• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Kocaeli 17 °C

RAMAZAN AYI, NEFSİ TERBİYE EDEN MANEVİ OKULDUR

Alaattin KÖKSAL

Ramazan-ı şerif ayı ile alakalı bir makale yazmamı talep eden değerli okuyucularımızın isteğin yerine getirmek için, “ Eski Başbakan A. Davutoğlu’nu dikkatle dinledim”  yazı dizisinin 7. Bölümünü önümüzdeki Çarşamba gününe ertelemeye mecbur kaldık.
……..
         Mübarek Ramazan-ı Şerif ayı, diğer on bir aydan farklı bir özeliğe sahiptir. “O Ramazan ayı ki, insanları irşat etmek için, hak ile batılı birbirinden ayırt eden, hidayet rehberi ve deliller halindeki Kur’an onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya erişirse, onda oruç tutsun.(Bakara 185) 
         Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi, bu ayın içindedir. Farz olan oruç ibadeti bu ayda ifa edilmektedir. İnsanlığın huzur ve barışını sağlayan, dünya ve ahiret mutluluğunun yolunu gösteren, son ilahi kitap olan Kur’an, bu ayda indirilmiştir. Bu ve daha birçok nedenden dolayı Ramazan-ı şerif on bir ayın sultanıdır.
         Ramazan-ı şerif ayında farz kılınan oruç ibadetini yerine getirmeye çalışan mü’minler, dünden bugüne yaptıkları fiili ve sözlü amellerini gözden geçirerek kendilerini hesaba çekmelidirler. Ramazan-ı şerifin manevi iklimini teneffüs etmeye çalışan müslüman,  diline, gözüne, kulağına, beynine, kalbine, midesine ve diğer bütün azalarına sabırla sahip çıkarak Ramazan mektebinden alacağı maddi ve manevi dersleri hayatı boyunca unutmayacak şekilde oruçla içselleştirerek hayatına tatbik etmelidir.
          Yüce Allah (CC) vahiy yoluyla Hz. Peygamberimize (sav)  onun fiili ve kavli sünnetiyle bize kadar intikal eden ve kıyamette kadar değişmeden intikal edecek olan Kur’an-ı Kerimi ve Hz. peygamberimizin hayatını, okumaya ve anlamaya gayret etmeliyiz. Saniyen akaitten ibadete, hukuktan ekonomiye, siyaseten sosyal ve beşeri münasebetlere, muamelattan yönetime kadar her şeyi doğru bir şekilde anlamanın ve anlatmanın gayretiyle Ramazan ayını bir milat olarak kabul ederek değerlendirmeliyiz.
                  Sevgili peygamberimiz (S.A.V.) ramazan-i şerif ve oruç hakkında şöyle buyurmaktadır.  “Ramazan-ı şerifin başı rahmet, ortası mağfiret, sonu kurtuluşa vesile olan bir aydır. ” “ Oruçlu iken çirkin sözler söylemeyin! Birileri sizlere sataşırsa ona ‘ Ben oruçluyum deyin’  “Temizlik imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır.” (Buhari, Müslim)
         Mü’minler olarak, bu ayet ve hadislere göre hadisi şeriflere göre kendimizi kontrol ederek eksik ve kusurlarımızı telafi etmenin gayretiyle ramazan-ı şerefin manevi ikliminden istifade ederek, ? Müslüman fertler ve toplum olarak her türlü ahlaksızlıklardan sıyrılarak kalıcı olan güzel ahlaklarla kendimizi donatmalıyız. 
            Haddimizi ve hududumuzu aşarcasına kendi cemaatimizden, tarikatımızdan, partimizden olmayan müslüman kardeşlerimizi küfürle ve münafıklıkla itham etmenin akait inancımıza göre ne büyük bir tehlike olduğunu bilemeyecek kadar kör bir taassuptan kurtulmak için, Ramazan-ı şerif ayını bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz.  
         Yüce Allah (CC) nisa suresinin 94. Ayetinde şöyle buyurmaktadır. [ Ey iman edenler! Allah yolunda adım attığınız zaman iyi düşünün ve dinleyin; size İslam selamını veren kimseye, dünya hayatının geçici zevklerine göz dikerek “Sen Mü’min değilsin demeyin.”] Hz. Peygamberimiz (S.AV.) “Kim kardeşine kâfir derse, ikisinden biri mutlaka kâfir olmuştur. Eğer itham edilen kâfir değilse, küfür itham edene döner.” (Buharı, Müslim) 
         Bu ayet ve hadisleri duyan bilen okuyan bir müslüman, kendi hizbinden olmayan bir müslümanı küfürle münafıklıkla itham edebilir mi? Efendim ben bu insanlara güvenmiyorum onlar kendi şahsi ikbal ve menfaatleri için müslümanları kandırıyorlar gibi bir anlayış,  İslam akaidinde yeri yoktur. İnsanların niyetlerini okuma gibi bir görevimiz yoktur müslüman zahire bakarak kararını verirken duyumlara göre değil, fiili olarak görerek ve duyarak kararını vermelidir. 
