1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. PİYASALARI ALGI OPERASYONLARINDAN KURTARALIM!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

PİYASALARI ALGI OPERASYONLARINDAN KURTARALIM!

A+A-

Hani bir kaide vardır, “şüyuu vukuundan beterdir” denir. Yani ne olursa olsun, her hangi bir olumsuz durum olmamış, oluşmamış olsa bile, söylentisi tıpkı olmuş gibi algılanır ve olmuştan daha beterdir. İşte şu anki piyasaların hal-i pürmelali tam da bu cinsten.

Ülkemizdeki mevcut ekonomik sıkıntının temeli bu algı operasyonlarına dayanıyor. Toplum mühendisleri ortalığa karamsarlık ve kötümserlik pompalıyor, bunu duyan herkes de inanıyor ve varsa bir yatırım niyeti, bu niyetini belli bir süre askıya alıyor. Öyle ki, bu algı tıpkı suya atılan taş misali, dalga dalga büyüyerek ülkenin her tarafını kapsıyor. Ne yazık ki, kimi özel ve tüzel kuruluşlar da bu algıya kolayca teşne olabiliyorlar. Bu gün içinde bulunduğumuz durum tam da budur.

Evet, değerli okurlarım,

Akan dereler kurumadı, yaylalarda yayılan hayvanlar topyekün bir biçimde telef olmadılar, kuraklık ve hastalık ekinlere zarar vermedi. Akaryakıt kıtlığı yaşanmadı. Dün ekmek üreten fırınlar, bugün ekmek üretemez hale gelmedi. Geçmişte olduğu gibi yağ, şeker ve pirinç kuyruğu yok. Millet zorunlu tüketim mallarını bulmada sıkıntı çekmiyor. Aksine, lüksün sınırı yok. Ayakkabı boyacısı ile simitçinin elindeki telefon bile benimkinden daha pahalı. Her evde kaç kişi varsa, her birinin elinde birer akıllı telefon mevcut. Yaşlılarımız da yokluktan değil; kullanmayı pek beceremediklerinden şimdilik tuşlu telefonlarla yetiniyorlar. Evlerimiz eşyalardan adım atılacak gibi değil. Lüks tüketim malları almış başını gidiyor. AVM’ler ve cafeler tıklım tıklım, otoparkları yeni araçlarla dolu ve zaman zaman yer bulmada zorluk yaşanıyor. Trafikte gıdım gıdım ilerliyoruz, neredeyse her evde birden fazla araç var. Üstelik değeri milyonun üzerinde lüks araçlar almış başını gidiyor…

Eskiden köyde yüz tane koyunu olan kişiler zengin sayılıyorlardı ve kendilerine köy ağası deniliyordu. Şimdi vatandaş beş yüz tane koyunun parasıyla altına Jeep çekmiş sokakları turalıyor, o da şikayetçi. Yani anlayacağınız, ciddi bir savurganlık ve şükürden yoksunluk göze çarpıyor.

Trump Amerika’da hapşırıyor, biz burada nezle oluyoruz. Bir tweet atıyor, ertesi günü dolar fırlıyor. Rusya ile ABD atışıyor, ertesi günü bizde borsa çöküyor. Ayrıca havadan para kazanma sevdası piyasaları bloke ediyor. Şu an vatandaşlarımızın bankalardaki toplam dolar cinsinden mevduatı tamı tamına 183 milyar dolardır. Bu paranın ¼’ü piyasalarda TL cinsinden dolaşsa, krizin zerresinden bahsedilmez. TL cinsindeki mevduattan bahsetmiyorum bile. Demek ki, paralar var ve bu paralar dolara dönüştürülerek bankalarda yatıyor ve doların yükselmesi bekleniyor ki, havadan para kazanılsın.

Bildiğiniz gibi dövizin serbestliği rahmetli Özal zamanında gerçekleşti. Ondan önce 100 dolar dahi taşımak suçtu ve doların inip çıkması pek fazla vatandaşları ve piyasaları ilgilendirmezdi. Evet yasaktan yana değilim ama biz bağımsız bir ülkeyiz ve bize ait bir milli paramız var. Biz ne için elin parasıyla hop oturup, hop kalkalım ki? Anlamış değilim. Acizane görüşüm, bu konuda devlet, akl-ı selim ile yeni bir düzenleme yapmalı ve milleti bu cendereden kurtarmalıdır. Uluslararası ilişkilerde elbette ki döviz kaçınılmazdır. Lakin, bunu devletler yapmalı ve para transferleri döviz cinsinden devletler tarafından kendi aralarında yapılmalı. Böyle olunca da, parası olan yatırıma yönelir; dövize değil. Dolayısıyla döviz alış-verişini milletin hafızasından silmemiz lazım. Mademki bağımsız bir ülke olma iddiamız var, o halde kendi milli paramızı fonksiyonel hale getirerek aktifleştirelim.

Amerika kendi içinde can çekişiyor, ekonomisi berbat. Manipülasyonlarla, silah ticaretiyle ve uluslararası terörü finanse ederek kirli (kara) paralarla ayakta kalmanın mücadelesini veriyor. Diğer taraftan kalpazanlık yaparak karşılıksız para basıp dünya piyasalarına sürüyor. Bizler, ne yapıp edip bu cendereden kurtulmamız lazım.

Bir diğer önemli husus, 1983 yılında ANAP’ın iktidarı ile birlikte “devlet üretim yapmaz” safsatasıyla içimize bir virüs bulaştırdılar, böylelikle hem üretimi ortadan kaldırdılar ve hem de istihdamı perişan ettiler. İşsizlikten insanlar intihara teşebbüs ediyor. Dolayısıyla, ülke genelinde ivedilikle üretim seferberliği başlatmalıyız ve bu ucube uygulamayı devam ettirmemeliyiz, ondan vaz geçmeliyiz. Atıl olan fabrikaları fonksiyonel hale getirerek üretime açmalıyız. Böylelikle, istihdam sorununu da önemli ölçüde ortadan kaldırırız.

Devlet üretim yapmaz. -Devlet, sadece adalet, eğitim, güvenlik ve sağlık ile ilgilenir- gibi fikirler, safsatadan ibaret. Elbette ki bunlar devletin olmazsa olmaz görevlerinden ama devlet aynı zamanda üretimin de bir parçası olmak zorunda ve özel sektör ile rekabet eder hale gelmelidir. Aksi taktirde, kıtlığa doğru tedrici bir gidiş kaçınılmaz olacaktır.

M. Zeki CANŞİ

Bu yazı toplam 1001 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
4 Yorum