
“Çadırımızı solcu gençler de ziyaret ediyor. Biz onlara eskiden ‘Allahsız’ derdik. Üç ay önce olsa dövmeye kalkardık. Şimdi sabahlara kadar birlikte çok güzel sohbet ediyoruz. Normalde ülkücü görüşü savunuyordum. Solcuların hepsi gecesini gündüzüne katıp yanımızda dururken ülkücülerden bir kişi bile yanımıza gelmedi.”
Telefonu çalıyor. “Pardon” diyor “çocuklar arıyor da.” Heyecanla çadırdan dışarıya çıkıyor. Trafik kazasında bir arkadaşlarını yitirmeleri, zaten araya giren hasretten yorgun düşen işçi ailelerini iyice tedirgin etmiş.
Birkaç dakika sonra tekrar konuşmaya başlıyoruz. “Biz burada uykuyu unuttuk” diyor. Gelenden gidenden rahatsızlık duymuyoruz. İki saat uyusak yetiyor bize. Gece boyunca, çay içiyor, sohbet ediyoruz. Soğuk olmuyor. Soba yetiyor. Söylenenlere bakılırsa, Ankara, Ankara olalı böyle sıcak bir kış geçirmemiş. Galiba havayı da insanları ısıtmayı başardık.”



MUHALEFET SADECE MARJİNAL GRUPLARA KALMASIN


Hataylıların kaldığı çadır öyle kalabalık ki, ancak çadırın girişinde bir yer bulabiliyoruz kendimize. Ortada bir işçi sobaya odun atarken konuşuyor; “bu ateş hiç sönmemeli. Dalga dalga yayılmalı. Protesto etmek sadece marjinal gruplara kalırsa muhalefet de marjinalleşir.”
Sonra ki durağımız Adıyamanlıların çadırı… İçeride Boğaziçi Üniversitesi’nden gelen öğrenciler, Antalya’da özel bir işletmeye karşı direnerek haklarını elde eden iki kadın işçi ve Tekel’in Adıyaman fabrikasında çalışan işçiler var…
“AKP bizi birleştirdi” diyor işçilerden biri gülerek. “Sendikanın, örgütlenmenin, birlik olmanın ne anlama geldiğini gördük. Sağcı- solcu, Kürt-Türk, Alevi-Sünni artık bu tür ayrımlarla birbirine düşman olmasın işçi sınıfı.”
Türkiye’de Diyarbakır, Adıyaman, İzmir ve Manisa fabrikaları tütün olduğu için çalışmaya devam ediyormuş. Memlekette bekleyen çocuklarının bile çizgi film izlemeyi bırakıp artık haber izlemeye başladığını söylüyorlar.



“GAZ YEMEYE ALIŞTIK”


“Geçen bizim çocuk öğretmeniyle kavga etmiş” diyor bir işçi. “Öğretmen, ‘bu işçiler de çok oluyorlar, daha ne istiyorlar’ diyecek olmuş. Bizim çocuk hemen ayağa kalkmış, ‘öyleyse sizin de maaşınızı yarı yarıya düşelim ve iş güvencenizi kaldıralım. Bakalım ne yapacaksınız öğretmenim’ demiş.
Başka bir işçi söze giriyor. “Geçen bir haftalığına Adıyaman’a gittim. Buraya dönerken, çocuklar kapıdan ‘ölmek var, dönmek yok’ sloganıyla uğurladılar beni.”
“Polislerle de birbirimize iyice alıştık. Aramızda sivil polisler cirit atıyor. Geçen bir çadıra girmiş bir tanesi. Arkadaşlar gece durmadan telefonla konuştuğunu görünce çıkmış gitmiş. Bugüne kadar üç defa gaz yedik polisten. Geçen toplandığımızı görünce ‘ne istiyorsunuz?’ dediler. ‘Gaz istiyoruz’ dedik. Alıştık bir kere.” Bu sözlere hepsi gülüyor.



“TEKEL ARTIK YABANCILARIN TEKELİNE GEÇTİ”


Sokaktaki en büyük çadırlardan birinde Bitlis’teki fabrikada çalışan işçiler kalıyor. Çadırın içinde üç tane soba birden yanıyor. İçerisi hamam gibi sıcak. Misafirlere fıstık ikram ediyorlar. Birkaç işçi sobanın başında tütün sarıyor.
Güler yüzlü bir işçi tane tane anlatıyor. “Doğu’da 110 bin tütün emekçisi var. Dile kolay tam 500 bin kişi ekmek yiyor bu işten. Bölgede tütün tarlasına girmemiş insan yoktur. Zaten bizim Bitlis’te başka fabrika yok. Tütün işi zahmetli iştir. Yılın sonunda alacağın para dört asgari ücret ancak eder. İnsanlar bununla bir yıl geçim yapar. Şimdi bunu kaldırdılar. Tütün ekilmiyor. Ekenler hükümet sözleşme yapmadığı için ne olacağını bilmiyor. Günde 25 milyon paket sigaranın satıldığı bir memlekette bu işi nasıl öldürürler, nasıl tamamen yabancılara teslim ederler bir türlü anlayamıyorum. Tekel artık yabancıların tekeline geçti. Bundan sonra Doğu’dan büyük şehirlere göçler başlayacak. Çünkü orada yaşama imkanlarını ellerinden aldı bu hükümet. Düşünün, esnaf bizi durmadan arıyor. ‘Neredesiniz? Tahammülümüz kalmadı. Kepenk kapatacağız’ diyor. Bitlis’in ekonomisini tütün ayakta tutuyordu.”
*
Dedik ya, Sakarya Caddesi’nde her çadır ayrı bir dünya. Çadırları sobalar değil dayanışma ruhu, kardeşlik, birlik beraberlik duygusu ısıtıyor. İşçilerle konuşan herkeste aynı iyimserlik, aynı coşku hüküm sürüyor. Tekel işçileri Ankara’nın ortasında insanlık dersi veriyor…

Tuncay Bilecen tuncaybilecen@gmail.com



Bu yazı 07 Mart 2010 tarihinde yayınlandı ve 111 kez görüntülendi.

  • Ce & Si - Cemile & Sibel
    Baştan Yaratımın Tek Adresi CE & Sİ'de ferah ortam ve güleryüzlerimizle değerli bayanlara hizmet etmekten gurur duyuyoruz. Birkez ...
  • Modem Mobilya
    Globalleşen ve hızlı değişimin yaşandığı dünyamızda bu değişime ayak uydurabilmemiz ancak sahip olduğumuz bütün kaynakları ve ener...
KOCAELİ FİRMA REHBERİ ALTIN ÜYELERİ Firmamı Kaydet


Tekel işçileri dayanışma ruhunu geri getirdi


Warning: include(google_ads/OZ_ADS_Haber_Detay_300x250.htm) [function.include]: failed to open stream: No such file or directory in /var/www/ozgurkocaeli.com.tr/docs/pazareki.php on line 85

Warning: include() [function.include]: Failed opening 'google_ads/OZ_ADS_Haber_Detay_300x250.htm' for inclusion (include_path='.:/usr/share/php:/usr/share/pear') in /var/www/ozgurkocaeli.com.tr/docs/pazareki.php on line 85

© 2007 KOGA Kocaeli Gazetecilik Matbacılık Ticaret A.Ş.

İletişim Bilgileri  |  Künye Bilgileri RSS HABER ABONELİĞİ

tasarım & programlama ProDESTEK Web sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için...

xhtml wc3 firefox Firma Kayıt