özgür kocaeli
  • anasayfa
  • yazarlar
  • arşiv
  • firma rehberi
  • kent rehberi
  • fotoğraflarla kocaeli
  • reklam

detaylı arama yapmak istiyorum
arrowEN ÇOK YORUMLANANLAR
  • İbrahim Üzülmez yolda
  • Kent Meydanı Projesi’ne bilirkişi inceleme yapacak
  • Sirmen: “İzmit tekrar kokmaya başladı”
  • Sürpriz operasyonda eski SP’lileri aldılar
  • Taraftar kart geliyor
arrowEN ÇOK OKUNANLAR
  • Cezaevi çıkışı kanlı pusu
  • İbrahim Üzülmez yolda
  • İSU çalışanı, Moldovalı sevgilisini delik deşik etti
  • 1 YTL’ye çanta izdihamı
  • Sürpriz operasyonda eski SP’lileri aldılar

“Yaz günleri en tatlı hayaller gibi geçti”

Herkesin bir mevsimi vardır. Kimi yazı sever, kimi kışı; kimi ilkbahara vurgundur, kimi sonbahara. Tartıya vurulsa yaz, geriye kalan üç mevsimin ağırlığınca çeker herhalde. Dışarıdaki yapış yapış sıcağı görüp de yaza methiyeler düzmek akıl kârı değil. Peki öyleyse neden iple çekeriz gelmesini yaz aylarının?

Kan fışkırıyor topraktan. Yaz geldi
dağlara. Pınarlarım kurudu.
Yüzümde karanfiller kurudu.
Günler uzun, şehvetim bereketli
Karanlığımın tarihi artık yok. Başımda
aydınlığı tazelenmiş günlerin rüzgârı
Yaz geldi. Kalbim
bembeyaz yüzünde kızların
ve uzun ince bacakları arasında
bir kuş tufanı şimdi
(Refik Durbaş, “Yaz”)
Refik Durbaş işte böyle karşılamış yazı erotik esintilerle dolu “yaz” şiirinde… Herkesin bir mevsimi vardır. Kimi yazı sever, kimi kışı; kimi ilkbahara vurgundur, kimi sonbahara… Tartıya vurulsa yaz, geriye kalan üç mevsimin ağırlığınca çeker herhalde… Sebze meyve bol ve ucuz (en azından eskiden böyle derdik) yakacak derdi yok, çocuklar için sabah erken kalkma eziyeti yok. Çoğumuz en azından bir haftalık tatilimizi yaz aylarında yapıyoruz. Eh kim sevmez böyle mevsimi?
Dışarıdaki yapış yapış sıcağı görüp de yaza methiyeler düzmek akıl kârı değil. Peki öyleyse neden iple çekeriz gelmesini yaz aylarının? Kim bilir, dinlenmek, yenilenmek, biraz tembellik yapmak için belki de… Bu duygu bize okul günlerimizden yadigâr kalmış olsa gerek… Tatile çıkmayı hangimiz dört gözle beklemedik o yıllarda?



İZMİT SOKAKLARI ARTIK HER MEVSİM KALABALIK


İzmit’in sıcağı yapış yapıştır. Havadaki yüksek nem oranı hareket etmeyi zorlaştırır İzmit sokaklarında. “Yürüyüş Yolu” İzmit’i bir uçtan diğer uca sarmalayan bir vaha gibidir. Çınar ağaçlarının serinletici gölgesi de olmasa nefes almakta zorluk çekersiniz.
Beş on yıl öncesine kadar yaz geldiğinde İzmit’te kimsecikler kalmazdı. Her zaman insan kaynayan sokaklar tenhalaşır, on ay boyunca devam eden trafik çilesi birdenbire sona ererdi. Çoğu kişi terk ederdi kenti çünkü. Kimi tatile gider, kimi yazlığına taşınır, kimi de memleketinin yolunu tutardı. İzmit’te kalanlar ise akşam serinliğinde parkların, deniz kenarının ya da fuarın yolunu tutarlardı. Son yıllarda iyice kalabalıklaşan İzmit, yaz aylarında da hareketliliğinden bir şey kaybetmiyor. Pazar öğlene kadar olan zaman dilimini saymazsak sokaklar günün her saatinde insanlarla dolup taşıyor…