          Şu tarihi olayı müslümanlar çok iyi anlamalıdır. Savaş meydanında Hz. Zeyd ile karşı karsıya gelen bir müşrik yere düşünce sesli olarak kelime i tevhidi söylemiştir. Hz Zeyd; bu insanın ölüm korkusundan iman ettiğini düşünerek o insanı öldürünce; Efendimiz S.A.V.) “Ey Zeyd kalbini yarıp baktın mı ki, bunu başka bir sebepten dolayı söylemiş olduğunu bilesin” buyurmuşlardır.  Hakkı üstün tutma iddiasında olan müslümanlar, kendi hizbinden olmayan müslümanları İslam dışı sıfatlarla itham ederlerken bu hadisi göz önünde bulundurarak konuşmalıdırlar. Yoksa baltayı taşa değil kendi ayaklarına vururlar.    
         Ramazan ayı aynı zamanda tefekkür ayıdır. Hiçbir müslüman kıyamet gününde iflas eden bir tüccar konumuna düşmek istemez. Müslümanın inancı ve anlayışı böyle olunca, kendinin ve birlikte hareket ettikleri insanların ve liderlerinin itikadı anlayışlarıyla, eleştirdikleri insanların ve liderlerin itikadı anlayışları arasında bir kusur bir eksiklik görüyorlarsa bu kusuru delilleriyle söylemeyen ve müslümanları uyarmayan kişi ve kişiler dünyanın en cimri insanları olarak yüklendikleri ağır sorumluluğu unutmamalıdır.  
         İtikat noktasında açıkça bir hata kusur görmüyorsa efendim bunların kalplerinde fesat var zannıyla konuşuyorlarsa, Allah muhafaza, iftira yapmış olurlar ki, kıyamet gününde müflis tüccar konumuna düşerler. Kendinin ve birlikte olduğu arkadaşlarının ve liderlerinin ameli yaşantılarına bakmadan kendi dışındaki insanların ameli yaşantılarını kıyaslarken adil olmaya gayret etmelidirler.  
         Müslüman yalan konuşmayacağına göre, ülkemizin yönetiminde söz sahibi olan yerel ve genel iktidarları eleştirirken de ölçüyü kaçırmamalıyız. Maddi ve manevi alanlarda yapılan hizmetlerin düne göre çok daha iyi olmadığını söyleyemeyiz. Yapılanları yeterli görmemek ayrı bir şey,  gözlerimizi kapatmak başka bir şeydi 
         Ramazan ayında tutuğumuz oruç vesilesiyle nefislerin ateşi düştüğünden şeytanların eli kolu bağlanır. Böyle bir fırsatı tefekkürle ve ibadetlerle geçirmenin yanında akait bilgilerimizi sağlıklı bir şekilde yeniden gözden geçirerek nefsin ve şeytanın kullandığı kin, nefret, haset, kıskançlık tuzaklarına düşmekten kendimizi sakındırmalıyız. 
          İnsanlarımız, Ramazan ayını sadece geceleri teravih namazı kılmak, gündüzleri oruç tutmak olarak görmemelidir. Ramazan-ı şerif okulunda, başta yalan konuşmamayı öğrenmeliyiz. Saf suresinin 2. Ayetinde, “Ey iman edenler yapamayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?” uyarısını doğru olarak anlamaya çalışmalıyız. 
         Ramazan ayında elde ettiğimiz manevi hasletlerimizle diğer ayları ihya etmeliyiz. Toplum olarak birbirimize örnek olmalıyız. Helal olan dünyevilikleri ülkesi milleti ve şer güçlere karşı elinde tutan kalbine koymayan şuurlu bir zahit gibi hareket etmeliyiz.  Bu hususta Diyanet işleri Başkanımıza, müftü, vaiz, imam ve müezzinlerimize büyük görevler düşmektedir. Diyanet görevlileri her yönleriyle millete örnek olmalıdırlar. Halka karşı duruşlarına tavır ve davranışlarına giyim ve kuşamlarına dikkat etmeli, topluma aydınlatacak bilgiye sahip olmalıdırlar. 
         Hutbe hazırlamasını ve okumasını beceremeyen imam, imamlık yapmamalıdır. Milleti sesiyle etkileyemeyen, heyecanlandırmayan ibadette hazırlayamayan müezzin, müezzinlik yapmamalıdır. İl ve ilce müftüleri millete nasihat ederlerken, siyasi baskı makam, mevki endişesiyle hak ve hakikati saklamamalıdırlar.  Diyanet işleri başkanlığı ve yetkilileri milletin kafasını karıştıran bir kısım ilahiyat bozuntusu insanlara ehlisünnet itikadına ve fıkhına göre etkileyici cevaplar vermek suretiyle,  milleti bu şarlatanlardan korumalıdırlar. 
         
