1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. RABİA İŞARETİ AK PARTİ’NİN MANİFESTOSUDUR  
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

RABİA İŞARETİ AK PARTİ’NİN MANİFESTOSUDUR  

A+A-

 AK Parti’nin dört ana ilke olarak parti tüzüğüne koydukları (Tek millet, Tek vatan, Tek devlet, Tek Bayrak) ilkelerini dört parmakla sembolleştirerek, bu da bizim rabiamızdır diyerek halkı bu işaretle selamlıyorlar.  Türkçe lisanındaki dört rakamı, Arapçada erbea olarak ifade edilir.  
Dört parmakla yapılan rabia işaretinin meydana çıkışı, bazı olaylara dayandırılır. Muhammed Mursi, halk tarafından seçilmiş dördüncü cumhurbaşkanı olmasını, İslam’ın ilk asırlarında yaşayan ve Kudüs’te vefat eden Rabia ailesinin dördüncü evladı olan Rabiatü’l Adeviyye’yi, bu imanlı hanımın ve onun adını taşıyan meydanı işaret etmek,  ayrıca iki parmakla zafer işareti yapanlara benzememek için rabia işareti benimsenmiştir. 
Rabia olarak ifade edilen bu dört ilkenin içinde din, ırk, dil, renk, bağımsızlık, şehitlik, kahramanlık, tarih, kültür gelenek, örf, milli düşünce, yerli fikirler benzeri değerlerin bütünleştiren ve yönlendiren tek millet ilkesi altında toplandığını unutmamalıyız. Rabia işaretinin ilkelerinden olan tek millet ilkesi kısaca anlatmak gerekirse, ülkemizin tüm insanlarını kucaklayan, İslam coğrafyasında ve dünyanın muhtelif yerlerinde yaşayan tüm müslümanları, ümmet bilinciyle bütünleştiren tevhit ilkesi olduğunu bilmeliyiz. Tek millet ilkesini doğru anlamazsak diğer üç ilke korumasız kalacağından, içten ve dıştan esen ihanet rüzgârlara karşı dirençsiz kalırlar.    
 Merhum Menderes’in, “Yeter artık söz milletindir” diyerek sağ elinin beş parmağını birlikte kaldırarak,  Rahmetli Erbakan hoca dört parmağını yumarak başparmağını dik durarak halkı selamladılar.   AK partisi sağ elin dört parmağını dik tutarak, başparmağı yumarak, yaptığı rabia işaretinden hiçbir müslüman rahatsız olmaz, olamaz.  Müslümanlar olarak, Hz. İbrahim’in (a.s.)  milletinden, yani tevhit dininden olduğumuzu söyleriz. 
 Irkı, dili, rengi, bölgesi farklı olsa da müslümanım diyen herkes, millet ilkesi altında diğer müslümanlarla İslam kardeşi olduğunu bilerek hareket eder. Son ilahi din olan İslam dinine, son Peygamber olarak gönderilen peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) iman eden müslümanlar, millet, ümmet kavramlarını doğru bir şekilde anlayarak, doğru bir şekilde kullanmaktan korkmamalıdırlar.    
Rabia olarak ifade edilen dört ilkeden ve bu ilkelerin yüklendikleri manevi değerlerden hiçbir müslümanı rahatsız olmaz.   Millet ilkesi ile hiç birimizin alıp veremediği yoktur. Lakin bu ilkeye tevhit, ümmet anlamları yüklemek, Anayasamızın 2. Maddesine uygun değildir demeye getirenler, Anayasamızın 2. 24. ve diğer maddelerini ya anlamıyorlar veya ideolojik saplantıları nedeniyle anlamak istemiyorlar. 
Anayasamızın 2. Maddesine göre, Türkiye cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir ifadesi yer almaktadır. Bu ilkeleri anayasamızın 24. Maddesinde ifade edilen “Herkesin dini inancı koruma altındadır”  anlayışıyla anlamlandıramadığımızdan,  anayasamızın 2. Maddesinde belirtilen ilkelerin, asıl anlamlarından uzaklaşarak yapılan farklı yorumlara fikir anarşisine vesile olduğundan toplumun sosyal barışını güçlendirme yerine zayıflatmış olduk. Konu buraya gelmişken, toplumun huzur ve barışına katkı sağlayacak olan bu ilkeleri kısaca izah etmek fayda vardır.