GAZETECİLERİN İŞİ YAZIN DAHA ZOR


Laf aramızda gazete çalışanları ve patronları için en çileli dönemdir yaz ayları… Bir kere gazetenin satışları düşer. Kentte yaprak kıpırdamadığı için muhabirler sinekten yağ çıkarmak durumundadırlar. Editörler eften püften meselelerle sayfaları doldurma telaşına düşerler. En çok izin bu aylarda kullanıldığı için çalışanlar normalden daha fazla çalışmak zorundadır. Dolayısıyla deniz kıyısında esen rüzgârla değil klimanın üflediği hasta eden serin hava ile serinler gazete çalışanları… Hayallere gem vurulmaz ya, bilgisayarda masa üstü öğesi olarak belirlenen palmiye ağaçlarıyla kaplı bir Pasifik adasına da yan gözle bakılır, çalışırken…



ÇAPKIN HİKÂYE


Aziz Nesin, çok sevdiğim öykülerinden biri olan “Çapkın Hikâye”de, çalıştığı gazetenin genel yayın müdürü ile arasında geçenlerden söz eder. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte genel yayın müdürü ondan daha eğlenceli yazılar beklemektedir. Ancak Aziz Nesin ne yapsa, yazının içine geçim derdini sokmadan edemez.
En sonunda patronu parlayınca, dayanamaz ve çapkın hikâye yazmak için kolları sıvar. Üfür üfür esen vapurda bir çapkın hikâye peşine düşer. Olmaz. Açık saçık kadınlardan söz eder. Yine olmaz. Hatta bir ara, plajda tahta kabinin içinde soyunan kadınları küçük bir delikten izleterek para kazanan cingözlere yer verse de yine dayanamaz öykünün en olmadık yerinde hayat pahalılığını araya sokuverir. Velhasıl çapkın hikâyeyi yazamaz ama bu durumu hikâye etmeyi başarır Aziz Nesin. Yaz aylarında kent gündeminde tartışılacak konu bulmakta zorluk çekildiği için gazete yazarları bırakın çapkın hikâyeyi, haber değeri taşıyan bir gelişme bulmakta bile zorluk çekerler.



ADALAR EN GÜZEL SEÇENEK


Yazın ortasına geldik. Tatil yapamayanlar en azından günübirlik gezilerle serinleme imkanı bulabilirler. İzmit bu yönüyle bir çok avantaja sahip bir kent. Yaz sıcaklarının bastırdığı şu günlerde, nefes almak için gidilebilecek eşsiz doğal güzelliklerle dolu yerlerden biri de Büyükada... Adalar yolculuğunun uzun süreceğini ve pahalıya patlayacağını da düşünmeyin. İzmit Tren İstasyonu’ndan 7:52 Haydarpaşa treniyle Bostancı’ya yapacağınız bir buçuk saatlik yolculuğun ardından, iki dakika yürüyerek 9:30 Bostancı-Büyükada vapuruna yetişebilirsiniz. Sonra da yaklaşık yarım saat süren vapur yolculuğunu, ince belli bardaktan çay içerek martılar eşliğinde tamamlayabilirsiniz. (Pazar sabahları saat 9:30’da İzmit Marina’dan Adalar’a kalkan vapuru da unutmadan söyleyelim.)
Araba gürültüsünden uzak, doğayla baş başa bir hafta sonu geçirmek için Adalar gibisi yoktur. Denize girmek istiyorsanız bunun için bile bir çok alternatifiniz var Büyükada’da. Dil Burnu’nda bulunan Yörük Ali Plajı nefis bir çam korusunu ve denizi bir arada sunuyor. Prenses koyundaki “Beach Clup”ları da bu listeye ekleyelim.