         Gazetelerde televizyon ekranlarında ramazan ayı münasebetiyle sözde dini makaleler yayınlamak, dini sohbetler yapmak yeterli değildir.  İslam dinin ve ramazan-ı şerifin ruhuna uygun olmayan, böyle bir kandırmacalardan şiddetle kaçınmalıyız.  Yapılacak iş nasıl ki 12 boyunca, kendi dünya görüşlerine göre, ekonomi ve siyasi makalelere yazılıyor ve yorumlar yapılıyorsa, aynı şekilde hayat nizamı olan İslam dinin siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki, kültürel ve diğer konulardaki bakışını, ehliyetli insanların yazmasına ve yorumlamasına yer verilmelidir. 
         Ramazan-Şerif ayı müslümanlara açılan bir kapıdır. Bu kapıdan içeri girenlerden iyilerini tenzih ederek söylüyorum Ramazanı şerifi sofra sohbetleriyle yemek tarifleriyle, diyetisyen programlarıyla üzerek yolcu etmesinler. Ramazan ayı bir fırsattır bu fırsatı iyi değerlendirme için İslam dinin hayat nizamı olduğu anlatılmalı ahkâm ayetleri konuşulmalı, ümmet bilinci işlenmeli, birleşik bir İslam dünyasına karşı düşmanın korkulacak bir güç olmadığı en ince ayrıntısıyla anlatılmalı,  milletin kalbine iman esasları şuurla bir şekilde yerleştirmenin ihlâslı amel yapmanın lezzeti izah edilmelidir.
         Cami ve cemaat disiplinine dikkat edilmelidir. Mazereti olan sandalyede değil yerde oturarak namazını kılmalıdırlar. Yetkili bir kişinin karşısında mazeretini anlatırken tane tane konuşmaya özen gösteren imamlar, hiç utanmadan veya düşünmeden şuursuzca teravih namazı kıldırırlarken, otomatiğe tutulmuş gibi, Kur’an ayetlerini birbirine karıştıran imamlar, Yüce Allah’ın huzurunda durduklarını düşünmelidirler.                   

 

 

Bu yazı toplam 1100 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37