 Demokrasi ilkesi; azınlığın çoğunluğa veya çoğunluğun azınlığa baskı yapması değildir.  Sınırsız bir özgürlük anlayışına yol vermez. Başkalarına zarar verecek şekilde her istediğini yapmak, iftirada bulunmak, insan onuruna yakışmayan hakaretlerde bulunmak kendi düşüncesini başkalarına şiddetle dayatmaya imkân vermez.
Laiklik ilkesi; Semavi ve beşeri olan herhangi bir dini insanlara dayatmaz.   Hiçbir insanın veya zümrenin kendi fikir, düşünce ve inançlarını başkalarına zorla ve şiddetle dayatmasına müsaade etmez.  Şiddette dayalı olmayan, toplumun huzurunu bozmayan, başkalarının özgürlük alanlarına müdahale etmeyen, fikir ve inançların konuşulmasına, ibadetlerin özgürce yapılmasına imkân sağlar.
Sosyal devlet ilkesi;  din, mezhep, meşrep, ırk, bölge farkı gözetmeksizin, tüm vatandaşlarımıza külfet ve nimet karşılığında milli gelirden payını eşit bir şekilde veren devlet hizmetlerini eşit oranda halkın istifadesine sunar.  
Hukuk ilkesi; dağ başında yaşayan bir çobanla, devletin başında olan cumhurbaşkanı kanun karşısında eşit olması demektir. Suç işleyen kim olursa olsun,  imtiyazına, gücüne, kuvvetine, çıkarına,   bakılmaksızın adil bir şekilde yargılanmalıdır  
Müslüman olduğunu söylediği halde,  İslam dinine muhalefet ederek saygısızlık yapmak özgürlük değil, saygısızlığın dik alasıdır.  Son din İslam’ı kabul etmeyen gayri Müslimlerin de, İslam dinine hakarette bulunmaları özgürlük sınırları içinde mütalaa edilemez.  İslam dinine ve müslümanlara olumsuz bir şekilde yapılan, sözlü ve fiili eylemlerin, günahını, özgürlük kelimesine yüklemek zulümdür, daha açık bir ifadeyle alçaklıktır.  Kişilerin özelini, topluma zarar vermeyen olumsuz alışkanlıklarını araştırmak, açığa çıkarmakta özgürlük olmadığı gibi, toplumu huzursuz eden tüm olumsuzlukları alenileştirmekte özgürlük değildir.
Konumuzun başına dönersek, rabia olarak ifade edilen dört ilkeyi kısaca özetlemek istiyorum.  Tek Vatan ilkesi; Hz. Peygamberimiz “Vatan sevgisi imandandır” buyurmuştur. Şehit kanıyla yoğrulmuş 780 bin kilometre kare toprakların tamamıdır. Tek Bayrak ilkesi;  Devletimizin bağımsızlığımızı milli ve manevi değerlerimizi ifade eden bir semboldür.
Tek Devlet ilkesi; Hz. Peygamberimiz (S.A.V.) şehirlerin anası Mekke’den medeniye hicret ederek, devlet kurması Yüce Allah’ın emridir. Adil bir yönetim anlayışıyla hiçbir vatandaşını ayırt etmeden 80 milyon insanımızı kucaklayarak hizmet eden şuurlu bir anlayışın ve idealin adıdır.
Tek Millet olma ilkesi;   [“ Gruplara bölünüp ayrılmayın, hepiniz birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun” birbirinizden ayrılmayın” (Al-i İmran 103) “ Allah’a ve Peygamberine itaatten ayrılmayın ve birbirinizle çekişmeyin, sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun; çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal 46)]
Ülkemizde adil bir düzenin kurulmasını istiyorsak, hep birlikte Kur’an ve sünnette sarılmalıyız. Tefrikaya düşmeden birlikte hareket edersek, dıştan ve içten gelen tüm ihanetlere karşı galip geliriz.  Terörün bitirilmesine, Ayasofya’nın yeniden camiye çevrilmesine batılılar engel olamaz.  Engel çıkaranlar; her partinin, her grubun her cemaatin, içinde yer alan korkutulmuş şuursuz beyinlerdir. Kalın sağlıcakla.

Bu yazı toplam 1093 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
4 Yorum