1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Posco’yu ne yapmalı ?
Posco’yu ne yapmalı ?

Posco’yu ne yapmalı ?

Turgut Özakman’ın Cumhuriyet’in ilk yıllarını anlattığı kitap dizisinin son cildi hala elimde. Keyifle okuyorum. 1930’lu yılların başı. Gazi, Cumhurbaşkanı. İsmet Paşa Başbakan. Türkiye

A+A-

Turgut Özakman’ın Cumhuriyet’in ilk yıllarını anlattığı kitap dizisinin son cildi hala elimde. Keyifle okuyorum.

1930’lu yılların başı. Gazi, Cumhurbaşkanı. İsmet Paşa Başbakan. Türkiye savaşlardan yeni çıkmış. 14 milyon civarında toplam nüfus var. Ama tamamı yoksul. Yol yok, iş yok. Herkes cahil. Sık sık Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde gericiler başkaldırıyor. Büyük sıkıntılar var. Gazi Paşa zaman zaman yurt gezileri yapıyor. Derin yoksulluğu, cehaleti gördükçe kahroluyor. Sanayileşmeye hız verilmesi kararlaştırılıyor. Öyle özel sektör yapsın, yabancı sermaye gelsin yok. Devlet yapacak. Gazi Mustafa Kemal’in önceliği bir kağıt fabrikası. Araştırmalar yapılıyor. En uygun yer İzmit seçiliyor.

Bürokrasiden genç, cumhuriyete inanan bir iktisatçı çıkıyor. Fabrikanın İzmit’e kurulmasına karşı duruyor. Görevden alıyorlar. Türkiye’de sanayileşmenin öncüsü olan Seka Kağıt Fabrikası’nın İzmit’te kurulması kesinleşiyor.

Bizim biletimiz işte o zaman kesilmiş.

Şimdi gündemde Posco var. Güney Koreli paslanmaz çelik üreticisi. Türkiye önemli bir pazar, gelişen, büyüyen bir pazar. Türkiye artık otomobil, beyaz eşya üretiyor. İhraç ediyor. Ama  Türkiye’nin yıllık 300 bin mt. paslanmaz çelik ihtiyacı varken, bunun çok küçük bölümünü üretiyor. Güney Koreli Posco, ihracat yapmak için değil. Türkiye pazarını beslemek, Türkiye pazarından kazanmak için ülkemizde fabrika kurmak istiyor. Yıllık 200 bin mt. paslanmaz çelik üretecek. Türkiye ihtiyacının 2/3’ünü karşılayacak. Türkiye’nin buna ihtiyacı var.

Koreliler, yine Türk ortakları Kibar’ı yanlarına alıp, geliyorlar Başbakan’a. Fabrika kurmak istiyoruz diyorlar. Zaten Başbakanlık, Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancıların işlerini kolaylaştırmak, onların önünü açmak için ayrı bir birim kurmuş. Başbakan Posco’yu hemen onaylıyor. Keşke fabrika için başka bir yer gösterilse. Ama pazara en yakın yer burası. Herkesin kolayına geliyor. Posco yatırımı için İzmit seçiliyor.

Başlangıçta Posco’nun fabrikasını Uzunçiftlik Uzunbey’de tarım arazilerinde kuracağı yolunda yalan haberler yayıldı. Böyle bir şeye ölümüne karşı çıkardım. Ama anlaşıldı ki paslanmaz çelik fabrikası Alikahya sırtlarında yıllar önce ilan edilen Asım Kibar Organize Sanayi Bölgesinde kurulacak.

Türkiye için de, bizim bölgemiz için de artık “Çarşı her şeye karşı” dönemi bitmiştir. Büyük bir kriz var. Türkiye üretmek zorunda. Elbette geleceği, tarım alanlarını, doğayı düşünerek üretmek zorunda. Ama açık söylüyorum, bugün biri çıksa da “Ben eski yerine Seka’yı kuracağım” dese, ellerinden öperim.

