• BIST 88.137
  • Altın 145,177
  • Dolar 3,5936
  • Euro 3,8031
  • Kocaeli 6 °C

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İ SEVMEK VE O’NA İTAAT ETMEK

Mehmet SÖNMEZOĞLU

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), sahip olduğu ahlâkî özellikleri sebebiyle bütün yaratılmışların en üstünü ve en faziletlisidir. Nitekim bizzat Yüce Allah, “(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiyâ, 21/107); “Muhakkak ki sen yüce bir ahlâk üzeresin” (Kalem, 68/4) ayetlerinde ve diğer pek çok ayette Efendimiz (s.a.s.)’i övmüştür. Yine Cenab-ı Hak, “Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır” (Ahzâb, 33/21) ayetinde O’nu insanlığa “en güzel örnek” olarak sunmuştur.

İnsanların her devirde bir uyarıcıya ve yol göstericiye ihtiyacı bulunduğu bir hakikattir. “Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik” (Sebe’, 34/28) ayetiyle Efendimiz (s.a.s.)’in yalnızca bir dönemin ve bir kavmin değil, tüm insanlığın peygamberi olduğu vurgulanmıştır. O (s.a.s.), örnek alınmak ve itaat edilmek için gönderilmiştir. O’nun peygamber olarak gönderilmesi bizlere Allah’ın büyük bir lütfudur. (Âl-i İmrân, 3/164) Hayatını güzelleştirmek, dünya ve ahiret mutluluğunu elde etmek isteyen herkes için en yüce ve en güzel ahlâkın sahibi olan Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) de en güzel ahlâkî örnekler mevcuttur.

Kur’an-ı Kerim’de “…O, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur...” (Ahzâb, 33/40) buyrularak Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’den sonra Yüce Allah’ın dünyaya bir daha peygamber göndermeyeceği bildirilmiş, Hz. Peygamber (s.a.s.) de “Ben peygamberlerin sonuncusuyum” (Buharî, Menakıb, 18) sözüyle kendisi ile birlikte peygamberliğin sona erdiğini haber vermiştir.

Bunun anlamı şudur: İnsanlığa yol gösterici başka bir rehber gelmeyeceğine, O’nun getirdiği evrensel prensipler kıyamete kadar geçerli olduğuna göre, insanlık ancak Hz. Peygamber (s.a.s.)’e ve O’nun getirdiği iman esaslarına inanmak, güzel ahlâkını örnek almak, O’na uymak ve itaat etmek suretiyle hidayete ve kurtuluşa erişebilir. Daha kısa ifadeyle Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ve O’nun Cenâb-ı Hak’tan getirdiği ilâhî prensipler insanlık için son şanstır.

Rahmet Peygamberi Efendimiz (s.a.s.)’in kalbi sadece inananlar için değil tüm insanlar için şefkat ve merhametle dopdolu idi. O (s.a.s.), ömrü boyunca daima tüm insanların iman etmeleri ve İslam’la buluşmaları için çırpınıp durmuştur. İnsanlığın, karanlıklardan aydınlığa, dalâletten hidayete tefrikadan birlik ve beraberliğe, zilletten izzet ve şerefe, zulüm, kargaşa, terör ve anarşiden kurtulup gerçek barış ve huzura kavuşmaları ancak Hz. Peygamber (s.a.s.)’i gereği gibi tanımaları, sünnetine sarılıp O’na itaat etmeleri ile mümkündür.

İnsanın yaratılıştan sahip olduğu ulvî bir duygu olan sevginin en yüce mertebesi tüm güzelliklerin ve iyiliklerin yaratıcısı olan Yüce Allah’a duyulan sevgidir. Dinimize göre sevgiye en layık olan ancak Allah Teâlâ’dır.  Yüce Allah’tan sonra sevilmeye en layık kimse ise; Allah’ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir.

Bundan dolayı hiçbir mü’min, hiç kimseyi ve hiçbir şeyi Allah ve Resûlü’nden daha fazla sevemez. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.)’i sevmek mü’min olmanın olmazsa olmaz şartıdır. Nitekim Kur’an’a göre; “Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir...” (Ahzâb, 33/6) Yine Kur’an’da, inananlar için Allah ve Resûlü’nden daha önemli ve değerli hiçbir şey olamayacağı bildirilmektedir. (Tevbe, 9/ 24) Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de bir hadis-i şerifte bu gerçeği şöyle açıklamıştır: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, sizden biriniz, ben kendisine; anasından, babasından, evladından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça hakiki manada iman etmiş olamaz.” (Buharî, İman, 8)

Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’e duyulan sevginin göstergesi itaat ve sünnetine uymaktır. Hz. Peygamber (s.a.s.)’e tereddütsüz itaat etmeden, buyruklarına teslimiyet göstermeden ve sünnetine sımsıkı sarılmadan O’nu sevdiğini söylemek kuru bir iddiadan öteye geçemez. Kur’an-ı Kerim’de, Allah’a itaatin Hz. Peygamber (s.a.s.)’e itaatle mümkün olacağı (Nisâ, 4/80), O’na itaat edenlerin cennete girecekleri, yine onların peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber olacakları haber verilmiştir. (Nisâ, 4/69) Hz. Peygamber (s.a.s.)’e itaatten yüz çevirip isyan edenlerin ise, ahirette hüsrana uğrayacakları ve elem dolu bir azap görecekleri ( Bkz. Nisâ, 4/14; Fetih, 48/17) bildirilmiştir. Böylece Allah Resûlüne itaatin önemine dikkat çekilmiştir.

11 Aralık Pazar gününü Pazartesi’ye bağlayan gece Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in doğum gecesi olan Mevlid Kandili’ni idrak edeceğiz. Bu mübarek Mevlid Kandili’nin Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’in daha iyi tanınması, evrensel mesajlarının daha iyi anlaşılması, O’na olan sevgi ve bağlılığımızın artmasına, ayrıca bu gecenin milletimiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için barışa ve hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.

Bu yazı toplam 4552 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    • Vali Güzeloğlu’nun Türkiye’ye model olacak istihdam projesi
    • Doğru ile Yanlış
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37