• BIST 89.953
  • Altın 145,342
  • Dolar 3,6209
  • Euro 3,9098
  • Kocaeli 17 °C

Radikal kararlar almak zorundayız 

İsmet ÇİĞİT

Amacım, kimseyi kırmak, eleştirmek, suçlamak değil..

Ama çok büyük sorunumuz var. Bu sorun giderek büyüyecek. Önümüzde karlı, buzlu,  şiddetli yağmurlu günler var.. Bu sorun, bu şehirde belli bir kesimi değil, herkesi etkiliyor. Herkes rahatsız..

Her gün yüzlerce şikayet alıyorum. İnsanlar isyan ediyorlar. Sorunu mutlaka anladınız: İzmit’in trafik sorunu. Tamam, tramvay yolu inşaatını yapacağız. Bu inşaat yapılırken elbette biraz çile çekeceğiz. Tamam, her yıl bu şehirde 10 binden fazla yeni araç trafiğe giriyor. Caddeleri, sokakları genişletmemiz mümkün değil. Bu kentte bir trafik sorunu kaçınılmazdır. Ama İzmit’teki sorun “Sıkıntı” olmanın çok ötesine taşındı. Hayat duruyor.

Meseleyi önümüze koymalı, şapkamızı çıkartıp, onu da masaya koymalı. Bazı çözümler aramalıyız. Bırakın özel arabasıyla şehir içinde gezintiye çıkanlar sıkışsınlar.. Ama bu kentte Ambulans gidemiyor, polis gidemiyor, itfaiye gidemiyor. Maazallah çok ağır faturalar ödeyebiliriz. Bu sorunu tamamen ortadan kaldıramazsak da, azaltmak için çareler bulabiliriz.

MİNİBÜSÇÜ İSYANDA

Pazartesi sabahı  Minibüsçüler Odası Başkanı Mustafa Kurt ise,  5 Nolu Kooperatif Başkanı Hasan Öztürk birlikte geldiler.. Dokunsanız ağlayacaklar.. Minibüsçü perişan.. Dertlerini anlattılar:

“- 40 dakikada tamamlanması gereken turu, şehir içi minibüsleri 3 saatte bitiremiyor. Şoför isyanda, minibüs sahibi isyanda. Bu iş böyle yürümeyecek. İnsanlar arabalarını satıyor. Sefere çıkacak şoför bulamıyoruz”

Daha çok anlattılar. Özellikle Santral’dan sonrası, İzmit’in doğusu için çok karanlık tablo çizdiler. Bu işin minibüsçü tarafı. Haklılar.. Gerginler.. Kazanamıyorlar.

Sorun sadece minibüsçülerin sorunu değil. Öğrenci sıkıntılı, esnaf perişan.. Bu kadar sorun, sıkıntı var, denetim yapılmıyor. Sözde UKOME’den İzmit’in doğusundaki caddeler için park yasağı çıktı. Uygulanmıyor.

Mustafa Kurt, “Siz buralardaki sıkıntıyı görüyorsunuz. Gidin Yeşilova’ya, Yenişehir’e oralarda durum çok daha kötü” dedi.

PAZARLAR MUTLAKA KALKMALI

Çare  ne olabilir.. Radikal bazı kararlar almamız lazım. Misal, şehir merkezinde parkomatlar dahil, bütün otopark uygulaması kaldırılabilir. Daha ileri gidilir.. Şehir merkezine toplu taşım araçlarının girmesi tamamen yasaklanabilir..

Öncelikle şu Cumartesi-Pazar- Perşembe Pazarlarını mutlaka şehir içinden kaldırmamız gerekiyor. AK Parti Belediyeleri 2004’den beri bu pazar yerleri ile ilgili vaatlerde bulundular. Ama pazarcıdan korkuyorlar.

Pazar Pazarı, Kozluk’tan Seka Park alanına taşınacaktı. 15 yıldır yapılamadı. Perşembe Pazarı ile Cumartesi Pazarının mutlaka kentin göbeğinden kaldırılması lazım. Üstelik Büyükşehir para harcadı. Kapalı Pazar yeri yaptı. Ama pazarcıyı taşıyamıyor. Laf geçiremiyor..

İzmit’in menfaati mi önemli, pazarcının vereceği oy mu önemli. Buna karar vermeliyiz.

Kent yöneticilerimizin bir aracın direksiyonuna geçip, trafiğe çıkmasını rica ediyorum. Ya da kent yöneticilerimizin ellerine bir Kent Kart alıp, şehir içi toplu taşıma araçlarıyla seyahat etmelerini rica ediyorum. Çıkın, görün vatandaşın halini. Perişan durumda bu şehir.. Tamam, hiç sıkıntı çekmeyelim, trafik sorununu tamamen bitirelim demiyorum. Ama bir şeyler yapılabilir. Bu sıkıntı hafifletilebilir..

