• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Kocaeli 18 °C

RAHMET AYI RAMAZAN (2)

Mehmet SÖNMEZOĞLU

Cenâbı Hak, Ramazan ayını mübarek kılmış, onu nice hayır ve faziletlerle şereflendirmiştir. Ancak Yüce Mevlamızın Ramazan-ı Şerif vesilesi ile ihsan ve ikramda bulunduğu rahmet, mağfiret, feyiz ve bereketten istifade edebilmek için mü’minlerin bu ayın kıymetini idrak edip, gereği gibi değerlendirmeleri gerekmektedir. Değerini bilmeyen bir kişiye Ramazan’ın herhangi bir şey kazandırması söz konusu olamaz. 

Bu ay, inananların günahlarından arınmaları için büyük bir fırsattır. Bunun yolu da bu mübarek ayın faziletine inanmak ve sadece Allah’ın hoşnutluğunu umarak ibadet ve taatlerle en güzel şekilde ihya etmektir. Şu hadis-i şerifte Ramazan ayının nasıl değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmektedir: “Allah Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de gece ibadetini (teravih namazını) sünnet kıldım. Kim, faziletine inanarak ve alacağı mükâfatı Allah’tan umarak orucunu tutup, gece ibadetini yaparsa, anasından doğduğu gün gibi günahlarından kurtulur.” (Nesaî, Sıyam, 40; İbn Mâce, İkame, 173)

Görüldüğü gibi bu ayı ihya edebilmek için yapılması gereken ilk şey bu ayı oruçlu geçirmektir. Zira daha önce de zikrettiğimiz gibi Yüce Allah Ramazan ayına ulaşan kimselerin, onu oruçla geçirmelerini emretmektedir. (Bakara, 2/185) Yine Kur’an-ı Kerim’de; “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Böylece umulur ki (haram ve günahlardan) korunursunuz” (Bakara, 2/183) buyrularak, orucun farziyyeti ve fazileti bildirilmiştir.

Ayet hem orucun İslam’dan önceki ümmetlere de farz kılındığını haber vermekte, hem de farz kılınmasının hikmetini açıklamaktadır. Buna göre Cenâb-ı Hak, oruç ile mü’minleri irade ve nefis terbiyesine tâbi tutarak onların takvaya ulaşmalarını, yani günahlardan tam anlamıyla sakınmalarını murat etmiştir.

Oruç ile hedeflenen takvaya ulaşmak için, orucun beden ve kalp bütünlüğü içinde tutulması lazımdır. Yani insan bir yandan kişi yemesini, içmesini, cinsî arzusunu terkederken,  diğer yandan da kalbini kötü duygu ve düşüncelerden arındırmalı; eliyle, diliyle ve diğer azalarıyla günah işlemekten de uzak durmalıdır. Bu sebeple oruçlunun hased, yalan, iftira, gıybet, söz taşıma, kavga, kalp kırma gibi kötü söz ve davranışlardan titizlikle sakınması gerekir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadislerinde, “Oruç kalkandır” buyurarak orucun günahlara karşı koruyucu özelliğini haber vermiş, “Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.”  (Buharî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163) sözleriyle de oruçlunun uyması gereken hususlara dikkat çekmiştir.

Oruç, usulüne uygun olarak tutulduğunda günahlardan arınmaya ve cehennem azabından kurtulmaya vesiledir. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buharî, Savm, 6; Müslim, Sıyâm, 203) Hz. Peygamber (s.a.s.), orucun Allah katındaki değerini ve oruçlunun kazanacağı mükâfatı da şu ifadeleriyle açıklamıştır: “İnsanın her ameline kat kat sevap verilir. Bir iyilik, on mislinden yedi yüz misline kadar katlanır. Allah Teâlâ, "Ama oruç başka. O benim içindir, mükâfatını da ben veririm. Oruçlu, şehvetini ve yemesini benim için bırakır.” (Müslim, Sıyâm, 164) “Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.” (Buharî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163)

Bunlardan başka olarak mü’minler bu aya mahsus olan teravih namazı kılarlar, sadaka-ı fıtır vererek malî yükümlülüklerini yerine getirirler. Ayrıca Ramazan’a mahsus olmamasına rağmen zengin mü’minler zekâtlarını da bu ayda verirler. Yine bu ayda hali vakti müsait olan mü’minler ihtiyaç sahibi din kardeşlerine bol bol infakta bulunurlar, adeta iyilik ve hayırda yarışırlar. Mukabele, itikâf sünnetleri yerine getirilir, iftar ve sahurların bereketinden istifade edilir, bu rahmet ikliminin manevî hazzı doyasıya yaşanır.

Allah rızası için oruç tutmak insana öyle bir huzur hali bahşeder ki, bu manevî zevk başkalarının duyamadığı, yaşayamadığı, hatta anlayamadığı tatlı bir histir. Zira insan, Allah için yaptığı fedakârlık nispetinde kulluk zevkini tadar. Allah için kayda değer bir fedakârlık yapma hissini oruç kadar veren başka bir ibadet az bulunur.  (Dr. Murat Kaya, Ebedî Yol Haritası İslam, Altınoluk Yay. Sh. 338-339)

Sevgili Peygamberimizin haber verdiği gibi sadece oruçluların girdiği “Reyyan” denilen kapıdan cennete girebilmek (Buharî, Savm, 4) ve Rabbimize kavuştuğumuzda bizlere lütfedeceği mükâfatlarla sevinebilmek (Müslim, Sıyâm, 163) için Ramazan orucunu usulüne ve adabına riayet ederek tutmaya çalışmalıyız. Ayrıca, teravih namazlarını ve beş vakit namazı camide cemaatle kılarak, itikâfa girerek, zekât ve fitrelerimize ilaveten vereceğimiz sadakalarla yoksulları sevindirerek, din kardeşlerimize yapacağımız ikramlarla gönüller kazanarak ve başka hayır yollarıyla bu mübarek ayı en iyi şekilde ihya etmeliyiz.

Bu yazı toplam 924 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37