İZMİT’İN DÖRT BİR YANI GÜNÜBİRLİK GEZİLER İÇİN UYGUN


Dört bir yanımız doğal güzelliklerle çevrili… Turizm bölgesi ilan edilen Kandıra ve çevresi başka bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Otogardan yarım saatte bir Kandıra’ya otobüs kalkıyor. Yaklaşık otuz beş dakika süren yolculuğun ardından Kefken, Kerpe minibüsleriyle Karadeniz sahillerine varılabilir. Kefken’deki Pembe Kayalar yeryüzünde benzeri olmayan bir manzarayı gözlerinizin önüne serecek. Değişik jeolojik yapısı nedeniyle görülmesi gereken bu kayalar, suyun içinde yumuşak bir hal alırken, sudan çıkartılınca sertleşiyor. Bu özelliği nedeniyle, Osmanlı döneminde dikdörtgenler şeklinde kesilerek İstanbul'a getirilmiş ve Sultanahmet Camii dahil birçok caminin yapımında ve Anadolu Hisarı'nın inşasında kullanılmış.
Karadeniz’den geçelim Hereke’ye… Hereke, gün batımının en güzel yaşandığı yerleşim yerlerinden bir tanesi. Ağaçların arasındaki piknik alanı hafta sonunu değerlendirmek isteyenlerle dolup taşıyor.Akşama doğru gökyüzü kırmızıya kesildiğinde ortaya çıkan manzaranın seyrine doyum olmaz. Dileyenler, Hereke sahilindeki balık restoranlarda balık eşliğinde birkaç kadeh yuvarlayarak akşamı karşılayabilirler.
Yazın kendinizi tam anlamıyla bir tatil beldesinde hissedeceğiniz yer hiç kuşkusuz Değirmendere’dir. Şimdi tam mevsiminde olduğumuz için karayolu ile Değirmendere’ye yol boyuna sıralanmış fındık tezgâhlarını takip ederek varabilirsiniz. Birbirinden güzel ahşap heykellerle süslenmiş Değirmendere sahilinde yürümek, yan yana sıralanmış çay bahçelerinde denize nazır soluklanmak gibisi yoktur. Sıcaktan kurtulmanın yolu sadece deniz kıyısına sığınmak değil elbette. İzmit’in dört bir yanı yeşilliklerle kaplı olduğu için bu konuda da bol miktarda seçenek mevcut. Siz yeter ki bir yere gitmeye karar verin…



OKUMAK İÇİN DAHA İYİ BİR FIRSAT OLABİLİR Mİ?


Batılı ülkelerde yaşayanlar yaz aylarında her zamankinden fazla kitap okurlar. Bu dönemde kitap satışları patlama yapar. Bizde ise tam tersi bir durum yaşanır. Yazın yayın dünyasında yaprak kıpırdamaz. Oysa yazın serinlemek için kitaplardan faydalanılabilir…
Yaz aylarında heybesini aşkla dolduranlar için sonbaharın hüznü erken çöker. Bu ruh hali içindeki gönüllere, sözlerini Mahmut Nedim Güntel’in yazdığı, İsmail Baba Sürelsan’ın bestelediği Nihavend eser biraz olsun serinlik verebilir…
Yaz günleri en tatlı hayaller gibi geçti
Rüyadaki esrar dolu haller gibi geçti
Ruhumda derin en derin hicrandır o günler
Rüyadaki esrar dolu haller gibi geçti
Yaz aşkları, yaz yağmurları gibi gelip geçer derler. Adı üzerinde mevsimlik bir aşk işte. Biz yine de küçümsemeyelim, hazırlıksız kalplerde derin izler bırakabilir yaz aşkları…
Ayvalar ve güneş sarardı
Yıldızlar daha parlak
Ve ay daha soğuk şimdiden
Güz denizi yutkunuyor
Ardı sıra yitik bir aşkın
Kıyıya çarpıp geriye çekilirken.
Kağıttan taşan mürekkep gibi
Taşıyor içimden
Özlemi geçmiş yazın. (Ataol Behramoğlu, “Yaz Sonu”)

Tuncay Bilecen tuncaybilecen@hotmail.com



Bu yazı 20 Temmuz 2008 tarihinde yayınlandı ve 177 kez görüntülendi.

  • Acibadem Kocaeli Hastanesi
    ACIBADEM KOCAELİ HASTANESİGrubun Bursa Hastanesi’nden sonra İstanbul dışındaki 2. hastanesi olan Acıbadem Kocaeli Hast...
  • ...
KOCAELİ FİRMA REHBERİ ALTIN ÜYELERİ Firmamı Kaydet


“Yaz günleri en tatlı hayaller gibi geçti”


© 2007 KOGA Kocaeli Gazetecilik Matbacılık Ticaret A.Ş.

İletişim Bilgileri  |  Künye Bilgileri RSS HABER ABONELİĞİ

tasarım & programlama ProDESTEK Web sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için...

xhtml wc3 firefox