Hala şu D-100’de TIR trafiğinin önüne geçemedik. Hala şehrin doğusundaki caddelerde park yasağını uygulayamadık. Önümüz kış. Ağır kış. Bu şehirde biz yaşıyoruz, çocuklarımız yaşıyor.. Trafikteki çile, hayati riskler getirmeye başladı. Minibüslerde, trafikte herkes öfkeli, tahammülsüz hale geldi. Lütfen.. Oturup, konuşalım. Bakın memlekette OHAL var. “Ben yaptım oldu” denilebiliyor. Bazı kurallar koyalım. Bazı yasaklar koyalım. Bu sıkıntıya biraz çözüm arayalım.

Her gün gözümün içine giren bir  pankart  var

D-100 karayolu üzerinde. Tam gazete binasının önünde. Her gün benim çalışma odamdan dışarı baktığım zaman ilk gördüğüm şey.

Yaya üst geçidi üzerinde Büyükşehir Belediyesi’nin bir pankartı var. Dünün tarihi 27 Eylül’dü. Bu pankartın üzerindeki yazıda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi halkı 13 Eylül’de yapılan “Kent Bayramlaşması”na davet ediyor.

Diyeceksiniz ki, “Bu şehirde bunca sorun var. Senin derdin yaya üst geçidi üzerinde günlerdir unutulan pankart mı?”

Evet bu şehirde ayrıntı, detay gibi görünüyor olabilir. Ama D-100’den her gün binlerce araç geçiyor. Diyelim ki bu şehrin yabancısısınız.  D-100’den geçiyorsunuz. Önünüzde bir pankart. Kentin belediyesi, 13 Eylül’de yapılmış bir törene halkı davet eden pankartı hala çıkartmamış. “Bu nasıl bir şehirdir?” diye düşünmez misiniz?.

Ben bir İzmitli olarak utanıyorum.  13 Eylül’deki Kent Bayramlaşmasına davet afişinin 27 Eylül’de hala D-100 karayolu üzerindeki yaya köprüsü üzerinde duruyor olması normal midir?.. Bu şehrin nasıl yönetildiğini, bu şehri yönetenlerin pek fazla şeyi umursamadığını göstermiyor mu?

Ne olur kaldırın artık şu bez afişi. Her gün, her an gözümün içine giriyor. Yaşadığım şehir adına üzülüyor, utanıyorum.

Halkın önüne çıkıp tartıştılar

ABD’de Başkanlık Seçimi 8 Kasım’da yapılacak. ABD demokrasisinde iki büyük parti var. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar.. İki parti de ABD’nin bütün eyaletlerinde kendi üyelerinin katılımı ile ön seçim yaptı. Cumhuriyetçiler  Donald Trump’u; Demokratlar Hillary Clinton’u  Aday gösterdiler..

ABD’deki başkanlık seçiminin yarışı kıran kırana geçiyor. Bir gün Trump 1 puan öne geçiyor, ertesi gün Clinton 2 puan önde gözüküyor..

İki aday geçen gece New York kentinde bütün ABD’nin izlediği bir televizyon kanalında birlikte tartışmaya katıldılar. Daha önceki günlerde iki aday ayrı ayrı programlara çıkıyorlardı. Hem de kendileriyle açıkça dalga geçilebilir komik programlara katıldılar.

Geçen geceki programda ABD halkı onları bir arada izledi. Aynı soruya verdikleri farklı yanıtları, aynı sorunun çözümü konusundaki farklı reçeteleri öğrendi. ABD Başkanı olmak, halkın oyunu almak isteyen adayların kişiliklerini gözlemledi.

Türkiye’de de eskiden olurdu. Seçimler öncesi adaylar aynı televizyon programına katılır, halkın önünde birlikte tartışırlardı. 1983’de Turgut Özal bu programlar sayesinde seçim kazandı. 2002’de Recep Tayyip Erdoğan yine böyle programlar sayesinde halka kendini tanıtıp, seçim kazandı. Ama 20 yıldır, bizim ülkemizde liderler halkın önüne birlikte çıkmıyorlar.

Bırakın ülke liderlerini. Yerelde bile farklı partilerin adaylarını bir yerel televizyon kanalında bir araya getiremiyoruz. Oysa, demokraside en önemli kural, halkın kendilerinden oy isteyenleri iyi tanımasıdır. Televizyon bu açıdan büyük bir nimettir. Önceki gece yüzmilyonlarca ABD’li, ülkeye Başkan olmak isteyen iki adayı aynı programda izledi. Günün birinde umarım Türk seçmenlerinin de böyle bir şansı olabilir.

Bu yazı toplam 1972 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37