Dünyanın bu kriz ortamında 350 milyon Dolarlık bir yabancı sermaye yatırımına, sırf entellik olsun, sırf alem bizi çevreci bilsin diye karşı çıkamayız. Yanlış yere kurulmaya kalkılsaydı, elbette gider, göğsümüzü siper ederdik. Ama durum farklı. Asım Kibar Organize Sanayi Bölgesi’ne Posco gelmese, bir başka fabrika gelecek. O bölge zaten sanayi için ayrılmış. Türkiye’nin paslanmaz çeliğe, bölgenin işe ihtiyacı var.

Değerli okurlar,  “Çevrecilik”, “Çevre koruma “ denilince, bu kentte karşılıksız ve her türlü tehdide rağmen mücadele etmek açısından bu kentte kimse benim elime su dökemez.

Biz 1970’li yıllarda Ali Şen’in Maga Derisi ile uğraşmışız. Sonra Bezmen’in Koruma’sı ile adete savaşmışız. Ford Otosan Seka’nın arazisini bedavaya kapatırken, bir tek ben mücadele ettim. O dönemin Başbakan’ı(Mesut Yılmaz), Ford’un beleş araziyi sahiplenmesine karşı çıkanlara “Vatan haini” dedi. Dönemin Cumhurbaşkanı (Süleyman Demirel), “Ford’u oraya istemiyorlarsa, gelsin ben Çankaya’nın bahçesini vereyim” dedi. Ford’un yetkilileri geldi. Bir ters yazı karşılığında 7 sülaleme yetecek servetim olurdu. Hatta, “Yakının müteahhit varsa, söyle gelsin fabrika inşaatını o yapsın” dediler. Biz karşı çıktık. Koca Ford’un reklamlarını geri çevirdik, almadık.

Şimdi benim karşıma geçip, kimse çevrecilik kahramanlığına soyunmasın.

Posco ile masaya oturalım. Kent adına insanlık adına bazı şartlar koyalım, bir çerçeve belirleyelim. Güney Kore sermayesinin bence sabıkası vardır. Hyundai için elde çanta arazi topladılar. Arazilerini aldıkları insanlara, “Senin çocuğuna, torununa iş vereceğiz” dediler. Kandırdılar.

Güney Kore-Kibar ortaklığındaki Hyundai’de insanlar köle gibi çalıştırıldı. Bugün hala öyle yapıyorlar. Mahkeme kararlarını bile takmıyorlar. Posco ile bunları konuşalım. Diyelim ki, bütün ihtiyacını daha fabrika inşaatından itibaren bu kentten karşılayacaksın. İşçiyi, bu kentte oturan insanlar içinden seçeceksin. Çalışanlarına köle muamelesi yapmayacaksın. Sendika olacak. Adalet olacak. Bunları söyleyelim.

Ben, Asım Kibar Organize Sanayi Bölgesi oluşumuna da çok karşı çıktım. O arazilerin bir kısmı tarım arazisiydi. İmar planlarını değiştirdiler. Bölge insanı arazisini vermek istemedi. Devlet devreye girdi. Özel İdare parasıyla arazileri kamulaştırıp, Asım Kibar OSB’ye verdiler. Bütün bunlar AKP döneminden önce yapıldı. Ben karşı çıkıyorum, kamulaştırmaları sert eleştiriyorum diye yine tehdit edenler, rüşvet teklif edenler oldu. Şimdi çevreci geçinenlerin hiç biri ortada yoktu.

OSB alanları içinde yapılacak fabrikalara karşı çıkamayız. Elbette OSB’de olsa bile çevreye zarar vermeyecek önlemleri almasını, çalıştıracağı insanlara köle gibi davranmamasını, kentle bütünleşmesini isteme hakkımız var.

Ama OSB’de kurulacaksa, gelsin bir de Posco kursun. Ülkenin de, kentin de özellikle bu dönemde bu tür yatırımlara ihtiyacı var.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.